Kızımız kendini bir kurban olarak görüyor. Onun kafasındaki plan net: Ben diş hekimi olacaktım, havalı bir önlük giyecektim, insanların ağzına bakıp para basacaktım. Ama sistem ona "010101" kodları arasında çürüyeceği bir gelecek sunmuş. Kızın isyanı sadece bölüme değil; hayatının en önemli kararında direksiyonu anne babasına kaptırmış olmanın verdiği o çaresizlik krizine.
Arka planda bekleyen anne ve baba, Türk aile tarihindeki en tehlikeli ve en rafine manipülasyon taktiğini uyguluyorlar: Pasif-Agresif Şefkat.
Anne o kadar sakin ki, sanırsınız kız mühendislik kazanmamış da bakkaldan yanlış ekmek alıp gelmiş. Biz seni zorlamadık, sen de yazdın diyerek topu taca atıyor. Bu taktik muazzamdır; tercih listesini onaylatırken kıza bak son kararı sen veriyorsun di mi kızım diye sormuşlardır ama o listeye gelene kadar kızın beynini üç ay boyunca yıkayıp robotlaştırdıklarını asla kabul etmezler.
Baba ise tam bir garantici esnaf mantığıyla devrede. Onun lügatında ideal, arzu, mutluluk gibi kelimeler yok. Onun tek bir tanrısı var: Taban Puanı. Kızım 450 puan almış, bunu 420 puanlık yere yazarsak aradaki 30 puanı devlete hibe etmiş oluruz, zarar ederiz mantığı. Puanı adeta bir borsa hissesi gibi görüyor ve en yüksek değerden bozdurmak istiyor.
Aykut kocaman açıklansa ortalığı yangın yerine çevirecek piçler. İsmail kartal ismini duyunca şahıscı olmayın Fenerbahçeli olun diye twit atmaya başlamış sizin samimiyetinizi zikiyim.
Ben şahıscıyım mk.
Gelmezse de desteklemeyeceğim..
Omuz omuza mücadele ettiğimiz Aykut Kocaman fedaisi kardeşlerime teşekkür ederim. Güzel, temiz, onurlu bir mücadele verdik. Başaramadık. Olsun. Aziz Bey’e kendisine aradığı uzaktan kumanda ile başarılar. Kazanan Fenerbahçe olsun.
Avustralya'da hiçbir milli oyuncunun reklamlarda oynadığını sanmıyorum. Hiçbiri de saç modeli yapmamış, heralde berberleri yoktu. Milli takım resmi sayfalarında da hükümet partisi reklamı göremedim. Uçaksavar falan da yok tanıtımlarda. Neden kaybettik anlamadım.
Milli takım kaptanı bir başkanın seçim propagandasına alet olursa, futbolla alakasız şekilde parti propagandası yapılan reklam filmleriyle halk ile mill�� takım arasındaki bağ koparılırsa, millî takım hocası menajerlerin oyuncağı olursa Avustralya maçındaki fiyasko normal.
Jürgen Klopp: "Futbol, klimalı ofislerde oturan yöneticilerin elinde rehin tutuluyor. Sözde 'su molaları', bize oyuncuların sağlığını koruyan bir kalkan, sıcağa karşı çekilmiş asil bir kılıç olarak sunuldu. Ama gerçekte ne? Bu, sponsorlar için inşa edilmiş altın kaplama bir kafesten başka bir şey değil."
Video’da ne diyorlar?
“Ermeni Tohumu”, “Tunceli Ermenisi”.
Mine Kırıkkanat zihniyetinin münferit bir şey olmadığını kendisini savunan kerli ferli insan yerine koyduklarımızdan biliyorduk zaten. Yine de böyle kanlı canlı görmek gerçekten çok üzücü.
Cumhuriyet Halk Partisi; kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir.
38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar; bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır.
Gün; sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir.
Gün; kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükûnetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür.
Bu süreci “keşkelerle” değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız.
Şahsi ikballer değil, Türkiye’nin geleceği esastır. Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.
Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz.
Herkesi sükûnete ve ortak akıla davet ediyorum.
Biz bir aradayız! 🇹🇷