Ulan bunlar da hep ülkenin en uzak yerlerinde ha. Bi tane de istanbul ankara vs yok. 3 bin liraya 3-5 kilo et veriyor heyecanlanıyorsun nerde hemen gidelim diyorsun hoop elazığ. Hoop antep.
Bunun adı şey değil mi ZartZurt Evim ahahahha 😂 Adamlar bakmış sistem aynı hodri meydan biz de aynını kredi olarak gösterir onu da düşük faizden pazarlarız
2026 FIFA Dünya Kupası’nda şampiyonluğa ulaşan İspanya millî takımını yürekten tebrik ediyor; dost İspanya halkına ülkem ve milletim adına selamlarımı, muhabbetlerimi iletiyorum. 🇹🇷🇪🇸
Özellikle çocuklu aileler için tavsiyemdir.
📍 Bal Mahmut’un Yeri – Bodrum / Akyarlar
Harcama limiti 1.500 TL.Bu tutara otopark, şemsiye ve şezlong da dahil.
(Yunan’da 20-40 € alıyorlar ya sadece şezlong ve şemsiyeye + yeme/içme için,bu rakamı burada harcayabiliyorsunuz.)
Zaten böyle bir yere geliyorsanız yeme içme de yaparsınız.Fiyatlar,ülkedeki çoğu işletmeyle aşağı yukarı aynı.Sadece plaj için belediyenin ücretsiz plajlarınını seçebilirsiniz.
Denizi serindir ama Bodrum’un en temiz denizlerinden birine sahip diyebiliriz. (Yalıçiftlik ile birlikte.)
Özel tekneler ve tekne turları koya giremiyor.Apaçi tipler ve yüksek sesli müzik yok.
Bodrum’da lahmacun 2.000 TL ❌
Doğru olanı ise - lahmacun 300 TL ✅
Reklam değil,tavsiyedir.
Nerden nereye….
Bir Haluk Levent hikayesi…
Biz seninle aynı dönemde aynı hayalleri kuruyor, aynı heyecanları yaşıyorduk. Bir gün milyonlara ulaşacağımızın hayalini kuruyorduk. Aynı yapım şirketinde, aynı çatı altında şöhret basamaklarını birlikte tırmandık.
O yıllarda sen, nasıl olduysa korkunç bir borç sarmalının içine düştün. Edindiğin kötü alışkanlıklar başına büyük belalar açmıştı. Borçların yüzünden seni Adana Karataş Cezaevi’ne, rahmetli yapımcımız Hilmi Topaloğlu ve Özcan Deniz’le birlikte bizzat biz götürdük.
O günlerde sekiz ayrı bankaya olan borçlarını kapatabilmen için, Star TV’de yaptığım diziden kazandığım parayla borçlarını ödedik. Yeniden ayağa kalkman için elimizden geleni yaptık.
Sonra hayat hepimizi farklı yollara savurdu…
Yıllar sonra Ahbap Derneği’yle yaptığın yardımları, ihtiyaç sahiplerinin yanında oluşunu gördükçe içimden, “Haluk Levent o karanlık günleri geride bıraktı. Çok şükür küllerinden yeniden doğdu.” diyordum. Attığın her adımla gurur duydum. Bakanlar, Valiler, Belediye Başkanları, Cumhurbaşkanının eşinden aldığın ödül, Sivil toplum kuruluşları yaptıklarını takdir etti.
Binlerce konser verdin. Meydanlar doldu, salonlar doldu. Reklamlarda oynadın, büyük markalar sana sponsor oldu. Hayat sana milyonlarca insanın ömrü boyunca ulaşamayacağı imkânlar sundu.
Ama ah be Haluk…Şu kötü alışkanlıklarından neden kurtulamadın? Neden?
Depremde ölen insanlar için o masalara bir daha oturmamalıydın. O ekranlara bakmamalıydın. O tuşlara hiç dokunmamalıydın. Keşke ellerin kırılsaydı da bu alışkanlıklara bir daha dönmeseydin.
Bu halk seni başının üstüne koydu. En güvenilir, en çok alkışlanan sanatçılardan biri yaptı. Bağrına bastı. Sana ikinci, üçüncü, belki de son bir şans verdi.
Depremde insanlar evlatlarını, annelerini, babalarını toprağa verirken, kendi yaralarını sarmaya çalışırken milyonlarca insan elindekini avucundakini sana gönderdi. Sana güvendi.
