2004 yılında Sayın Fatih Altaylı’nın yönettiği Teke Tek programında İsrail Başbakan yardımcısı Ehud Olmert’i İsrail’in Kuzey Irak’ta bölünmeyi destekleyen politikalarını kanıtları ile ortaya koyarak mat ettim.
Olmert sorularıma cevap veremeyip programdan ayrılacağını söyledi. Altaylı da Olmert’i gidersen git diye azarladı. Program sırasında Olmert Ankara’da ben ve Altaylı İstanbul’da stüdyoda idik. Bizim konuşmalarımız Olmert’in anlaması için İngilizceye çevriliyordu.
Olmert’in önüne aralarında İsrailli uzmanların da olduğu birçok Irak uzmanının İsrail’in Kuzey Irak’taki bölücü faaliyetleri ile ilgili açıklamalarını koydum. Bunlardan birisi de Ofra Bengio adlı Kürdistan projesine destek veren ve İsrail’in politikalarını ifşa eden bir akademisyendi.
Olmert’e “sizin de tanıdığınızdan emin olduğum saygıdeğer Prof. Dr. Ofra Bengio” diyerek, “Kimin açıklamasını reddettiğinin farkında mısın?” mesajını verdim. Bu sorular ve kanıtlar üzerine Olmert çözüldü ve bu sorulara cevap vermek istemediğini söyledi.
Sistemin trol ordusu yıllarca programda Olmert’in perişan olduğunu bildikleri halde “Ümit Özdağ siyonist, PKK destekçisi Ofra Bengio’ya saygıdeğer dedi” diye tepindiler. Güldüm geçtim.
Ama zeka ve ahlak seviyesi düşük içerideki ve dışarıdaki bütün trollere gereken cevabı onlar anlasın diye değil yalan söyledikleri yurttaşlarımız görsün diye programın can alıcı bölümlerini sizlerle paylaşıyorum. @zaferpartisi@zpgencresmi@ZPKadinAile
Soldaki, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş.
Hakkında somut bir delil bulunmamasına rağmen, ''iskan süreçlerinde usulsüzlük yaptığı'' gerekçesiyle şafak operasyonuyla gözaltına alındı ve cezaevine gönderildi.
Sağdaki ise AKP'li Fatma Betül Sayan Kaya.
500 bin kişinin mağdur olduğu fon skandalında, kaynağı belirsiz 160 milyon liralık yatırımla 2 milyar lira gelir elde ettiği ortaya çıktı. Buna rağmen hakkında herhangi bir gözaltı veya tutuklama kararı çıkarılmadı.
AKP Yüzyılı.
💡Görevden affını istemek, istifa etmek yetmez.
👉"Etkin pişmanlıktan" yararlanabilmek için götürdüğün paranın iki katını yani 4 milyar lirayı Hazine'nin banka hesabına yatırman lazım.
👉2 kamyon para götürdün, 4 kamyon parayı geri getir! @drbetulsayan
Dün bu ülkede emekli bir polis memuru "geçinemiyoruz" diyerek intihar etti.
Bugün Vanlı Kara Haydar lakaplı şahsın otoparktaki araçlarında 934 milyon TL tutarında döviz ele geçirildi.
Türkiye'yi namussuzlar için cennet, namuslular için cehenneme çevirenlerden hesap soracağız!
İlişkileri görmek çok şeyi anlamamızı sağlar…
Şu Diyarbakır adını değiştirip Amed olarak telaffuz edenler bu şehrin Büyükortadoğu projesinin kalbi olacağını da ima ettiler.
Yugoslavyada olduğu gibi ilk adımlar müzikle sanatla futbolla atıldı. Birden bir spor klübü ortaya çıktı adı Amedspor oldu. Yöneticisi Narin Nadirova Kazakistan ve dünyada şubeleri olan Home Credit Bank CEOsu. Kendisini kürt ekonomist ve aktivist olarak tanıtıyor.
Babası ise Ermenistanda milletvekili..,
Bu ve benzer konuları kurcalamayı ihmal etmeyin…
500 bini aşkın vatandaşımız birikimlerini rulet masasına koymadılar. Devletin lisans verdiği, yatırım yapabilirsiniz diye onay verdiği, SPK aracılığı ile denetimim altında dediği, kamu aydınlatma platformu (KAP) ile şeffaflık vadettiği yatırım şirketlerine devletlerine güvendikleri için koydular.
