Sorun doktora yapmak değil. Sorun, uzmanlık eğitimi almamış kişilere uzmanlık unvanı verilmesidir. Akademik derece ile uzmanlık statüsü aynı şey değildir.
#DoktoralıUzmanSayılamaz
Günlerdir burada vurgulamak istediğim nokta, doktoranın değersiz olduğu ya da değersiz görülmesi gerektiği değildir. Aksine doktora; akademik, bilimsel ve mesleki gelişim açısından son derece kıymetli bir süreçtir. Ancak bana göre tartışmanın asıl zemini doktoranın değeri değil, doktoranın doğrudan “uzmanlık hakkı” doğurup doğurmayacağı meselesidir.
Çünkü uzmanlık, doktora ve klinikte staff hekim olarak çalışmak birbirinden farklı zeminlerdir. Bu nedenle şu sorunun net biçimde cevaplanması gerektiğini düşünüyorum: Doktora yapmış bir meslektaşımız, “uzmanlık hakkı” bakımından klinikte fiilen çalışan bir staff hekimden hangi yönüyle ayrılmaktadır?
Burada zaman zaman “doktora eğitiminin niteliği” argümanı öne çıkarılıyor. Ancak bu argüman bana tek başına yeterli gelmiyor. Çünkü benzer bir durum fakülteler arasında da zaten mevcut. Farklı fakültelerde okuyan meslektaşlarımız aynı imkânlara, aynı akademik kadroya, aynı klinik yoğunluğa ya da aynı eğitim kalitesine sahip olmayabiliyor. Bazı fakülteler çok daha güçlü bir eğitim verebiliyor. Buna rağmen sınav aşamasına gelindiğinde herkes aynı objektif zeminde değerlendiriliyor.
Eğer “biz daha nitelikli eğitim aldık, bu nedenle uzmanlık bakımından ayrıcalık tanınmalı” denirse; yarın daha yüksek puanla girilen ya da daha güçlü akademik ve klinik imkânlara sahip fakültelerden mezun olan meslektaşlarımızın da “biz daha iyi eğitim aldık, bize de ek hak, ek puan ya da ayrıcalık tanınmalı” demesinden ilkesel olarak çok farklı bir noktada durulmuş olmaz.
Bu nedenle benim itirazım doktoraya değil; doktora eğitiminin doğrudan uzmanlık hakkı doğuracak şekilde yorumlanmasınadır. Doktora elbette kıymetlidir ancak uzmanlık hakkı söz konusu olduğunda herkesin aynı objektif, öngörülebilir ve adil zeminde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bir diğer mesele de hak beklentisidir. Bir meslektaşımız çıkıp “Ben bu fakülteye girdiğimde doktora vardı ben doktora yapmak istiyorum kazanılmış hakkım var ” diyebilir. Peki siz uzmanlık yolu açarsanız birileri bu hakkı talep ederse bu sürece girmiş mezunların hak beklentisi ne olacaktır? Bir gruba dönük hak tanımı yapılırken, geçmiş dönemlerin durumu da aynı ilkesel tutarlılıkla değerlendirilmek zorundadır.
Ayrıca konunun yalnızca bireysel hak üzerinden değil, sistem planlaması üzerinden de ele alınması gerekir. Bakanlık belli sayıda uzman mezun etmeyi, kontenjanları ve atamaları buna göre planlamayı hedefliyor. Örneğin binlerce kişiye doğrudan ya da fahri şekilde uzmanlık hakkı tanımlandığında, Bakanlığın bunu “bunların içinden belki az sayıda kişi aktif olarak çalışır” varsayımıyla değerlendirme lüksü yoktur. Devlet planlamasını potansiyel hak sahibi toplam sayı üzerinden yapmak zorunda kalacaktır. Bu da kaçınılmaz olarak kontenjanları, atamaları ve genç meslektaşların gelecek planlarını etkileyecektir.
ADSM’lerde hasta bakıp verilsin kuralı meselesinde de benzer bir ilkesel sorun görüyorum. Eğer gerçekten hasta bakacak bir ihtiyaç ve potansiyel varsa, bu alan şimdiye kadar neden istihdam için kullanılmadı ve bu alanın öncelikle işsiz olan, atanmayı bekleyen ya da mecburen çok uzak illeri tercih etmek zorunda kalan genç meslektaşlara açılması gerektiğini düşünüyorum.
