Why wait days and pay extra fees just to move money across borders? 🌍⚡
TETREUM is building a faster, smoother, and more accessible payment future.
🚀 Fast transfers
💸 Lower costs
🌐 Borderless access
#TETREUM#Crypto#Blockchain
Adam ilk bira fabrikasını açan ve rom içen Abdülhamid'i ata kabul ediyor, domuz etini kasaplık et statüsüne getiren ve ruhban okulu açan adama oy veriyor ama Barış Alper Yılmaz'ın şampiyonluk kutlamasında içtiği birayı ayıplıyor!
Geri zekalı olmak için bile bir miktar zeka şart!
*Mademki sen; TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURUCUSUNA KÂFİR DİYECEK KADAR CESURSUN, BEN DE SANA ŞEREFSİZ NAMUSSUZ VATANSIZ AHLAKSIZ DİYECEK KADAR CESUR ve YÜREKLİYİM !*
*Atatürk'ün düşmanı, düşmanımdır.*
*Adı : Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK,*
*Görevi : İlk Cumhurbaşkanı,*
*Doğumyeri : Selanik,*
*Yaşı : 57,*
*Eğitim : Harp Akademisi,*
*Savaş : 11,*
*Madalya : 24,*
*Nişan : 7,*
*Yazdığı Kitap : 11,*
*Okuduğu Kitap Sayısı: 4000,*
*Açtığı Fabrika : 48,*
*En Büyük Başarısı :Türk vatanını işgalden kurtarması, Türkiye Cumhuriyeti Devlet'ini kurması.*
*"Aynı takımı tutmadığım adamla anlaşırım,*
*Aynı partiye oy vermediğim adamla anlaşırım,*
*Aynı dini paylaşmadığım adamla anlaşırım,*
*Aynı milletten olmadığım adamla da anlaşırım,*
*Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sevmiyenle asla ANLAŞMAM"..*
*Ben, Ülkemi, ilkelerimi, fikrî düşüncemi Anayasanın ilk 4 maddesi gibi korur kollar asla taviz vermem.*
*Çünkü ben Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu, Türkiye Cumhuriyetinin çocuğuyum....*
*Ben, Atatürkçüyüm,*
*Ben, Cumhuriyetçiyim* ,
*Ben, lâikim,*
*Ben, antiemperyalistim,*
*Ben, tam bağımsız Türkiye'den yanayım,*
*Ben, Türk Milletindenim diyenlerdenim.*
*Ben, Türk Milletine tuzak kuran hainlerin düşmanıyım.*
*Ben, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım."*
*Ben, Allah ile aldatan namussuzların düşmanıyım..*
*Dindarım diye geçinip gece gündüz Atatürk'e küfür edenlerin düşmanıyım...*
*Atatürk; Diyaneti kuran,*
*Atatürk; Kuran-ı kendi parasıyla tefsir ettiren,*
*Atatürk; Kuran meali ve İlmihali yaptıran,*
*Atatürk; İmam Hatipleri açan*
*Atatürk; Ayasofya'yı müze değil de Cami olarak kayıt yaptırandır..*
*Ben, "susan dilsiz şeytandır" sözününün takipçisiyim..*
*Ne KÖK'ümü yok sayarım, ne dalımdan koparım...*
NE MUTLU TÜRK VATANININ KURTARICISI, TÜRK DEVLETİNİN KURUCUSU, TÜRK MİLLETİNİN ULU ÖNDERİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün AYDINLIK YOLUNDA OLANLARA. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Not: İNADINA HERKES SAYFASINDA PAYLAŞSIN BİZ DEĞİL ONLAR KORKSUN! BU DEVLET BİZİZ, BİZ MİLLETİZ BİZ ATATÜRKÜZ! 🇹🇷
Ne yaptığını söyleyeyim;
1- Ülkenin ekonomisini batırdın, Merkez Bankası kasasını boşalttın.
