Çoğumuzun yaşadığı o bunalımı İbnü’l-Cevzî şöyle anlatıyor
“Üzerimde sürekli bir keder, bunalım ve hüzün vardı; bu sıkıntılardan kurtulmak için her yolu denedim ama bir çıkış bulamadım. Sonra şu ayet bana gösterildi: ‘Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar.’ (Talak 2) O anda anladım ki, takva her türlü keder, bunalım ve hüzünden kurtulmanın anahtarıdır. Böylece takvayı hayatıma geçirip huzura kavuştum.”
"İşler sıkıştığında, düğümler çözülemez hale geldiğinde, yollar kapandığında ve önüne engeller konduğunda; senin salih amelin ve Allah’a karşı takvan gelir devreye. İşte o takva sayesinde daralan yollar genişler, sıkıntılar çözülür, yollar açılır, zorluklar ve engeller kolaylaşır."
Abdullah b. Mesud Kur’an okur ardından: ''Bekarlar nerede, yaklaşın'' derdi. Ardından şu duayı okuturdu: ''Allah’ım bana öyle bir eş nasip et ki ona baktığımda içimi aydınlatsın, emrettiğimde itaat etsin, onu yalnız bıraktığımda namusunu ve malımı korusun.''
Henüz hiçbir şey için geç değilken, bir şeyleri değiştirmeye imkanınız veya inancınız varken ertelemeyin, elinizden geleni yapın.
Hayat bazen geç kalmayı affetmiyor.
Özgüven sahibi olmak daima "ben haklıyım" diye düşünmek değildir. Özgüven duygusu, hata yaptığında bunu kabullenmekten kaçınmamak, hatalarından ders almaktır.
İblis "secde etmemekte ben haklıyım" dedi. Hz. Âdem "yasağı çiğnemekle yanlış yaptım" dedi.
Özgüven, Hz. Âdem'indir.