Devlete düşen görev vatandaşın birikimini dolandıranların mal varlıklarına el koymak, daha önce dünyadaki örneklerde de görüldüğü gibi davranmak ve vatandaşın mağduriyetini çözmektir.
#FonMadurları
#FonMağduru
@zaferpartisi
🔴 Cihat Yaycı @haber365 için yazdı:
⁉️ Ankara iki devlet diyor; masada hangi devlet konuşuluyor?
❓ERHÜRMAN’IN DÖRT MADDESİ BİZİ HANGİ DEVLETE GÖTÜRÜYOR?
Tufan Erhürman’ın ortaya koyduğu dört maddelik müzakere yöntemine dikkatle bakmak gerekir.
Birinci başlıkta siyasi eşitlik, etkin katılım ve dönüşümlü başkanlığın ilkesel olarak kabul edilmesini istiyor.
İkinci başlıkta Crans-Montana’ya kadar ortaya çıkmış yakınsamaların ilkesel olarak kabul edilmesini istiyor.
Üçüncü başlıkta müzakerenin takvime bağlanmasını istiyor.
Dördüncü başlıkta ise yeni bir başarısızlık halinde Kıbrıs Türklerinin yeniden mevcut duruma dönmemesine ilişkin güvence arıyor.
Ben burada çok temel bir soru soruyorum:
BİZ HANGİ DEVLETİ KONUŞUYORUZ?
“Dönüşümlü başkanlık” diyorsunuz.
Hangi devletin başkanlığı?
“Siyasi eşitlik” diyorsunuz.
Hangi devletin içerisinde siyasi eşitlik?
“Crans-Montana yakınsamaları” diyorsunuz.
Bu yakınsamalar bizi hangi devlet modeline götürüyor?
Peki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nerede?
KKTC’nin Cumhurbaşkanı var.
Meclisi var.
Hükumeti var.
Bakanlıkları var.
Bayrağı var.
Toprağı var.
Halkı var.
Devlet kurumları var.
O halde bu devletin geleceği ne olacak?
Bu soruya açık cevap verilmeden “yakınsamalar”, “dönüşümlü başkanlık”, “federal siyasi eşitlik” gibi kavramların üzerinden geçilemez.
ANKARA BUGÜN ÇOK AÇIK KONUŞTU
Tam da bu tartışmalar devam ederken Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz bugün KKTC’de çok önemli bir açıklama yaptı.
Dedi ki:
“Adada iki devletin olduğu bir gerçeklik var.”
Ve devamında Kıbrıs Türk halkını azınlık konumuna düşürecek, devlet olma vasfını ortadan kaldıracak yaklaşımların başarılı olamayacağını söyledi.
Şimdi ben tekrar soruyorum:
TÜRKİYE “İKİ DEVLET” DİYORSA, MASADA HANGİ DEVLET KONUŞULUYOR?
Türkiye’nin resmi yaklaşımı iki devletli çözüm ise, yürütülen müzakere sürecinin bu yaklaşımla ilişkisi açıkça ortaya konulmalıdır.
Bir tarafta Ankara:
“Adada iki devlet gerçeği vardır.”
diyor.
Diğer tarafta dönüşümlü başkanlık, geçmiş yakınsamalar, Crans-Montana ve federasyon zemininde oluşmuş müzakere birikimi konuşuluyor.
O halde bunun açıklanması gerekir.
Bu iki yaklaşım nasıl bağdaştırılacaktır?
Çünkü mesele kelime oyunu değildir.
Mesele KKTC’nin devlet olarak geleceğidir.
YAZININ TÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN👇
https://t.co/8mXjlWmu19
@kktc_bbbasin@KKTCCB@KKTC_Disisleri@kktcmeclis@KKTCUlkuOcak@kibris_postasi@HABERKIBRIS@kibrisbugun@GundemKibris@TAKAjansi@kibrismedya@Kibris_Genc_TV@ortasayfahaber@UBPkibris@tcbestepe@TC_Disisleri
‼️ Cihat Yaycı :
FENER RUM KİLİSESİ’NİN VATİKANLAŞTIRILMASINA İZİN VERİLEMEZ!
