Kamuoyuna,
Bugün muhabirimiz Ebru Çelik’in imzasıyla yayımladığımız “Kılıçdaroğlu’nun rozet töreninde skandal: Yüzlerce figüran parayla törene taşındı” başlıklı haberimizin sonuna kadar arkasındayız. Muhabirimizin katılımcı gözlemle yaptığı haber, somut bilgilere dayanmaktadır ve bütünüyle gerçektir.
Haberimizin ardından istinaftan çıkan “mutlak butlan” kararıyla CHP’nin başına getirilen yönetimin gazetemize yönelik kullandığı ifadeler kabul edilemezdir. BirGün, basının yüz akı kurumlarından biridir ve halka hiçbir zaman yalan söylememiştir. Patronsuz bir gazete olarak 22 yıldır bağımsız şekilde ayakta kalabilmesinin yegâne nedeni de yarattığı sarsılmaz güvendir.
BirGün’ü hedef alan iftiralarla ilgili yargı yoluna başvuracağımızı kamuoyuna duyururuz. Hak etmedikleri koltuklarda oturanlar alın teriyle, emekle ve fedakârlıkla büyütülen değerlere dil uzatamazlar.
Yıllardır olduğu gibi bu pervasız saldırılar karşısında dik durmaya devam edecek ve taşıdığımız sorumluluk gereği Türkiye’nin aydınlık yarınları için gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Sevgi ve dayanışmayla…
BirGün
Not: Muhabirimiz Ebru Çelik, CHP etkinliğinde figüranlara dağıtılan 950 TL’yi almamıştır. BirGün çalışanları hakkı olmayana göz dikmez.
Ege üniversitesi’ndeki palalılardan birisinin babası savcıymış.
Dün okula saldıranın babası Emniyet Müdürü.
Gülistan Doku’nun 6 yıl sonra ortaya çıkartılan katili Valinin oğlu.
“Keko” falan değiller ülkeye baştan egemen olan güç zehirlenmesinin bir basamak altındaki aynaları.
CHP lideri Özgür Özel:
Bu iktidar çiçek yaptırıp bizi kapıda beklemeyecek. İktidar değişimi elbette zor olacak.
Bu kadar vicdansızlığı beklemiyorduk ama gül bahçesinden yürüyerek iktidara gitmeyi de kimse beklemesin. İktidar yürüyüşü gerekirse ölerek, gerekirse hapiste bekleyerek ama teslim olmayarak yürünür. Teslim olmayanlara selam olsun.
Ben Eren Üner, 23 yaşındayım. İstanbul Tarih Bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Saraçhane protestocularına yapılan işkenceleri, herkese açık kendi sosyal medya hesaplarından paylaşan Çevik Kuvvet Polisleri'ni kişisel sosyal medya hesabımdan haber yaptığım için; 24 Mart Pazartesi saat 23:00'ten 25 Mart Salı 05:00'e kadar Vatan Emniyet'te işkence gördüm. İki hafta, 25 Mart - 9 Nisan tarihleri arasında cezaevinde yattım.
Boğaziçi Üniversitesi Kurumsal İletişim @MedyaBogazici yine utanılacak bir açıklama yapmış.
Sınavdan 52 gün önce CodeRunner kullanacağımızı size söyledim. Siz ise bana haddimi bildirip aktif ve kullanılabilir durumda olduğunu söylediniz. Şaka mı yapıyorsunuz? Bırakın sınav saatini, ŞU ANDA BİLE CODERUNNER KULLANILABİLİR DURUMDA DEĞİL. İnanmıyorsanız az önce aldığım aşağıdaki ekran görüntüsünde sarı ile işaretli yere bakın👇 Ne diyor? "University of Canterbury".
Boğaziçi Üniversitesi'nde 416 kişiye yaptığımız sınavı Canterbury Üniversitesi'nin sunucularında mı yapacağız? Adamlar bunu sadece soruları deneyebilmemiz için sağlıyor. Tüm dokümanlarında, kurulum videolarında ve bu ekranda açıkça "Kendi Jobe sunucunuzu kurun. Sınavınızı kendi sunucunuzda yapın." diyor. Nasıl kurulacağını da gayet güzel anlatmışlar.
Bilgi İşlem Merkezi (BİM) test etmeden hiçbir servisi devreye almazdı. Liyakatsiz daire başkanı ile BİM'i bu hale getirdiniz. Utanmadan da suçu benim üzerime yıkmaya çalışıyorsunuz!
Jobe sunucusunu hoca değil, BİM kurar.
* Öncelikle bu iş BİM'in görevi.
* İkincisi, hoca nerede kuracak? Cepten Amazon'da sunucu mu satın alacak?
* Üçüncüsü, Moodle'da Jobe sürücüsüne yönelik konfigürasyonu ancak site administrator olarak BİM yapabilir.
* Dördüncüsü, diyelim ki ben kurdum ve benim kurduğum sunucuyu Jobe sunucusu olarak gösterdiniz. Peki diğer derste diğer hocanın kuracağı sunucu?
* Beşincisi, siz on milyonlarca lira verip sunucu hizmeti almıyor musunuz? O hizmeti bu iş için almadınız mı?
Siz neden bahsettiğinizin bile farkında değilsiniz.