2- Adaleti yok ettin, yargı hiç olmadığı kadar senin döneminde siyasallaştı.
3- Gençlerin umutlarını bitirdin, sonra da giderlerse gitsinler dedin.
4- Demokrasimizi gerilettin, meclisi etkisizleştirdin, bütün yetkileri kendinde topladın.
5- İsraf ettin, milletin parasını çarçur ettin, kendine kışlık yazlık saraylar yaptırdın, uçaklar arabalar aldın.
6- İnsanımızı birbirinden ayırdın, ayırımcılık yaptın, insanlar gerildikçe sen kazandın.
7- Devlette liyakati bitirdin, her yere liyakatsiz insanları doldurdun.
8- Devleti ayakta tutan kurumlarını, kurallarını, geleneklerini hiçe saydın, zayıflattın.
9- Eğitim sistemini çökerttin, bilimsel olmaktan uzaklaştırdın, tarikatların eline terkettin.
10- Özgür basını elinden geldiğince susturdun, yalandan suçlamalarla gazetecileri içeri attın.
11- Korku imparatorluğu kurdun, insanlar söylemez, yazamaz, çizemez oldu.
12- Yanlış ekonomi politikalarında ısrar ettin, enflasyonu hortlattın.
13- Depremle ilgili alınması gereken tedbirleri almadın.
14-Depreme, orman yangınlarına, sele müdahaleleri zamanında yapamadın, kayıpları artırdın.
15- Camiye günlük siyaseti soktun, insanları dinden soğuttun.
16- Yolsuzluk, hırsızlık, devlet malına çökme işlerini teşvik ettin, bunlara göz yumdun.
17- Devlet yönetiminde şeffaflığı, hesap vermeyi ortadan kaldırdın.
18- Kibrin o kadar arttı ki şahsın ile devleti aynı görmeye başladın.
19- Kendi kurduğun düzenin karşısında olduğunu düşündüğün herkesi yok etmek istedin, zulm ettin.
20- Yurt dışındaki itibarımızı yerle bir ettin, üçüncü dünya ülkeleri dışında kimseyle görüşemez hale getirdin.
21- 21 yıldır iktidardasın, ülkenin temel hiç bir sorununu çözemedin.
22- Kendin zenginleştin, dostların, arkadaşların, akrabaların, berberin, şoförün zenginleşti; ama halk fakirleşti.
23- Eğitimli, kültürlü, yetenekli insanları aşağıladın, cahilleri eğitimsizleri yücelttin, toplum geriledikçe geriledi.
24- Üniversiteleri binadan ibaret zannedip, her yere üniversite diye binalar diktin, gerçek üniversiteleri düşman belledin, zayıflattın.
25- Cumhuriyetimizin kurucularına saygısızlık yaptın, Atatürk'e sövenleri cesaretlendirdin.
26- Sınırlarımızı kevgire çevirdin, elin Afgan’ı, Suriyelisi kontrolsüz bir şekilde ülkeyi işgal etti.
27- En kötüsü; insanımızı ayrıştırdın, birbirine düşman haline getirdin.
Vesaire vesaire...
Sabaha kadar sayarım.
Özet geç dersen; senin bu ülkeye yaptığın kötülüğü, gavur gelse yapamazdı.
Milli irade sakatlanmıştır!
Her şeyi göze alacağız, sandığı milletin önüne getireceğiz.
Ara seçimi konuşacağız.
18 belediye başkanı alınmıştır, 12 belediyede kayyım vardır.
30 belediyenin nüfusu 28 milyon.
Koyalım sandığı, Ak Parti’ye gerilersem görevi bırakacağım.
Var mı cesaretin Erdoğan?
📍AKP ve Erdoğan’ı defalarca yendiği için cezaevinde tutulan Ekrem İmamoğlu’nun bugünki duruşmada söylediği tarihe geçen cümleleri sizler için özetledim:
— Benim helal bir diplomam var, gösteremeyeceğim bir üniversite arkadaşım yok!