Fener Rum Kilisesi’nin BAŞPAPAZI Bartholomeos; İskenderiye, Şam ve Kudüs patriklerini 30 Kasım’da İstanbul’da toplamaya hazırlanıyor.
Yunan basını ise toplantının İstanbul’da değil sözde “Konstantinopolis’te” yapılacağını yazıyor; Fener’i “dört kadim patrikhanenin merkezi”, Roma ile birlikte oluşturulan beşli dini yapının başı ve dünya Ortodoksluğunun yönetim merkezi gibi göstermeye çalışıyor.
Bu, sıradan bir dini toplantı değildir!
Amaç, Fener Rum Kilisesi’ni Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi bir dini kurum olmaktan çıkarıp devletler üstü, siyasi ve diplomatik yetkilere sahip Vatikan benzeri bir merkeze dönüştürmektir.
Bu yapılanmanın Kıbrıs Rum Kilisesi ile kurduğu ilişki de görmezden gelinemez.
Bugün Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi’nin başında bulunan Georgios, açıkça Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini hedef almaktadır. Türkiye’nin Kıbrıs’ı “Türkleştirmeye” çalıştığını öne sürmekte, Rumlara ve turistlere KKTC’ye gitmeme çağrısı yapmakta, Girne’nin Rum yönetimine verilmesini istemektedir.
Türk varlığına düşmanlık eden, Kıbrıs Türk halkının devletini yok sayan ve Girne üzerinde hak iddia eden bu kişinin temsil ettiği kilise, daha önce İstanbul’daki patrikler toplantısına dahil edilmiştir.
Şimdi soruyorum:
Türkiye’ye ve Kıbrıs Türklerine açıkça düşmanlık eden bu zihniyet İstanbul’da nasıl ağırlanabilir?
Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik alanı, Türk düşmanlarının buluşma ve siyasi dayanışma merkezi haline mi getirilecektir?
İstanbul’da, Türkiye’nin denetimi dışında hareket edecek ikinci bir Vatikan mı kurulmak istenmektedir?
Fener Rum Başpapazı hangi hukuki yetkiyle kendisini dünya Ortodokslarının siyasi ve idari lideri gibi göstermektedir?
Yunanistan, Batı Trakya’daki Türklerin seçtiği müftüleri tanımazken, Türk okullarını birer birer kapatırken ve tarihi camileri yok olmaya terk ederken Türkiye neden bu yapıya sürekli taviz versin?
Fener Rum Kilisesi bir devlet değildir. Bartholomeos devlet başkanı değildir. İstanbul da “Konstantinopolis” değildir.
Türkiye Cumhuriyeti, kendi topraklarında Türk düşmanlarının toplandığı ve egemenliğimize ortak olmaya çalışan devlet içinde devlet yapılanmasına asla izin vermemelidir!
Şu sırrı Rusya'da olsaydı, "Rus" ismini dağlardan sileceğiz deseydi, bunu 50 milyon kere ölmüşlerine kavuştururlardı.
Hainini besleyen büyüten, öz evladından daha üstün tutan tek ülke Türkiye olsa gerek.
Geçtiğimiz yıl toplanan 2 trilyon 840 milyar liralık Gelir Vergisinin sadece 1 trilyon 377 milyar lirası “ücretlilerden” kesilen gelir vergisidir. 2024 yılına göre bu tutar %60 artmıştır. Oysa ilgili dönemde enflasyon %30 civarındadır.
Ayrıca son 25 yılda Yeniden Değerleme Oranı kuruşu kuruşuna uygulansaydı Gelir Vergisinin ilk dilimi bugün 190.000 TL değil 521.210 TL olacaktı. Sayın Bakan dünyanın hangi ülkesinde böyle bir gizli vergi zammı vardır onu da sayabilir misiniz?
Abisi 33 askeri kursuna dizmiş kendisi otel odasında 14 yaşındaki kıza tecavüz edip 1 sene hapis yatıp çıkmış dem partiden vekil olmus
Yüce devlet 480 bin TL vekil maaşı ödüyor
Yıkıl enkazını göreyim
MEDULA ONAY DAYATMASINDA UYARMIŞTIK!
