-Mektuplar-
Lenin’in aydınlar (entelejansiya) hakkındaki en ünlü ve sert ifadelerinden biri, 15 Eylül 1919 tarihinde yazar Maksim Gorki’ye Petrograd’dan yazdığı mektupta yer alır.
Lenin’den Gorki’ye:
"Halkın gücünü, burjuva aydınlarının 'hissiyatı' ile karıştırmak yanlıştır. Burjuva aydınlarını halkın 'beyni' sanmak hatadır; onlar beyin değil, boktur.
Bilimsel güçlere ('fizikçilere' vesaireye) tıpkı tıpçıların bilimsel güçlerine yardımcı olduğumuz gibi yardımcı olmak istiyoruz ve oluyoruz. Bu bizim borcumuzdur. Bu, 'aydınları' teslim almamızı gerektiren temiz bir iştir. Ama hayır, Bay 'kapitalizme yakın aydınlar' kendilerini kültürün beyni sanıyorlar. Oysa onlar kültürün beyni değil, bokudurlar.
Kendilerini 'bağımsız' sanan, oysa kapitalistlerin kölesi olan bu entelektüellerin hümanistliğine ve yufka yürekliliğine zerre kadar saygı duymuyoruz."
Deli bir değil ki bağlayasın, ölü bir değil ki ağlayasın.
Tam bir delirme hali. Belediye hangi yetkiyle bu toptan testi yaptırabiliyor? Hukuki dayanağı ne?
Ötesi bu kadar insan ne oluyor deyip neden itiraz etmiyor?
İnsanlara zulüm etmeyin!
Başaran Aksu ne yaptı?
Neden hapiste?
Ortada hukuk çerçevesinde açıklanabilecek bir gerekçe var mı?
Birileri çıkıp hukuken açıklasın: Başaran Aksu’nun hangi somut eylemi tutuklanmasını gerektiriyor?
Adalet bu defa da patronların emrine mi girdi?
Yazık çok yazık…
Zafer; hayal edebilenlerin, vazgeçmeyenlerin ve geleceğe inananların eseridir.
Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!🇹🇷
Bir gün Türkiye yeniden demokratikleşecekse, bunun yolu farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği bir kamusal alan yaratmaktan geçiyor. Bir akademisyen olarak çeşitli risklere rağmen katıldığım mecralarda görüşlerimi ve eleştirilerimi uygun bir üslupla dile getiriyorum. Söylediklerimin de arkasındayım.
Bu ülkeye barışın gelmesini çok isterim. Bunu hiçbir grubu dışlamadan, farklı düşünenlere hakaret etmeden ve eleştiriyi düşmanlaştırmadan yapabileceğimizi umuyorum. İsteyen görüşlerime katılır, isteyen eleştirir. Ama kimsenin hakaret etme veya hedef gösterme hakkı yok.
Farklı düşünenleri linç ederek barışçı ve demokratik bir toplum kurulamaz. Bu tür hedef gösterme kampanyaları, bugün neden birçok entelektüelin susmayı tercih ettiğini de açıklıyor. Arayan, soran, mesaj atan ve destek veren herkese canı gönülden teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız!
Giyimlerine, yaşantılarına baksanız hepsini laik, seküler falan sanarsınız. Kendi hayatlarında gerçekten de öyleler ama aynı zamanda dinci, muhafazakar bir rejimin de en büyük destekçileri.
Bir çelişki yok elbette. Zenginler rahat etsin diye halka dincilik ve muhafazakarlık lazım.
Öğrencilerimin başlattığı change org kampanyasını yaygınlaştırabilir misiniz?
Trans öğretmen Zoe Lila için adalet! - Kampanyaya imza ver! https://t.co/aFWOgTL0jG
Benim de yüzlerce gazetecinin de kutup yıldızı olan Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu ve oğlu Özgür Mumcu, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile bir araya geldi.
Görüşmede, Uğur Mumcu suikastı dosyasındaki son durum ve yürütülen çalışmalar değerlendirildi.
“Bir tuğla çekilirse duvar yıkılır.”
O tuğla çekildiğinde yalnızca bu hain suikast aydınlanmayacak; Türkiye’nin yakın tarihini kuşatan karanlığın önemli bir bölümü de ortaya çıkacak.
Aradan geçen 33 yıla rağmen ne unuttuk ne de vazgeçtik.
Uğur Mumcu suikastı bütün bağlantılarıyla aydınlatılmalı; failleri kadar azmettirenler ve arkasındaki karanlık yapı da ortaya çıkarılmalıdır.
özgür özel yeni parti'de delege sistemini kaldırıyor.
ilçe başkanını, il başkanını, genel başkanı doğrudan üyeler seçecek.
örgütten kendini büyük gören, derebeylik haline gelen delege sistemi yeni parti'de olmayacak.
Onlarca görüntü, tanık, belge var. Haberi yapan gazeteci süreç boyunca figüranların içinde yer almış. Gürsel Tekin halen utanmadan insan içine, kameraların karşısına geçip iftiralar atıyor. Ey utanma duygusu neredesin…