— Ben üniversite arkadaşlarımla stadyum doldururum başkası tavla oynanacak birini bile bulamaz!
— Öfkem çok büyük sayın hakim. Öfkem artık saklanamaz bir vaziyette!
— Bir tane AK Partili belediyeyle ilgili hiç mi soruşturma olmaz?
— Bu ülkede artık adalet, 'istediğimizi vermezsen seni aylarca tutuklu yargılarız' şeklinde yapılıyor!
— Size soruyorum. Biz mi suç örgütüyüz, yoksa her davayı aynı bilirkişi ve aynı savcılarla kurgulayıp, sonra o isimleri ödüllendiren sistem mi suç işliyor?
— 1.5 milyar TL bir duruşuma salonu için harcanmış. Buna bu para harcanır mı? Bunu ancak gayrimenkule meraklı bir yargı mensubu akıl edebilir!
— Savcı sorguda bana 'Ekrem Başkan, kusura bakmayın, yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz. O zaman da siz bizi yargılarsınız' dedi.
— Ben de kendisine çok net bir şekilde şu cevabı verdim: 'Neden yargılanacağınızı düşünüyorsunuz? Suç mu işliyorsunuz? Siz kim, biz kim? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye mücadele ediyoruz. Bu düşünce bile başlı başına bir sorun! Ülkeye artık adalet gelmeli!
Sadece okuyup geçmeyin, bizler için bedel ödeyen bu insanın her cümlesini her yerde paylaşın.
EKREM İMAMOĞLU’NA ÖZGÜRLÜK!
"İmamoğlu'nun lüks otomobil garajı" dediler;
Sahibi MHP'li çıktı!
"İmamoğlu'nun jeti" dediler;
Sahibi AKP'li çıktı!
Ne yaparlarsa yapsınlar gerçekler peşlerini bırakmıyor.
Türkiye’de vatandaş olmanın maliyeti her geçen gün artıyor.
Gelir seviyemiz Kenya’ya benzerken, alışveriş fiyatlarımız Londra ile yarışıyor.
Yetmiyor; vatandaşın yurt dışından almaya çalıştığı 30 euroluk ürüne bile engel getiriliyor.
Çocuğuna oyun konsolu almak isteyen bir baba;
• %20 gümrük vergisi,
• %20 ÖTV ve
• %20 KDV ödemek zorunda kalıyor.
Ama aynı ülkede bir iş insanı özel jet veya sevgilisine pırlanta aldığında:
• ÖTV: %0.
Bu kararların “yerli üreticiyi korumak” için alındığı söylendi. Sonuç? Bazı yerli üreticiler fiyatlara %200’e varan zamlar yaptı.
Bireysel alışverişte 1 dolarlık her ürüne gümrük vergisi uygulayan bazı ülkeler:
• Türkiye
• Afganistan
• Burkina Faso
• Kamboçya
• Kongo
• Cibuti
Oyun oynamak bir yana dursun, bu kararlardan sonra ürün geliştiren gençlerin projelerde kullandığı parçanın bulunması çok zorlaştı.
Kısacası: 15 yaşındaki Güney Koreli bir genç enerjisini devre tasarlamaya harcarken, Türkiye’deki gençler 31 euroluk mouse veya sensör aldığı için “gümrük kaçakçısı” muamelesi görüyor.
Teknolojiyi lüks, pırlantayı ihtiyaç sayan ülkeler
kendi geleceğini kaybeder.
Bu konularda yapacağım çalışmaların devamı için paylaşmanız ve takip etmeniz çok önemli.
AĞZINA SAĞLIK DEĞERLİ HOCAM..🇹🇷🙏👇👇
E. YARGITAY Başkanı Prof.SAMİ SELÇUK'tan kendisine hakaret eden BAHÇELİ'YE yanıt;
Ben, fakülte dönemini de katarsanız, altmış altı yıldır hukukun içinde yaşıyorum.