Milyonlarca insan sana ışık yaktığı halde o karanlığın içinden aydınlığa çıkamadın. Neden o ışığı göremedin? Neden o kötü alışkanlıkların için doğruluktan ve dürüstlükten ayrıldın?
Hayat bu kadar ucuz muydu Haluk? Birkaç dakikalık heyecan uğruna, bunca sevgiye, bunca güvene, bunca emeğe sırt çevirmeye gerçekten değer miydi?
Yaptıkların sadece seni yıkmadı. Sana inananları, seni sevenleri, dostlarını da derinden yaraladı.
Ben bugün en çok seni değil… Aileni düşünüyorum. Sadece onlar için bile bütün kötü alışkanlıklarını, bütün tutkularını, bütün zaaflarını geride bırakmalıydın.
İçimde cevabını bulamadığım tek bir soru kaldı…
Gerçekten değdi mi Haluk?
Doğuda Türk yok algısı yaratmak isteyenlere de güzel cevap oluyor bunlar. Erzurumspor her seferinde Türklüğüne sahip çıkıp milliyetçi tavrını ortaya koyuyor. Türklüğün kalesi Erzurum var olsun.
@BeratZkkk Crystal hotelleri özellikle waterworld, admiral tam fpdir. Misyonları ödenen paranın 2 katı olarak karşılığını vermekmiş. Hakkaten de öyle.
Bütçe daha düşükse invista.
Machiavelli, Prens'te insanların doğası gereği nankör, dönek ve çıkarcı olduğunu yazar. Böyle bir dünyada eski bir borcu herkesin gözü önünde ödemek saf iyilik değil, akıllıca bir hamledir. Nankör damgası yemezsin, itibarın büyür.
Bu tip jestler iki işi birden görür. Sadık bir adamı yanında tutar ve herkese "bu adama yapılan iyilik karşılıksız kalmaz" mesajını verir.
Hikayeyi duyan herkes, ona yardım etmenin iyi bir yatırım olduğunu farkında bile olmadan zihnine kaydeder. Machiavelli'ye göre erdemli görünmek, çoğu zaman erdemli olmaktan daha işlevseldir.
Hikayede herkesin atladığı bir de ilk cümle var. "Çocukken maddi zorluk yaşayan bir kişi." Adler'e göre insanı geçmişin nedenleri itmez, geleceğin amacı çeker.
Kirasını ustasının ödediği o çocuk, o günden beri bir aşağılık duygusunun içindeydi ve o borcu kapatarak o duygudan kurtuldu. "Artık o eski fakir çocuk yok, artık veren el benim.". Bu bir teşekkür değildi, bir ilandı.
Aşağılık duygusuyla başlayan yay, üstünlük çabasıyla tamamlandı. Çocukken ustasından gördüğü cömertliği, büyüyünce ustasına iade etti.
"Peki samimiyet mi, hesapçılık mı?" Adler'e göre bu soru yanlış kurulmuş. İnsan bölünmez bir bütündür; bilinç de bilinçdışı da aynı amaca hizmet eder.
İçten gelen minnet ile akıllıca yapılan itibar yatırımı, aynı hedefe doğru tek bir harekettir.
Peki o zaman amaçsız iyilik yok mu? Hayır, amaçsız davranış yoktur, sadece amacın farkında olunmaz. Öyle gösterilir, itiraf edilmez, bazen insan kendi bile bilmez aslında bir amacının olduğunu.
Peki iyilik veya borç ödemek bile bir amaçtan beslenmeye ihtiyaç duyuyorsa sağlıklı mıdır yoksa sağlıksız mı?
Adler bu çabaya amaç başkalarını da kapsıyorsa sağlıklıdır der. Burada kapsıyor, usta kazandı, hikayeyi duyanlar "iyilik ödüllendirilir" dersini aldı. Çocuk aşağılık duygusundan kurtuldu.
Kişilik psikolojisindeki "Makyavelizm" (manipülasyon, ahlaka kayıtsızlık, duygusuzluk) ise Machiavelli'nin adına yapıştırılmış bir karikatürdür.
Machiavelli kötülüğü öğütlemedi; herkesin yaşadığı ama kimsenin söylemediği gerçeği yazdı. Adler de aynı gerçeğin öbür yüzünü ekledi, insan amaçsız hiçbir şey yapmaz.