Bugün kötü bilirdik ateşi bol olsun yazanlar ikiye ayrılacak.
Bir yanda onunla bir foto için çırpınanlar, mikrofona dön diye ağlayanlar var. Sıradakiyle devam onlar.
Diğer tarafta bu ülkeyi şeyhe şıha tarikata yedirmeyecek vatanseverler var.
Doğru safta olmak bir onur meselesi.
Geçen yıl benden Daron Hoca hakkında bir makale yazmamı istemişlerdi. Makalenin giriş kısmında Daron Hoca’nın akademik etkisini anlatmak için o güne kadar aldığı atıf sayısını yazarak başlamıştım (215,000). Makaleyi bitirip atıf sayısını tekrar kontrol ettiğimde, tam 25,000 yeni atıf daha almıştı. Bu elbette benim yazma hızımdan ötürü değil, Daron hocanın adeta bir çığ gibi büyüyen ve tekrarlanması neredeyse imkansız akademik etkisindendi.
2002 yılında Tayfun Hoca tanıştırmıştı beni Daron Hoca’yla. O gün heyecandan ayaklarım titremişti. Dün GİF paneli sırasında aldığım güzel haberle yine ayaklarım titredi, ama bu sefer tarifsiz bir mutluluktan. Zekası, işine olan tutkusu, çalışma disiplini, öğrencilerine olan ilgisi, tevazusu, güler yüzü ve samimiyeti ile etrafındakilere her zaman örnek olan Daron Hoca ile ne kadar gurur duysak azdır.
Öğrencilerinin kahramanı Daron Hocama sonsuz tebrikler! @DAcemogluMIT
Halen devam eden katliyamlara koskoca dünyada birleşip bir dur diyecek, ya da ulan 1 tane bile gerçekten samimi yaptırım yapabilecek kimse yok mu. Bu ne nallet bir yaşam formuymuşsun sen be insanoğlu çocuğu.
#Refahonfire
Şöyle bir yaygın inanç var: Eğer öğrenciler matematiğin hayatta ne işe yaradığını anlarlarsa, matematiği daha çok severler, matematikle daha fazla ilgilenirler, daha çok çalışıp daha başarılı olurlar…
Hiç doğru değildir, şuncacık bile doğru değildir. Bu görüşün doğru olmadığına dair elimizde çok veri var oysa. Mesela müzik seven bir genç, müzik hayatta çok işine yarayacak diye mi sever? Mesela her genç sporun faydalarını bilir; ama hepsi mi spora düşkün? Ya da futbol oynayan bir genç, spor yararlı diye mi spor yapar, yoksa eğlendiği, keyif aldığı, hoşuna gittiği, kendinden geçtiği için mi?
Biz herhangi bir şeyi işe yarar diye sevmeyiz. Öncelikle güzelliği için severiz, bizi mutlu ettiği, bize iyi geldiği, bizi kendimizden geçirdiği için severiz.
Matematiği sevmenize neden olmayacak ama yine de matematiğin ne işe yaradığını anlatayım dilim döndükçe.
Matematik bir işe yaramaz, matematik çok işe yarar, hatta her şeye yarar... O kadar çok şeye yarar ki neye yaradığını söylemek imkânsızdır. Marangozluk sınırlı sayıda işe yarar, masa, iskemle, dolap yapmaya yarar, ama matematik öyle değildir.
İnsanoğlu, bu dünyayı, bu doğayı, bu evreni anlamanın ve başkalarını ikna etmenin mantık ve matematikten başka bir yolunu bulamadı bugüne kadar. Doğarken kendimizi içinde bulduğumuz dünya da, daha sonra kendi yarattığımız dünya da matematikle anlaşılır. İçinde belli bir düzen olan, belli bir denge olan her yapı matematikle anlaşılır. Bunun başka bir yolu yok... Matematiğin yetmediği yerde felsefeye, inanca, ilkelere başvurulur. Ama matematiğin yettiği yerde başka bir şeye başvurana yobaz denir.
Matematik ikna olmaya yarar, ama daha da fazlasıdır: Matematik, aklı başında herkesi ikna edebileceğimize ikna eder: “Ben bunun doğruluğunu anladım, ikna oldum”un ötesine geçip, insana “ben bunu aklı başında herkese anlatabilirim, onlar da benim gibi ikna olurlar” dedirtir. Bir başka deyişle matematik ortak akıldır.