Şimdi de on yedi yıldan bu yana
Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yargılama hukuku dersleri vermekteyim. Hukuktan anlamayan, hukuksal yaklaşımla politik yaklaşım ayrımını yapamayan, ayırt etme gücü ve zekâsı olmayan birinin değerlendirmesi, benim açımdan sıfıra eşittir
Hukukçunun tek bir efendisi vardır, buyruklarını ondan alır, şundan bundan değil.
O efendinin adı da “HUKUK”tur.
Kimi bakarkör’ler görsün diye bunu lütfen büyük harflerle yazın.
KIMSE BANA EFENDİLİK TASLAMASIN!
Gücü yetiyorsa bilimsel temelde kendisi ya da kendisini bilinçsizce alkışlayanlar arasında hukukçu varsa onları da yanına alarak benim söylediklerimi çürütsün.
“Namert”, yani “alçak, korkak, erdemsiz
“beyni sulanmış”, yani “bunamış” diyerek insanları aşağılamasın
Hakaret, milletvekili yapay bağışıklık kalkanının ardına sığınarak mertliğini kanıtlamaya kalkışan zavallıların, yetersizlerin başvurdukları Brutus’vari bir eylem olmamalıdır
Mertlikten, namertlikten söz edenlerin önce kendileri mert olmalıdır.
Sövgüler eski deyişle muhayyerdir.
Değişmez huyları, sahibine geri dönüp onu vurmasıdır.
Hakaretlerle düşünceleri ve hukukun dediklerini çürütemezsiniz.
Ben, insanları bu denli zavallı, aciz yaratıklar olarak görmek istemiyorum.
Bana sövenlere iki uyarım var.
Birincisi, yazdıklarımı dikkatle okusunlar, hukukçulara danışsınlar, hukukun ne dediğini özümsesinler,
sonra da duraksadıkları noktalarda gelip benimle tartışsınlar.
İkinci uyarım da şu:
Bilkent öğrencileri hocalarını değerlendiriyorlar.
Siteye girsinler, benimle ilgili bilgileri ve özellikle bunayıp bunamadığımı öğrensinler.
Bir de önerim var.
Aynı yöntemi partiler de uygulasınlar.
Bütün partiler, başkanları hakkında delegelerin değerlendirmelerini isteyip sitelerinde yayımlasınlar.
Yurttaşlar da bunları okusunlar.
Konuşmanın sahibini tartışmaya açık ve hukuk açısından yeterli biri olarak göremiyorum.
Doğru dürüst Türkçesi bile yok.
Seçtiği dalı bile telaffuz edemiyor.
Yazdıklarımı bile anlayamamış birine ne söyleyebilirim ki?!
Kimseyi küçümsemiyorum.
Ama bana söven kişi, benim gözümde her sokakta her gün gördüğünüz kişilerden biridir.
Batı’da tek bir yanlış yapan,
o görevinden ayrılır, ayrılmak zorundadır.
Bana söven kişi, yeterince donanımı olmadığından olacak, sövgülerden medet uman, ucuz kahramanlarla sürekli gündemde olan biridir.
Bu yüzden o kişi, benimle ilgili olarak da bu kez hekimliğe özenmiş;“beyni sulanmış” diyerek sınırlarını çok aşmıştır.
Dün sövdüklerine bugün sarılarak ilkesizliğiyle şaşırtıcı yaşamsal çelişkilere düşen ve hiç güvenilemeyen birini ciddiye almam.
Böylelerine verilecek en iyi yanıt, onları hükmen yok saymaktır.
Kötü söz eninde sonunda sahibine döner.
Ben bu yanlışa düşmem.
Bu insanlar, önce insana saygı göstermelidirler...
Prof.Dr.SAMİ SELÇUK
Zülfü Livaneli diyor ki;
Sorun, onun gitmesiyle bitmeyecektir. Sorun onu iktidara getiren, üst üste dokuz seçim kazandıran, bir sürü yolsuzluk ve yönetim skandallarına rağmen körü körüne peşinden giden halktır.
