📢 Araştırmacı ve Bursiyer Çağrısı
Deizm, anlam krizi ve gençlik çalışmaları üzerine hazırlamakta olduğumuz TÜBİTAK 3005 projesinde birlikte çalışabileceğimiz;
✅ Din Eğitimi alanında görev yapan Araştırma Görevlileri ✅ Doktora öğrencileri veya doktora mezunları ✅ Yüksek lisans ve doktora düzeyindeki bursiyer
arayışımız bulunmaktadır.
Özellikle bilimsel öğretim teknikleri geliştirme, eğitim modeli tasarımı, ölçek geliştirme, nitel ve nicel saha araştırmaları ile veri analizi konularında deneyim sahibi veya bu alanlarda çalışmaya istekli araştırmacıların başvurularını bekliyoruz.
İlgilenenlerin kısa özgeçmişlerini DM üzerinden veya aşağıdaki e-posta adresine göndermeleri yeterlidir:
📧 [email protected]
Akademik çevrelerin duyuruyu paylaşmaları ve ilgili kişilere ulaştırmaları memnuniyetle karşılanacaktır.
Bu akşam saat 21.30'da @DiyanetTV'de yayınlanan "Farklı Bakış" programında Kıymetli @bayrakcisami’nin konuğu olacağım.
"Ahlak ve Ahlakın Toplumsal Önemi" başlığı altında gerçekleştireceğimiz sohbeti takip etmek isteyen dostları ekran başına beklerim.
📅 08 Haziran 2026 Pazartesi
📺 Diyanet TV
⏰ 21.30
#FarklıBakış #Ahlak #Toplum #DiyanetTV #CanlıYayın
Hak, hakikat ve etik bilinci olmayanlar, birey olarak varlıklarını inşa edemedikleri için çoğu zaman güç merkezlerine eklemlenerek var olmaya çalışırlar.
Bu durum, karakteri, niteliği ve hakikatle bağı zayıf, köksüz yığınlar üretir.
Oysa köklü ve karakterli toplumlar, güce yaslanan kalabalıklardan değil, hakka, hakikate ve etik ilkelere bağlı, kendi ayakları üzerinde duran, özgür iradesiyle karar verebilen güçlü bireylerin dayanışmasından doğar.
Hakikati olmayan kalabalıklar büyüyebilir fakat hızla dağılır.
Ancak hakka ve hakikate bağlı bireyler kalıcı bir medeniyet inşa edebilir.
En büyük kınama, insanın kendini kınamasıdır.
Kur’an, “Kendini kınayan nefse and olsun” (75/2) buyurarak vicdanı insan için en büyük mahkeme hâline getirir.
Utanmak, insanın kendi vicdanında kendini yargılayabilmesidir.
Bu yüzden utanmak bir zayıflık değil, yüksek bir farkındalıktır.
Çünkü utanmanın ardından daima pişmanlık gelir. Pişmanlık ise insanın hâlâ hakikate dönebilme imkânıdır.
Aristoteles’in aktardığı gibi: “Utanmak göze oturur.”
Çünkü insanın hakikati önce yüzüne vurur. Başkaları görmeden önce insan kendini görür.
Başkaları sustuğunda bile kendini yargılayabilen insan, ahlakı hâlâ diri olan insandır.
Utanma duygusunu kaybeden vicdanını da kaybeder.
Platon’da idealar âlemi, ontolojik zemini tam açıklanmamış aşkın formlar deposu gibi durur. Platon’nun tanrısı Demiurgos ise sadece mevcut maddeyi ve mevcut ideaları işleyen kozmik bir zanaatkârdır; varlığın mutlak kaynağı değildir.
Fârâbî’nin büyüklüğü tam burada ortaya çıkar. O, hem ideaların (mahiyetlerin) hem de varlığın (vücudun) kendisinden sudûr ettiği mutlak metafizik kökü gösterir: el-Hakk, el-Evvel yani Metakozmik Bir. Böylece “İdealar âlemini var eden koşul nedir?” sorusu ilk kez gerçek anlamda cevap bulur. İdealar artık boşlukta asılı değildir; Hakk’ın onto-aksiyolojik taşmasının zorunlu tezahürleridir.
Platon’da düzen vardır ama nihai kaynak belirsizdir. Fârâbî’de ise düzenin de, aklın da, varlığın da kökü birdir: Vacibu’l-Vücûd.
Bir şey vardı toplumda…
Şöyle hayat dolu, bereketli; izan, insaf, tahammül gibi kıymetli bir şey.
Sokakta, işte, okulda, parkta… Nerede üç beş insan varsa aralarında dolaşan bir şey.
Sonra birden bir şeyler değişti. O güzelim şey küsüp gitti. Çekildi aramızdan.
Yerini kötücül bir şey aldı.
Kibirli, haset dolu, gerilimden beslenen; linci marifet, zorbalığı meziyet, haksızlığı güç sayan; arsız, merhametsiz, insafsız ve tahammülsüz bir şey.
Dostlukları düşmanlığa, sohbeti kavgaya, farklılığı husumete çeviren, insanı yalnızlığa iten bir şey…
@esotkwunesko Gerçekten yazmak istediklerimizi mesleğin parçası haline getirmek gerekiyor. Aksi halde gün yüzüne çıkmak için çok beklemek zorunda kalıyorlar.
INTERNATIONAL SEMINAR INVITATION
STIT Muhammadiyah Bojonegoro
STIT Muhammadiyah Bojonegoro respectfully invites the academic community, students, lecturers, teachers, students and educational practitioners to attend the International Seminar:
"Reconstructing Islamic Education by Harmonizing Heritage and Modernity for a Just, Humane and Sustainable Future"
📅 Date: Friday, May 8, 2026
📍 Hosted by: STIT Muhammadiyah Bojonegoro
🕘 Time: 14.00 – Finish
This seminar aims to explore innovative ideas and collaborative perspectives in reconstructing Islamic education through the integration of Islamic heritage and approaches.
Participants are requested to register via the following link:
🔗 Registration Link:
https://t.co/z4gd63wRzR
Zoom Meeting Information
Participants can join the seminar via Zoom via the following link:
🔗 Zoom Link:
https://t.co/atETtyaZuf
Meeting ID: 869 3756 2376
Password : stitmubo86
Thank you for your attention and participation.
Özgün bir bakış açısıyla alanına kavramsal, kuramsal ya da metodolojik katkı sunamayan, neyi niçin yazdığını herhangi bir platformda deklare edemeyen ve uluslararası entelektüel bir çevreyle temas kuramayan kişilerden akademisyen olmaz.
Böyleleri çoğu zaman yalnızca atanma, yükselme ya da akademik teşvik şartlarını karşılamak için niteliksiz, tekrara dayalı ve yüzeysel yayınlar üretir.
Bebekleri, çocukları, kadınları karınca gibi ezen kötülerin yaşattığı korku ve gerilim ortamını yok edip karıncayı bile incitmekten çekinen iyi insanların yaşattığı güven ve huzur ortamını inşa etmeliyiz.
Popüler Kültür ve Nitelik Kaybı Üzerine
En büyük sorunumuz popüler olanı değerli, dolayısıyla da önemli sanmak.
Bilim, sanat ve felsefe ile harmanlanmış; emek ve profesyonellik gerektiren o köklü kültürün yerini, ne yazık ki popüler kültürün sığlığı aldı.
Bu yozlaşmanın hâkim olduğu toplumlarda; her şeye kısa yoldan ulaşmak isteyen, çalışmadan ve üretmeden var olan asalak tipler öne çıkıyor.
Yine hiçbir alanda uzmanlığı olmayan, alakasız kişilerin ekranlarda boy gösterdiği; içi boş programların ve niteliksiz figürlerin baş tacı edildiği karanlık bir algı yönetimi kültürü bu.
Bu sığlaşmanın doğal bir sonucu olarak; okullarda katliama varan cinayetler yaşanmakta, uyuşturucu, kumar, zorbalık ve taciz gibi kötülükler sıradanlaşmaktadır.
Çünkü popüler kültürlerde ekranlar hafifmeşrepliği ve onun ürünü olan kötülüğü adeta bir estetikle sunmaktadır. Anlayacağınız kötülüğe güzelleme yapılır.
Bu kültürde iyi küfür eden, iyi kırıtan, iyi yalan söyleyen ön plana çıkarılır ve övülür.
Liyakatsiz yöneticilerin bu süreci beslemesi, sorunu daha da derinleştirmektedir.
Bu çıkmazdan kurtulmak için en başta şunları yapmalıyız.
Liyakat Sistemini İnşa Etmek: Her alanda ehliyet ve liyakati temel alan sarsılmaz bir sistem geliştirmeliyiz.
Profesyonelliği Öncelemek: "Uzman" kavramına iade-i itibar yapmalı, gerçek profesyonelliği ve emeği ödüllendirmeliyiz.
Kültürel Rönesans: Popüler kültürün dayattığı sığlığı hayatın her alanından silmeliyiz.