Ha ayrıca TAMAMEN KARŞI OLDUĞUMUZ baraj tartışması yapılıyor ama o bile doğru zeminde yapılmıyor. DUS, esasen bir puan sınavından çok bir sıralama sınavıdır. Bu nedenle yalnızca belirli bir puan barajı üzerinden değerlendirme yapmak bana eksik geliyor. Eğer bir eşdeğerlik, hak tanımı ya da kıyaslama yapılacaksa -Kİ YAPILMAMALI - ; ilgili yıllardaki sıralamalar, kontenjanlar ve başarı sıralaması da dikkate alınmalıdır. Çünkü DUS’ta belirleyici olan çoğu zaman ham puandan ziyade, kişinin diğer adaylar arasındaki yeridir. (Buna rağmen kabul etmiyoruz)
Ki ne olursa olsun KAZANILMAMIŞ HAKKIN MAĞDURİYETİ OLMAZ. Doktoralılara ne şartla olursa olsun “uzmanlık” ünvanı verilmesine karşıyız.
Madem hasta bakmak ve tez yazmak uzmanlık için yeterli sayılacak; o zaman 5 yıl ve üstü görev yapan tüm diş hekimleri tez yazıp DUS’ta 45’i geçince uzman olsun.
Zaten hasta bakmışlar, emek vermişler, sahayı biliyorlar.
Olmaz değil mi?
Çünkü işin özü şu: Uzmanlık “ben de yaptım” diyerek değil; DUS, kontenjan, yerleştirme ve standart uzmanlık eğitimiyle kazanılır.
#DoktoralıUzmanSayılamaz bunu meslektaş kavgasına çevirmeden çözmeliyiz.
Türkiye’de senelerdir diş hekimleri sessiz bir şekilde atanamadan yok olurken,
Sağlık Bakanı’nın yardımcısı Yasemin Özkan’ın:
• Kocasının Marmara Üniversitesi’nde Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı olduğu,
• Oğlunun da yine Marmara Üniversitesi’nde doktora yaptığı belirtildi.
• Yasemin Özkan’ın aynı zamanda Marmara Üniversitesi’nin eski dekanı olduğu biliniyor.
Yasemin Özkan ise bu iddialara yanıt vermek yerine İslam’ın 5 şartını paylaşmış.
BU ÜLKEDE BİR YERE GELMEK İÇİN İLLA BİRİNİ Mİ TANIMAK LAZIM? BU ÜLKEDEKİ AHLAKİ ÇÖKÜŞ İŞTE BU NEDENLE ÖNLENEMİYOR. DİNİ DE BUNA ALET ETMEYE ÇALIŞIYORLAR.
Senelerce en başarılı öğrenciler devlete atanamıyor. Özel sektörde, diş fakültesiyle alakası olmayan kişilerin kliniklerinde en iyi ihtimalle 40-50 bin TL maaş alıyorlar. Bu ülkenin gençleri kendi ülkesine küsüyor.
Uzman olmak için on binlerce diş hekimi sınava giriyor. Devlete atanmak için yine on binlercesi atama bekliyor.
Siz devlette dişiniz için randevu bulamazken, on binlerce atanmayı bekleyen diş hekimi var.
Şimdi ise doktoranın kaldırıldığı ve doktora programına girmiş öğrencilerin otomatik olarak uzman sayılacağı belirtiliyor. Diş hekimleri bunun, üst düzey yetkili ailelerin çocukları için yapıldığını düşünüyor.
Bu insanlar her gün mail atıyor. Yazdıklarını okuduğumda benim bile psikolojim bozuluyor.
Ülkede o kadar israf yapılırken başarılı gençler istihdam edilemiyor.
Bu sene uzman olmak için sınava gireceklerin sayısının 14.000 olması bekleniyor. Sorun her geçen yıl daha da artıyor ve çözüm yok.
Ben Dus çalışırken, arkadaşım sırf babası bir ünide olduğu için o ünide doktora yapıyor.
Ne çabaladı, ne emek verdi. Torpil kullanarak girip üstüne bir de mağdur mu olmuş oldu? Kendi tercih etti.
Bu hikaye çok tanıdık değil mi??
#Doktorayauzmanlıkrezaleti