Matematik, içinde yaşadığımız evrenin zihinsel bir modeli olma iddiasındadır. Örneğin bir binanın Richter ölçeğinde kaç derece depreme dayanıklı olacağını binayı sallayarak değil, bir iki alan çalışması yaptıktan sonra, masa başında, kalem kâğıtla, hesap kitapla, yani matematikle anlarız. Teknolojiyi, sanayiyi geçtim, ticarette, siyasette, insan ilişkilerinde, sporda ve hatta sanatta, kısaca muhakemenin ve dengenin olabileceği her yerde mantık ve matematikle karar veririz.
Sanat ve felsefe de, aynen matematik gibi, tek bir şeye değil, her şeye yarar. O kadar her şeye yararlar ki, yararları o kadar geniş bir alana yayılır ki, “hah işte şu işe yarıyor” diyemezsiniz. Mesela sanattan anlamak, Picasso’yu, Klee’yi bilmek, Dostoyevski’yi okumuş olmak, Brahms’ı dinlemek bugüne kadar ne işinize yaradı? Hiçbir işinize yaramadı tabii, ama her şeye yaradı, bu sayede bambaşka bir insan oldunuz.
Türkiye gibi gerikalmış ülkelerde, eğer bir uğraş dalının doğrudan ve anında bir yararı yoksa, o uğraş dalı hor görülür, küçümsenir, aşağılanır. Bu yüzden hiçbir şeye yaramadığına inanılan ama her şeye yarayan sanatın, felsefenin ve matematiğin köylerini kurduk.
İçine saplandığımız orta gelir tuzağının yegâne çıkış yolu, daha fazla matematikle, daha fazla bilimle mümkündür.
Matematikte tek bir doğru vardır. Matematik kendi doğrusunu kendi tanımlamıştır. “İki hamlede mat” satranç problemleri gibi… Bu sayede matematikte kavga döğüş olmaz, tartışma olur, fikir teatisi olur, ikna çabası olur. Siz hiç karşısındakinin bacağını ısıran, rakibine uçan tekme atan matematikçi gördünüz mü? Ben de görmedim. Peki ya siyasetçi gördünüz mü? Evet bu oldu, Meclis’te fikir ayrılığı yaşayan iki milletvekili birbirine girdi, biri diğerinin bacağını ısırdı, bir başkası bir diğerine uçan tekme attı… Emin olun ki o siyasetçiler matematik bilmiyordu... Matematik hiçbir işe yaramasa doğruyu aramanın ne demek olduğunu öğretir, doğruya nasıl ulaşılacağını gösterir, doğruya ulaşmanın zorluğunu fark ettirir.
Zihinsel olan matematiği gerçek hayatla karşılaştırınca, hayatta doğrunun ne kadar muğlak olduğunu, hayatta doğruya ulaşmanın ne kadar zor olduğunu, hatta bazen mutlak doğrunun olmadığını anlarız. Böylece karşı düşüncelere daha açık oluruz, ikna etmenin ve diğerini dinlemenin önemini anlarız.
Matematik sadece hesap kitap değildir, doğru öğretildiğinde bir demokrasi dersidir de.
Japon’lar kobe etinin kalitesini arttırmak için ineklere klasik müzik dinletir de bizimkiler geri durur mu ? Aydında besici dayımın biri süt verimini arttırsın diye ahırı pavyon ortamına çevirmiş :)
12 can, 12 nefes, ömrüne doymamış 12 insan. Terör, kötülüktür; terör, hayatın düşmanıdır; terör, karanlığın kullandığı en korkunç silahtır. Teröre de terörü kışkırtanlara da terörislere de bin lanet olsun.
#12şehit
@ProfDrAKizilay üniversitenin nizamiyesinde eskiden kampüse girmek isteyenlere, kimlik ve kime geldiği sorulurdu. Şimdi kimin girip kimin çıktığı belli değil. Neden kaldırdınız bu uygulamayı?
21. yüzyılın ilk çeyreği bitiyor, bu kadar gelişmişliğe zıt hala klan ruhuyla bir kişinin fikriyle parti, kurum, şehir, ülke yönlendirmeye razıyız. Liderlerin kimi kötü kimi iyi tabii. Aradığım değişim liderlere daha az bağımlı ve katılımcılığa daha çok önem veren bir toplumda…
Böyle bir açıklama ile bir hastaneyi vurmayı meşrulaştırmak mümkün değil. İsrail ciddi anlamda sınır tanımaksızın savaş suçu işliyor. İnsanlık adına utanç verici.