Açıklamanızda doğru olan tek cümle var: "Moodle altyapısı, üniversitenin tüm birimlerinde uzun yıllardır kullanılmakta"
Evet, haklısınız. Moodle'ı Boğaziçi Üniversitesi'nde ben kurdum!!!
Gelelim diğer yalanlarınıza... Benim size sorun iletmeme gerek yok. Ben bu işten anlıyorum ama anlamayan bir hoca da olabilirdi. CodeRunner'ı hizmete sokmadan önce Jobe sunucusunu kurmuş olmak sizin görevinizdi. Her hoca bu işlerin nasıl yapıldığını bilmek zorunda değil. Ben 25 Şubat günü size ne gerektiğini bildirdim. İşinizi yapmak yerine (şimdi yaptığınız gibi) bana haddimi bildirmeye kalktınız. 17 Nisan günü tekrar söyledim; açıkça sunucu kurun dedim. Kurmadınız, hatta bana yanıt bile vermediniz. Şimdi, sınavdan 2 gün sonra, utanmadan yalan söylüyor, beni suçluyorsunuz.
Gelelim şirketim konusuna. Öncelikle bu konuda bana soruşturma açtınız. Yasaya göre 2 ay içinde bu soruşturmayı tamamlamanız gerekiyordu. Siz ne kadar sürdürdünüz? 15 AY !!! Peki 15 ay sonunda nasıl tamamladınız? Ben size "2 ayda tamamlanması gereken soruşturmayı neden 15 ay sürdürdünüz?" diye dilekçe vermeye kalkınca dilekçemi "Yazı İşleri müdürü burada değil" diye beni 40 dakika oyalayıp benim Yazı İşleri'nde olduğum dakikalarda soruşturmayı kapattınız. 15 AY BOYUNCA TAMAMLAMADIĞINIZ SORUŞTURMAYI BENİM DİLEKÇE VERDİĞİM DAKİKALARDA MI KAPAYACAĞINIZ TUTTU?
Peki bu soruşturma nasıl sonuçlandı? CEZASIZLIKLA KAPANDI !!! Eğer ben suç işlediysem neden cezasızlıkla kapadınız? Siz de benim suç ortağım mısınız?
Gelelim kişisel verilerin üniversite dışı sunucularda tutulması iddianıza. HER ŞEYİNİZ GİBİ BU DA KOCAMAN BİR YALAN. Üniversite dışında bir bilgi tutulmuyordu. Utanın diyeceğim ama diyemiyorum.
Gelelim heybedeki turbun büyüğüne...
@MedyaBogazici bu tweet'i ne zaman atmış? Bugün 14:54'te. Peki @Haber7 Kurumsal İletişim'in ifadeleriyle saat kaçta yayı yapmış? Saat 14:39'da. Nasıl oluyor da Haber 7 aynı ifadeleri Kurumsal İletişim'den 15 dakika önce kullanıyor? Boğaziçi Üniversitesi Kurumsal İletişim'i Haber 7 mi yönetiyor? Bari Haber 7'ye söyleyin de yayınlamanız için size verdikleri metni sizden önce yayınlamasınlar!
ALTINKILIÇ boykot. Kefiri peyniri neyi varsa. Sahibi Mehmet Ali Altınkılıç iki dönem AK*P Bayrampaşa ilçe başkan yardımcısıydı, güncel ticaret sicil verilerine göre kendisi hala markanın yönetim kurulu başkan vekili.
Senin bir yüzükle çıktığın bu yolda, yurt içinde, yurt dışında hesabını zerresi için bile veremeyeceğin tonla leken varken benim üç nesildir biriktirdiğim varlığıma, işime ve emeğime göz koyuyor; namusumuza, haysiyetimize söz ediyor, evlatlarımın geleceğini gasp ediyorsun. Bütün bunları bir avuç niteliksiz insanla yapıyorsun. Bu işin içinde olan herkes kirlidir.
Ben milletime söylemiştim ve uyarmıştım. Diplomama el koyan bu akıl, sizin malınıza, namusunuza, mülkünüze çöker ve her türlü gaspı, tecavüzü yapar. Milletçe bu kötülüğün karşısında olmalıyız. Milletime çağrımdır. Millet büyüktür.
Bir çağrım da yargı mensuplarına. Yüce Türk Yargısının namuslu, ahlaklı, milletine hizmet aşkı yaşayan on binlerce savcısına, hakimine haykırıyorum. Siz ayağa kalkmalı ve bu Türk yargısını perişan eden, bizi bütün dünyaya rezil eden, itibarımızı yerle bir eden bir avuç meslektaşınıza tedbir almalısınız. Yüce Türk Yargısına güveniyorum. Sessiz kalamazsınız, kalmamalısınız.
Son olarak AK Parti’de görev yapan ve iktidar ittifakı olan tüm siyasilere sesleniyorum. Bu olaylar partilerimizi, siyasi ideallerimizi aşmıştır. Artık süreç sizin aileleriniz başta olmak üzere milletimizi ilgilendirmektedir. Sesimizi çıkarmak günü gelmiştir.
Bu topraklarda “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye bir söz olmaz, olmamalı. Herkesin “bana dokunmayan yılan dahi, bu topraklarda barınamaz” diyerek sesini yükseltmesini diliyorum.
Milletimiz büyüktür. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.