Daha doğrusu halkın bir bölümüdür.
Bu halk yığının Anadolu müslümanlığıyla, gelenekle, ahlakla, haram helal kavramıyla, merhametle, şefkatle hiçbir ilgisi yoktur.
Köyden kente göçle başlayan, ne köylü ne kentli olabilen, bütün değer ölçülerinden kopmuş, vahşi birer yaratık haline gelmiş, talandan yalandan pay kapmaya çalışan ve literatürde lumpen proletarya olarak tanımlanmış olan kitledir bu.
AKP’ye oy vermiş olanların tümünü böyle yaftalamak doğru değil elbette.
İçlerinde düzgün ve samimiyetle oy veren seçmenler de olabilir.
Ama o kitlenin genel karakteristiği budur. Bu kesim kendini önce arabesk müzikle gösterdi. Güzelim türküleri, geleneksel şarkıları, Anadolu’nun büyük şiir geleneğini terk eden insanlar, bir anda mide bulandırıcı seslere, insanın kulağını tornavida gibi delen elektro bağlamalara, içinde hiçbir hakiki lirizm ve hüzün barındırmayan ‘’Ben de isterem!’’ saldırganlığına kaptırdı kendini.
Şehirler kaçak mahallelerle, üzerinde demir filizleri bırakılmış sıvasız çirkin yapılarla, lağım kokan mahallelerle doldu. Suç oranı ve özellikle kadına karşı şiddet akıl almayacak ölçülerde arttı.
Bunun adına ‘’muhafazakarlık’’ denilebilir mi? Elbette denilemez.
Aşağı yukarı sayıları kırk milyon dolayında tahmin edilen bu kitle Itri, Mimar Sinan estetiğine de sahip değildir;
Anadolu’da yüzyıllarca aydınlık bir nehir gibi akmış olan Karacaoğlan, Pir Sultan, Dadaloğlu temizliğine de. Dolayısıyla bu kesim muhafazakar değil, Türkiye’ye çarpık ve ahlak ölçülerinden yoksun bir ‘’modernleşme’’ sunan yeni bir oluşumdur.
Lafı uzatmadan söyleyeyim.
Bu kesimin hayatta en çok nefret ettiği model uygarlaşma, kültür, temizlik ve zarafet simgesi Mustafa Kemal Atatürk, kanıyla canıyla savunduğu lideri ise şimdiki cumhurbaşkanıdır.
Kimse kendini aldatmasın. Sayıları çok kalabalık olan bu kesim, ne olursa olsun, hangi skandal patlarsa patlasın sonuna kadar liderini destekleyecek ve Cumhuriyet’e karşı çıkacaktır.
Erdoğan siyasi ömrünü tamamlasa da ona benzeyen başka bir lider bulmakta gecikmeyecektir.
Çünkü Türkiye’nin çürüyen kesimi , bu bozulmayı önce müzikle, sonra hayatımızın her alanına egemen olan lumpenleşme ve arabeskleşmeyle ifade etmeye devam ediyor.
Gafil aydınlardan (!) destek alan lümpen kültür, örgütlü cehaletle beslenerek kılcal damarlarımıza kadar yayılıyor.
Bu manzaraya, lumpenlerin ele geçirdiği muazzam para ve iktidar gücünü de eklerseniz geleceğin hiçbirimiz için kolay olmadığı çok açık.
Erdoğan bu kitlenin lideridir ve onun yokluğunda yeni bir lider bulacaklarına hiçbir kuşku yok.
Mustafa Kemal aydınlığını savunan kitleler birleşene ve kendi aralarındaki çelişkileri gidererek, evrensel değerleri savunan bir Türkiye kültürü yaratana kadar acılar devam edecek.
ZÜLFÜ LİVANELİ