@Sadef__ Bende düzenli okuyorum. Hiçbir niyetde bulunmadan çok sıkıntılı bir süreçte başladım. Sanki nefes alıyorum sayesinde ve birçok bereketini de gördüm, görüyorum Elhamdülillah
henüz hatları bile belirginleşmemiş bir gelecekten ürküp gönlünüzü daraltmayın. geçmişte işlerinizi sizin için tedbir eden Allah, bundan sonrasını da idare edecek olandır. nice mesele vardır ki daha gerçekleşmeden onu düşünmek bizi yormuş, bekleyişi içimizi ağırlaştırmış, sonra rabbimiz lütfuyla onu umduğumuzdan çok daha kolay hâle getirmiştir. sebeplere sarılın, Allah’tan yardım isteyin, onun rızasını gözetin ve hakkınızdaki takdirine hüsnüzan besleyin. henüz gerçekleşmemiş ihtimallerle kalbinizi tüketmeyin. bugününüzü, içinde bulunan hâllerle yaşayın ve yarınınızı, kendisine emanet edilen hiçbir şeyi zayi etmeyen Allah’a emanet edin.
Sabah ezanı bambaşka bir çağrı
"Allah en büyüktür...
Hadi kurtuluşa..."
O derdinden büyüktür, hastalığından, zalimden, sıkıntından büyüktür. Hadi Onun huzurunda dertlerini büyüten başını alçalt. Kurtuluş gücünde değil, aklında değil, makamında, dostlarında, akrabalarında değil kulluğundadır, der gibi...
Yaşından genç görünmek aslında manevi bir şey. Çünkü yüz, ruhun aynası. İçinde kin tutmuyorsan, affetmeyi biliyorsan, geceleri vicdanın rahat uyuyorsan, o hafiflik yüzüne yansıyor. Stres yaşlandırmaz, taşımaya devam ettiğin yükler yaşlandırır. Bırakmayı öğrenen insan hafifler, hafifleyen insan parlar. Sürekli şikayet eden değil, şükreden; herkesi yargılayan değil, anlayan bir kalbin varsa, zaman sana acımasız davranmıyor. Çocuk gibi merak eden, küçük şeylerle sevinen, kalbini kirletmeyen insan eskimez. Çünkü ruhu yorulmamıştır. Ruhu yorulmayan insanın gözlerindeki ışık sönmez ve o ışık seni her yaşta genç gösterir. Gençlik bir kremde değil, temiz bir kalpte ve sakin bir zihinde saklı.
rasûlullah da bunaldı amcasını hayat arkadaşını kaybetti ve destek görebilmek için gittiği taif'ten taşlanarak kovulduktan sonra bir üzüm ağacının altında "beni kimlere bıraktın ya rabbi" diye yakarmıştı.. sen de bunalacaksın çünkü burası peygamberin gönlünün kırıldığı dünya
Beni okulların açılması germiyor, beni asıl geren; saatler süren kurul toplantıları, zümre toplantıları, asla bitmeyen sabahçı öğlenci tartışmaları, iyi kötü sınıf kavgaları, haksız ders programları, neye göre verildiği belli olmayan nöbetler…
"Şeker Portakalı" romanında, babasından yediği acımasız bir dayağın ardından Zeze, tek sırdaşı Portuga'ya babasını öldüreceğini söyler.
Portuga dehşete düşüp bunu nasıl yapacağını sorduğunda, o küçük çocuktan şu sarsıcı cevabı alır:
"Öldürmek, Buck Jons'un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil, onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek...
Ve bir gün büsbütün ölecek.."
Bu sahnedeki gerçeklik, insan bağlarının nasıl koptuğuna dair net bir yüzleşmedir.
Birini hayatınızdan çıkarmak için fiziksel bir eyleme, gürültülü kavgalara veya büyük vedalara ihtiyacınız yoktur.
Kalbinizdeki o sessiz mahkemede birine duyduğunuz sevgiyi ve inancı geri çektiğiniz an, o kişi sizin için zaten ölmüştür…
İyi geceler..
11 Eylül İkiz Kulelere yapılan saldırılar, dünya kamuoyunda en büyük terör eylemlerinden biri olarak kabul edilirken bugün Gazze’de on binlerce sivili katleden İsrail, ABD’nin desteğiyle terörüne devam ediyor. İnsan hayatının değeri coğrafyaya göre değişmemeli…
🔴 Gazze'de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle karaciğer ve böbrek yetmezliği yaşayan 5 yaşındaki Mohammed Fisfous, tedavi için yurt dışına çıkmayı bekliyor.
İşgalci İsrail'in ablukası altında çadırlarda yaşam mücadelesi veren Gazzeliler, bu kez de kavurucu sıcak, böcek ve kemirgenlerin tehdidiyle karşı karşıya.
Güneş altında adeta fırına dönen çadırlarda yaşayan çocuklar, deri hastalıklarıyla ve sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor.