merhaba arkadaşlar,
küresel sömürü sisteminin kolluk gücü nato, 7-8 temmuz'da ankara'da toplanıyor.
buna tepki gösteren "islami" sivil toplum kuruluşlarının isimlerini bu paylaşımın altına yazarsanız sevinirim.
Kabak oyunu falan da oynanabilirmiş.
-Efendim ekonomi, faiz, çözüm süreci, Öcalan’ın çıkarılması, terör, eğitim, adalet, tarım, iç ve dış politika, medya, kültür, mutlak butlan kararı, nüfusun yaşlanması, işsizlik, beyin göçü, Suriyelilerin gönderilmesi, hudut güvenliği… bu gibi alanlarda yaşanan problemlere ayakları yere basan ve halkı ikna edebilecek çözümleriniz nelerdir?
3 kabak olmaz 5 kabak olur!
🗣️Abdullah Gül:
📌Kalkınma sadece ekonomik olmak zorunda değildir
📌Sağlam bir siyasi sistem, sağlam hukuk sistemi, yüksek insan hakları standartları olmadan kalkınmadan gelişmeden bahsedemeyiz
📌D-8'de büyük bir potansiyel ve ekonomi var: Bu potansiyeller harekete geçmelidir
Türkiye’de İran düşmanı, Amerikancı-Siyonist yapı o kadar güçlü ki İsrail saldırısını kınayan açıklamalar bile “İrancı değilim ama” gibi pespaye bir ifadeyle başlıyor. Müslüman neyse ocuyuz. Kim mazlum Filistin’in yanında ve İsrail’in karşısındaysa ocuyuz.
İşgalcilerin Çocukları Hayattan Kopardığı
İRAN'A İNSANİ YARDIM
Desteklerinizle işgalcilerin yoğun tahribat bıraktığı ve çocukları öldürdüğü İran'a acil yardım ulaştırıyoruz.
Tıbbi malzeme, Giyim ve Gıda destekleriniz için sizler de bağışlarınızı ulaştırabilirsiniz:
Online: https://t.co/uW7jGEjRsn
📞 0212 909 00 20
#İMGTürkiye
Arkadaşlarımızın endişesi şu: Eğer İran bu savaştan galip çıkar da Amerika/İsrail yanlısı İslam ülkekerlinin ipliğini pazara çıkarsa ve İslam aleminin öncüsü konumuna yükselirse, bu savaştan bir karizma devşirirse ne olur?
Yani istiyorlarki İsrail’le ticarete, Amarika ile müttefikliğe devam edelim. Ortadoğudaki ülkelerle toplantı yapalım ama Amerrika ve İsrail’i hedef alacak hiçbir açıklamada bulunmayalım. İsrail eleyhine siyasi ve maddi hiçbir yaptırımda bulunmayalım. İsrail gemilerine limanlarını açan tek ülke olalım, Filistine giden yardımlar dahi, Sumud filosu dahi başka ülkelerden çıksın, hatta bunu protesto eden çocukları tutuklayalım...
Tüm bunları yapalım ama hala İslam aleminin lideri, İslam’ın kalesi biz olalım. Mazlumlar bizi bekliyor diyelim. Biz gidersek Gazze düşer diyelim.
Aşıya itiraz etme
LGBT’ye itiraz etme
DEM partisine itiraz etme
Öcalanın çıkarılma çalışmalarına itiraz etme
Sözde çözüm sürecine itiraz etme
Saadet Partisi neden var??
@avbulentkaya Bu eleştirinizde haklısınız. Ama kimi de 6-7 partiyi bi araya toplayıp sözde çözüm sürecine destek veriyor, fotoğraf veriyor işte ne yapacaksınız. Rezillik 1-2 değil ki
İSLAMCILIK SAVUNMASI
Ümmetçi İslamcılığın Mezhepçi Muhafazakârlığa Galebesi: İran-Amerika/İsrail Savaşı
Muhafazakârlık, salt ulusal bir hareket olarak tanımlanamaz; bununla birlikte, kendi ülkesini yalnızca siyasal ve kültürel alanlarda değil, İslam’ı doğru anlama ve yorumlama hususunda da ayrıcalıklı bir konumda değerlendirme eğilimi göstermektedir. Öte yandan, anti-emperyalist ve özellikle Amerika karşıtı bir tutumu süreklilik arz eden bir ilke hâline getirmekte zorlanan muhafazakâr yaklaşımın, bu yöndeki söylemlerini çoğunlukla konjonktürel ve belirli durumlarla sınırlı biçimde dile getirdiği görülmektedir. Ümmetçilik söylemi söz konusu olduğunda ise muhafazakârlığın pratiği, büyük ölçüde Filistin’de yaşanan zulmü kınamaya yönelik retorik düzeyde kalmakta; somut ve sürdürülebilir bir politik tutuma dönüşmekte sınırlı bir görünüm arz etmektedir. Bu çerçevede değerlendirildiğinde, muhafazakârlığın söylem ve pratikleri arasında ortaya çıkan bu gerilim, onun İslam dünyasında birlik ve bütünlüğü ifade eden vahdet idealinden ziyade, mezhepsel öncelikleri öne çıkaran bir eğilim içerisinde bulunduğunu düşündürmektedir.
İslamcılık ise, salt ulusal sınırlarla kayıtlı bir hareket olarak değil, daha geniş bir medeniyet tasavvuruna dayanan bütüncül bir yaklaşım olarak kendini konumlandırmaktadır. Bu çerçevede İslamcılık, herhangi bir ülkeyi ayrıcalıklı bir merkez olarak öne çıkarmaktan ziyade, İslam’ın evrensel ilkelerini esas alan ve farklı coğrafyaları kapsayan bir perspektif geliştirmeyi hedeflemektedir. İslamcı düşünce, anti-emperyalist bir duruşu kurucu unsurlarından biri olarak benimsemekte; özellikle küresel güç ilişkileri bağlamında ortaya çıkan tahakküm biçimlerine karşı eleştirel bir tutum geliştirmektedir. Bu bağlamda Amerika merkezli politikaların İslam dünyası üzerindeki etkilerine yönelik eleştiriler, yalnızca konjonktürel söylemlerle sınırlı kalmayıp daha süreklilik arz eden bir ideolojik çerçeve içerisinde değerlendirilmektedir. Ümmet anlayışı açısından bakıldığında ise İslamcılık, söylem düzeyini aşarak Müslüman topluluklar arasında dayanışma, birlik ve ortak hareket etme bilincini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu yaklaşım, belirli kriz anlarında ortaya çıkan tepkisel söylemlerle sınırlı kalmaktan ziyade, ümmetin karşı karşıya bulunduğu sorunlara yönelik daha kapsamlı ve süreklilik arz eden çözümler üretme iddiası taşımaktadır. Bu doğrultuda İslamcılık, İslam dünyasında birlik ve bütünlüğü ifade eden vahdet ilkesini merkeze almakta; mezhepsel farklılıkları tali bir unsur olarak değerlendirerek bunların üstünde bir ortak kimlik ve bilinç inşa etmeyi hedeflemektedir. Böylece söylem ve pratik arasında daha tutarlı bir ilişki kurma iddiasıyla, ümmet temelli ve bütünleştirici bir perspektif ortaya koymaktadır.
İran ile Amerika/İsrail arasında şekillenen savaş ortamı, muhafazakâr düşünce ile İslamcı yaklaşım arasındaki farkı somut biçimde ortaya koymaktadır. Muhafazakârlık, bu süreçte mezhepsel ve ulusal önceliklerin etkisiyle tutarsız bir görünüm sergilemekte; anti-emperyalist söylemini süreklilikten ziyade konjonktürel tepkilerle sınırlı tutmaktadır. İran söz konusu olduğunda ise ümmet vurgusu geri çekilmekte, mezhepsel mesafe belirleyici hâle gelmektedir. Buna karşılık İslamcılık, aynı süreci ilkesel bir çerçevede değerlendirerek daha tutarlı bir duruş sergilemektedir. Amerika/İsrail eksenli müdahaleleri ümmetin bütününe yönelen bir tahakküm olarak okuyan bu yaklaşım, mezhep farklarını tali görerek İran’a yönelik saldırıları da ortak bir mesele olarak ele almaktadır. Böylece ümmet bilinci, retorik düzeyde kalmayıp somut bir dayanışma perspektifine dönüşmektedir. Sonuç olarak bu savaş bağlamı, mezhepçi ve parçalı bir tutum sergileyen muhafazakârlık karşısında, bütüncül ve ilkesel bir çizgi izleyen İslamcılığın belirgin biçimde öne çıktığını göstermektedir.
İnsanlara olan muhabbetimizi, onların da kime muhabbet duydukları belirlemeli bazen. Onun için şu iki kişiye muhabbet duyanlardan koşarak uzaklaşıyordum uzun zamandır:
Kadir Mısıroğlu
Cübbeli Ahmet
Bu iki kişiye son zamanlarda üçüncü eklendi:
Altay Cem Meriç.
İslamcılar, İslamcılığın ne olduğunu bilmez ve kendilerini ileri götürecek tek düşünce/aksiyon hareketine sarılıp sahip çıkmazlarsa bu gibi avaneler "İslamcı" olarak anılmaya devam edecektir.
Halbuki bir İslamcı asla mezhepçilik yapmaz, tamamen tevhid odaklı bir bakış açısına sahiptir. Olayları kaba bir zihinle değerlendirmez ve işin sonunu mutlaka düşünür. Bu nedenle meseleleri dar mezhep sınırları içinde değil, ümmetin bütünü açısından ele alır. Dünyada yaşanan gelişmeleri Müslüman toplumların ortak kaderi üzerinden okur; emperyal güçlerin böl-parçala-yönet siyasetini görerek buna karşı ümmet bilinci etrafında bir birlik arayışını esas alır. Bu çerçevede Amerika ve İsrail merkezli güç politikalarının bölge halklarını zayıflatmaya dönük sonuçlarını da dikkate alır ve değerlendirmelerini buna göre şekillendirir.
"İslamcı" olmaları ile bilinen sosyal medya fenomenleri Fikret Çetin ve Altay Cem Meriç İran Liderlerinin İsrail tarafından öldürülmeleri ile dalga geçti.
Filistin direnişini destekleyen İran'da 160 kız çocuğu İsrail tarafından şehit edilmişti.