TEMU yasağını savunanlar yerli üreticiyi korumayı bahane ediyorlar.
TOGG yerli ve milli değil mi?
Madem Çin'den gelen mallar haksız rekabet yaratıyor deniyor o zaman neden BYD'ye teşvik verildi?
TOGG üretmek için elini taşın altına koyan sanayicinin hakkı ne olacak?
Tam tersine BYD'ye daha çok vergi koymak gerekmez mi?
Yerli üreticiyi koruyoruz bahane yerli ithalatçıyı desteklemek şahane.
Sevgili @aysacar yılın diğer kelimesini yazmış. Rage Bait, çevrimiçi öfkeyi tetiklemek ve bu yolla etkileşim almak amacıyla içerik tasarlamak anlamına gelen “öfke tuzağı” demek. Güzel yazı. Okuyun!
https://t.co/SYb41ykgPL
Migros İcra Kurulu Başkanı Ömer Özgür Tort’tan önemli açıklamalar:
- Üretici para kazanamadığı için üretmek istemiyor.
- Bu tempoda gidersek Türkiye’de satacak ürün bulamayabiliriz.
- Bitkisel proteini ithal etmek üretmekten daha ucuz.👇👇
Migros/Tort: Bu tempoda gidersek satacak gıda ürünü bulamayacağız https://t.co/0DKNENs4m6
Vergi düzenlemeleri konusunda TBMM'ye bir torba kanun sevk edilmiş. Emlak vergisiyle ilgili önerimi söyleyeyim. (1) piyasa değerleri rayiç değer olarak belirlenmelidir. (2) Emlak vergisi (bina ve arsa vergisi) binde 1'den (% 0,1) başlayarak emlakin değeri arttıkça 0,5 puan artan dilimlere sahip bir artan oranlı tarifeyle vergilendirilmelidir. (3) Tapu harcı (gayrimenkul alım satım vergisi on binde iki oranında olmalıdır.
Bu şekilde emlak vergisi düşük değerli emlakten daha düşük, yüksek değerli emlakten daha yüksek oranla alınan anlamlı bir servet vergisine dönüştürülebilir.
Lüks konut vergisi kaldırılmalı, böylece bir koyundan iki post çıkarılması (aynı emlakten aynı amaçla iki kez servet vergisi alınması) uygulamasına son verilmelidir.
Ara Güler bu toprakların sanatçısı, gazetecisiydi ama dünyaya dünyanın gözleriyle baktı hep.
Ne mutlu ki benim de ustam oldu, yaşama ve dünyaya nasıl bakılacağını öğretti.
Yedi yıldır o gözlerimiz hep seni arıyor ustam.
İyi ki geçtin bu dünyadan...
Zorunlu eğitim çağındaki 442 bin öğrenci son 2 yılda okulu bırakmış!Üniversite başvuruları son 2 yılda bir milyon azalmış.Mezunların yarısı işsiz kamış.779 bölüm hiç tercih almamış!Fen liselilerin yarısı mezuna kalmış,lise birincileri 0 puan almış?
Şaşırdık mı?Hayır.
Sizce neden?
Murat Ağırel: “Kanser tedavisi gören evladınıza, diyalize giren babanıza ‘umut’ diye sahte kanser ilacı satmışlar.
İnsanların umudunu, yaşam hakkını çalanların alacakları ceza, 1 ile 5 yıl arasında.
Bu bir insanlık suçu, bir tane tweet atsan daha çok cezayla yargılanıyorsun.”
Nazım Hikmet / Kuvayı Milliye Destanı /
26 Ağustos Gecesinde Saatler
İki Otuzdan Beş Otuza Kadar
Ve
İzmir Rıhtımından Akdeniz’e
Bakan Nefer
Saat 2.30.
Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır,
ne ağaç, ne kuş sesi,
ne toprak kokusu vardır.
Gündüz güneşin,
gece yıldızların altında kayalardır.
Ve şimdi gece olduğu için
ve dünya karanlıkta daha bizim,
daha yakın,
daha küçük kaldığı için
ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten
evimize, aşkımıza ve kendimize dair
sesler geldiği için
kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
okşayarak gülümseyen bıyığını
seyrediyordu Kocatepe’den
dünyanın en yıldızlı karanlığını.
Düşman üç saatlik yerdedir
ve Hıdırlık - tepesi olmasa
Afyonkarahisar şehrinin ışıkları gözükecek.
Küzeydoğuda Güzelim - dağları
ve dağlarda
tek tek
ateşler yanıyor.
Ovada Akarçay bir pırıltı halinde
ve şayak kalpaklı nöbetçinin hayalinde
şimdi yalnız suların yaptığı bir yolculuk var :
Akarçay belki bir akar su,
belki bir ırmak,
belki küçücük bir nehirdir.
Akarçay Dereboğazı’nda değirmenleri çevirip
ve kılçıksız yılan balıklarıyla
Yedişehitler kayasının gölgesine girip
çıkar.
Ve kocaman çiçekleri eflatun
kırmızı
beyaz
ve sapları bir, bir buçuk adam boyundaki
haşhaşların arasından akar.
Ve Afyon önünde
Altıgözler Köprüsü’nün altından
gündoğuya dönerek
ve Konya tren hattına rastlayıp yolda
Büyükçobanlar Köyü’nü solda
ve Kızılkilise’yi sağda bırakıp
gider.
Düşündü birdenbire kayalardaki adam
kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri.
Kim bilir onlar ne kadar büyük,
ne kadar uzundular?
Birçoğunun adını bilmiyordu,
yalnız, Yunan’dan önce ve Seferberlik’ten evvel
Selimşahlar Çiftliği’nde ırgatlık ederken Manisa’da
geçerdi Gediz’in sularını başı dönerek.
Dağlarda tek
tek
ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar : ‘Üç,’ dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlıyacaktı.
Sesi açın; sonuna dek dinleyin mutlaka.
"Zenginin parası biter, güçlünün gücü biter, hak bitmez."
Bu annemiz hakkını aramaktan vazgeçer mi? O vazgeçmezse biz nasıl vazgeçeriz?
Foça, Atatürk Mahallesi, Poyraz caddesinden anlık. Bunları konuşmanızı istemeyenler pkk, ateşin çocukları falan diyor. Rüzgar ve sıcakla gevşeyip kıvılcım atan gediz aş elektrik hatlarının memleketimizi yakmasını izliyoruz, yarım akıllılar ise öfkeyi onlardan alma gayretinde
Hayat pahalılığı, enflasyon, işsizlik, deprem… Şimdi de orman yangınları.
Ülkenin çözülmesi gereken bunca gerçek ve yakıcı sorunu varken, bu milleti diploma ve kurultay dedikodularına kilitleyen herkes dönüp aynaya baksın.
İkizköylü kadının sözleri sosyal medyayı salladı:
"Türkiye duysun sesimizi!"
"Zenginin parası biter, güçlünün gücü biter; hak bitmez!"
"Anamdan doğalı Cumhuriyet kadınıyım!"
"Ben kendi geleceğim için değil, doğmamış çocukların geleceği için buradayım!"
İzmir, Ödemiş’teki yangında canla başla görev yapan İbrahim Demir kardeşimiz şehit oldu. Yaşadığımız acının tarifi yok. Şehidimize Allah'tan rahmet, orman teşkilatına ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum...