Görmezden gelmek, saflık değil zekadır. Her şeye karşılık verirsen tükenirsin. Her sesi dikkate alırsan, aklını kaybedersin. Bazı şeyleri bilerek yok saymak “ RUHU KORUMAKTIR..!”
Gri havalara kavuşan bünyemin yaşadığı tarifsiz bir sevinç var, bu havalarda yürümek, uyumak, kitap okumak, yeni kararlar almak, vazgeçmek, yeni bir diziye başlamak ya da kült filmleri tekrar hatırlamak harika, hiçbir şey yapmayıp battaniye ile tefekküre dalmak bile yeter.
“Çok sevdiğin ama geri döndüremeyeceğin kişiler,her hatırladığında seni tekrar tekrar terkeder. Çünkü iyi bir hafıza, en büyük cehennemdir. Hatıralar acı verici şeylerdir. Çünkü hatıra olmuş şey, muhtemelen bir daha hiç yaşanmayacak kadar uzaktırlar..!
Kolay ulaşılabilir tiplerin, vasat zihniyetlerin, boş özgüven ile donanmış karakterlerin arasında sessizliğin ve sükunetin işaret ettiği doğrultuda nefes almaya çalışıyoruz, çok yoruluyoruz ama bu yorgunlukla başa çıkmayı kitaplardan öğreniyoruz.
Yaşından genç görünmek aslında manevi bir şey. Çünkü yüz, ruhun aynası. İçinde kin tutmuyorsan, affetmeyi biliyorsan, geceleri vicdanın rahat uyuyorsan, o hafiflik yüzüne yansıyor. Stres yaşlandırmaz, taşımaya devam ettiğin yükler yaşlandırır. Bırakmayı öğrenen insan hafifler, hafifleyen insan parlar. Sürekli şikayet eden değil, şükreden; herkesi yargılayan değil, anlayan bir kalbin varsa, zaman sana acımasız davranmıyor. Çocuk gibi merak eden, küçük şeylerle sevinen, kalbini kirletmeyen insan eskimez. Çünkü ruhu yorulmamıştır. Ruhu yorulmayan insanın gözlerindeki ışık sönmez ve o ışık seni her yaşta genç gösterir. Gençlik bir kremde değil, temiz bir kalpte ve sakin bir zihinde saklı.
Bence insanlar eve gelmenin, evlerini toplamanın, güzel bir yemek pişirmenin, duş almanın ve sadece kendi hayatlarına odaklanmanın ne kadar huzur verici olduğunu fark etmiyorlar.
Güzel görünmekten ziyade iyi görünmeye uğraşan, bilgeliğin sihirli makyajını zihnine fevkalade uygulamış ve bu makyajı halet-i ruhiyesine yansıtan, beden işlerinden ziyade ruh işlerine öncelik vermiş insanlara bayılıyorum.
Dünyayı bir tek utanan insanlar kurtarabilir. Çünkü utanmak “ kibir “denilen en büyük günahın panzehiridir. Yalanın , iftiranın , pişkinliğin , arsızlığın önündeki en büyük engeldir..!
Görmezden gelmek saflık değil, zekâdır. Her şeye karşılık verirsen tükenirsin. Her sesi ciddiye alırsan aklını kaybedersin. Bazı şeyleri bilerek yok saymak, 'RUHUNU KORUMAKTIR.
Hayattaki en güzel kaide belli etmemek, belli etmeyeceksin ne sevincini ne de üzüntünü, ikisini de gülümseme ile geçiştireceksin, tebessümden güzel zırh olamaz, gülümse ve geç. Neşeni çok görüp derdine güleceklerdir, içte yaşa ve devam et.
Balmumu soğur, kitap sayfaları eskir, ahşap aşınır, tütün biter, eski çerçeveler tozlanır, insan yaş alır, hatıralar körleşir, sadakat zayıflar, lambalar modernleşir, sevdalar biter, unutamam dediklerin geride kalır, bazen geçer dediğin geçmez ama çoğunlukla geçer.
Bir gün, Allah'ın birçok duanıza durumunuzu değiştirmeden önce sizi değiştirerek cevap verdiğini anlayacaksınız. Her mucize açık bir kapıya benzemez, bazen en büyük mucize Allah'ın sen beklerken dönüştürdüğü kalptir. Bu yüzden duanızdan vazgeçmeyin.
Allah uyarır. zarar göreceğin, üzüleceğin, sana zerre fayda sağlayamayan insanlardan uzaklaş diye bir sürü şey gösterir. bazen sen toz konduramazsın, inanmak istemezsin. sen kendin gitmediğin için bu sefer karşı taraftan uzaklaştırılırsın. her şey senin hayrınadır da bilmezsin.
Bence insanlar eve gelmenin, evlerini toplamanın, güzel bir yemek pişirmenin, duş almanın ve sadece kendi hayatlarına odaklanmanın ne kadar huzur verici olduğunu fark etmiyorlar.
Birbirinize bakıyor ama görmüyorsunuz, söylediklerinizi işitiyor ama duymuyorsunuz, sevilmek isteyip sevgiden bihabersiniz. Siz birbirinizi kiralamak istiyorsunuz, idare etmek amacınız, zaman geçirmeyi yaşamak ile, kaliteli bir hayatı da zengin olmak ile karıştırıyorsunuz.