Hekim Birliği Sendikası olarak, 1 Eylül 2026’da başlatılan ve hekimlerin şahsi e-imzalarıyla faturalandırmaya esas kayıtları kontrol ve onaylamasını zorunlu tutan uygulamaya karşı çıkmış, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına resmî başvuruda bulunmuştuk.
Şimdi Ankara Tabip Odası da aynı noktaya dikkat çekiyor: Bu iş hekimin görev tanımında yoktur; angaryadır ve hekimi haksız cezai ve mali sorumluluklarla karşı karşıya bırakmaktadır.
Hekim;
• Muhasebeci değildir.
• Fatura kontrol elemanı değildir.
• Hastane gelirlerini denetlemekle görevli değildir.
• Başkalarının girdiği kayıtları sorgulamadan onaylamak zorunda değildir.
Üstelik yanlış, mükerrer veya hekimin bilgisi dışında girilmiş işlemlerde “RED” seçeneğinin kullanılmasının engellenmesi kabul edilemez.
Hiçbir hekim, doğruluğundan emin olmadığı bir kaydı şahsi e-imzasıyla onaylamaya zorlanamaz.
Talebimiz nettir: MEDULA üzerinden getirilen bu onay dayatmasına son verilmeli; idari, mali ve teknik sorumluluklar görevli birimlerce yerine getirilmelidir.
Hekimleri kamu zararının “olağan şüphelisi” hâline getiren bu uygulamanın karşısındayız.
#MEDULA #HekimBirliği #HekimAngaryaKabulEtmez
@saglikbakanligi@sgksosyalmedya
Amaçları hiç bir zaman barış, demokrasi, hukuk devleti olmadı. Kravatlı ve kravatsız teröristlerin hedefi toprak ve egemenlik elde etmek.
Sivas’a kadar uzanan Kuzeyde Karadeniz’e güneyde Akdeniz’e uzanan, GAP bölgesini Türkiye’den koparan bir Kürdistan’ı kurmak.
Bunun için zamana ihtiyaçlar var. Türkiye’yi parçalamadan önce “Batıyı birlikte yönetelim, doğuyu biz yönetiriz “diyorlar.
Türk milleti bu projeye izin vermeyecek. @zaferpartisi@ZPKadinAile@zpgencresmi
Ülkeye sokulan milyon adet Suriyeli'ye ses etmeyip ve hatta geri gönderilmelerine de karşı çıkıp, Ahlat'a getirilen 72 Ahıska Türk'ü için meclise önerge vermek!?
Kahpelik bile sizin için çok yüksek bir merci.
➖Suriye’de 3.5 milyon Türkmen var, 2 milyonu asimile edildiği için artık Türkçe konuşamıyor.
➖1.5 milyon Türkmen ise hâlâ Türkçe konuşuyor.
➖Geçtiğimiz eğitim yılına kadar Suriye’de Türkçe dersi seçmeli olarak okutuluyordu.
➖Ancak Suriye Eğitim Bakanlığı 2026-2027 eğitim yılında seçmeli ders olarak okutulan Türkçe dersini müfredattan çıkardı ve yerine Fransızca dersi getirdi.
➖Türkiye, geçtiğimiz yıllarda vergilerimizden toplanan milyarlarca lirayı Suriye için harcadı ve bu parayla Suriye’de tam 825 okul inşa etti.
➖İşte bu okullarda artık Türkçe okutulması, öğretilmesi yasak, yerine Fransızca öğretilecek.
➖Kime sorsanız dünya lideriyiz, Suriye fatihiyiz!
🏡The Öcalan Palace İmralı Resort & Office
🏡Toplam 250 metrekare kapalı alanı olan dubleks villa
➖500 metrekare büyüklüğünde bahçe
➖Etrafında duvarlar, üst düzey güvenlik
➖Her türlü teknik altyapı, görüntülü telefon ve internet imkânı
➖Dilediği kişiyle, dilediği zaman yüz yüze ya da görüntülü görüşme fırsatı
➖Arzu ettiği kişiyi misafir etme hakkı
➖Terör örgütü PKK’yı ve onun siyasi uzantısını yönetme fırsatı
➖İstediği statüde konaklama şansı
🏡Projesi Amerikan mimarlar tarafından çizilmiş
🏡The Öcalan Palace İmralı Resort & Office yakında hizmette