Farkında mısınız?
İYİLİK! Yavaş yavaş bizi terkediyor. Nereye el atsak elimizde kalıyor. İYİLİK; üzerimizden kalkıyor. Eli kolu bağlı seyrediyoruz. Önlem alınmazsa yakında iyiliksiz kalabiliriz.
Meşhur hikayedir: Devesiyle çölde giden bir bedevi, susuzluktan ölmek üzere olan birine rastlar ve kendi suyunu ona verip hayatını kurtarır. Suyu içip güçlenen adam aslında bir hırsızdır; fırsattan istifade ederek bedevinin devesine atlayıp kaçmaya başlar. Hırsız, arkasını dönüp bedeviye şöyle seslenir: "Bunu kimseye söyleme, çölde birine yardım edersen insanların yardım etme inancı kırılır."
Kötülükler de güzel servis ediliyor. "İnanılmaz dolandırıcılık olayı!" "Akıl almaz yöntem" şeklinde sunulan haberler, sonrasında da faillerin başına hiç bir şey gelmeyip, yapanın yanına kâr kaldığı ortamda, iyilik bizi terk ediyor.
Sevgimiz de orantısız, nefretimiz de orantısız. Güvenimiz de orantısız, güvensizliğimiz de. Bunun bir ölçüsü olmalı.
Sütten ağzımız yanık ama her seferinde ağzımızı yakmaya devam ediyoruz. Nedense ders çıkarıp, aynı yanlışa tekrar düşmeyelim demiyoruz.
Ankara'daki NATO Zirvesi'nde İran'a yönelik tehditkâr açıklamalarının ardından bu gece saldırı emri veren ABD Başkanı Trump, emperyalizm ve siyonizmin sözlerine güvenilemeyeceğini bir kez daha göstermiştir.
Türkiye, bölgemizi ateş çemberine çevirecek bu saldırganlığa karşı net bir duruş sergilemeli; bölge ülkeleriyle birlikte barışın, adaletin ve diplomasinin yanında yer almalıdır.
Dün hedef yalnızca Gazze değildi. Bugün de hedef yalnızca İran değildir. Sessiz kalınan her saldırı, yarının daha büyük felaketlerine zemin hazırlar.