Sanmayın ki bu devran hep böyle gidecek, belkide uzun zaman önce gerçekleştiremediğimiz köklü dönüşümden dolayı bugün hala istediğimiz düzeyde değiliz.
Kapıyı kapattı; bir koltuğa yığılır gibi oturdu; eliyle işaret ederek beni de oturttu. Çok yorgun, düşünceli ve sinirli görünüyordu; bir sigara yaktı:
"Bunalıyorum çocuk, büyük bir ıstırap içinde bunalıyorum!” dedi.
“Görüyorsun ya, her gittiğimiz yerde mütemadiyen dert, şikâyet dinliyoruz. Her taraf derin bir yokluk, maddi, manevi bir perişanlık içinde. Ferahlatıcı pek az şeye rastlıyoruz; maateessüf memleketin hakiki durumu bu işte! Bunda bizim günahımız yoktur; uzun yıllar hatta asırlarca dünyanın gidişinden gafil, birtakım şuursuz idarecilerin elinde kalan bu cennet memleket; düşe düşe şu acınacak hale düşmüş. Memurlarımız henüz istenilen seviyede ve kalitede değil; çoğu görgüsüz, kifayetsiz ve şaşkın. Büyük istidatlara mâlik olan zavallı halkımız ise, kendisine mukaddes akideler şeklinde telkin edilen bir sürü batıl görüş ve inanışların tesiri altında uyuşmuş, kalmış.
Bu arada beni en çok üzen şey nedir bilir misin? Halkımızın zihninde kökleştirilmiş olan, her şeyi başta bulunandan beklemek itiyadı. İşte bu zihniyetle; herkes büyük bir tevekkül ve rehavet içinde, bütün iyilikleri bir şahıstan, yani şimdi benden istiyor, benden bekliyor; fakat nihayet ben de bir insanım be birader, kutsi bir kuvvetim yoktur ki.
Münasebet düştükçe daima tekrar ediyorum; bütün bu dertlerin, bütün bu ihtiyaçların giderilmesi, her şeyden evvel, pek başka şartlar altında yetişmiş; bilgili, geniş düşünceli, azim, feragat ve ihtisas sahibi adam meselesidir, sonra da zaman ve imkân meselesi. Bu itibarla evvela kafaları ve vicdanları köhne, geri, uyuşturucu fikir ve inançlardan temizleyeceksin. İşlerinin ehli, idealist ve enerjik insanlardan mürekkep, muntazam, her parçası yerli yerinde, modern bir devlet makinesi kuracaksın; sonra bu makine halkın başında ve halkla beraber durmadan çalışacak, maddi ve manevi her türlü istidat ve kaynaklarımızı faaliyete getirecek, işletecek, böylece memleket ileriye, refaha doğru yol alacak. Başka çaremiz yoktur, ileri milletler seviyesine erişmek işini; bir yılda, beş yılda, hatta bir nesilde tamamlamak da imkânsızdır. Biz şimdi o yol üzerindeyiz; kafileyi hedefe doğru yürütmek için, beşer takatinin üstünde gayret sarf ediyoruz; başka ne yapabiliriz ki?
Biraz durdu, gözleri dolmuştu; elleri hafifçe titriyordu, “Kalk, bana bir kahve getirmelerini söyle de, gel!” dedi.
Anlamıştım; aşikâr bir hal alan heyecanını yenmek için yalnız kalmak, vakit kazanmak istiyordu. Kendisini ilk defa böyle bir halde görüyordum. Demek ki teşhisim doğru idi. Dışarıda birkaç dakika oyalandım; odaya döndüğüm zaman, epeyce sakinleşmişti, susuyordu. Getirilen kahveyi yavaş yavaş içti, sonra gözlerimin içine bakarak, her zamanki metin sesiyle konuştu:
“Her ne hal ise! Yeise değil, hatta ufak bir tereddüde dahi düşmeye mahal yoktur; halimizi bilmekle beraber cesaretimizi kaybetmemeli, ümit ve şevk içinde yolumuza devam etmeliyiz; er geç, fakat muhakkak gayemize varacağız. Hadi artık seni bırakayım; ben de hazırlanıp sofraya ineceğim.”
Salondan nasıl çıktığımı bilmiyorum; Çelik İradeli Adamın, velev beş, on dakikalık olsun, böyle bir sinir buhranı geçirmiş olması, beni çok sarsmıştı; günlerce bunun tesiri altında kalmıştım.
Hasan Rıza Soyak - Atatürk'ten Hatıralar, 389-390...
Umarım bu şiir, size de derin düşünceler ve duygular yaşatır. Videomu beğenmeyi unutmayın, yorumlarınızı bekliyorum. Ayrıca, kanalıma abone olarak diğer edebi içeriklerimden haberdar olabilirsiniz.
Teşekkür ederim ve keyifli izlemeler!
#YaşarKemal#Yalnızlık#Şiir#Edebiyat
Merhaba dostlar! Bu videoda, Türk edebiyatının büyük ustalarından Yaşar Kemal'in etkileyici bir şiiri olan "Yalnızlık"ı sizlerle paylaşıyorum. Yaşar Kemal'in kaleminden çıkan bu güçlü dizeler, yalnızlığı, özlemleri ve insanın içsel derinliklerini anlatıyor.
Şiirin derinliğinde kaybolmaya hazır mısınız?
Videoyu izlerken şiirin etkileyici atmosferine kendinizi bırakın ve duygusal bir yolculuğa çıkın. Yaşar Kemal'in sözleri, insanın iç dünyasını keşfetmek ve hissetmek için bize bir pencere aralıyor.
Soldaki ; "Önce milletim, sonra dinim" diyen milli mücadeleye katılan Kurtuluş Savaşı Kahramanı Papa Eftim. Atatürk tarafından "Bize bir ordu kadar yardım etti" denilerek övülmüştür.
Sağdaki ; Yunanla ve İngilizle işbirliği yaparak
Kuvâ-yi Milliye, Mustafa Kemal haindir, Yunan'a direnmeyin, Kuvâ-yi Milliye ile beraber olmayın, Yunanı kızdırmayın, teslim olun Yunan sizin canınıza ,malınıza ve namusunuza dokunmaz..... özetle direnmeyin Yunan kazansın, galip gelsin diye bildiriler dağıtan Teali İslam Cemiyeti Başkanı İskilipli Atıf'dır. Vatana ihanetten asılarak idam edilmiştir.
Yunan hiçbir zaman sözünü tutmamış ve binlerce Türk'ü katletmiştir.
Muhalefet şimdiye dek "ürkütmeyelim, kapsayıcı olalım, tavizkar olalım" politikasını benimsedi. Mimarı da Kılıçdaroğlu'dur. Bu politikanın işe yaramadığını gördük.
Artık pozisyonumuzu koruyalım, fikrimizi anlatalım, uzlaşmayalım, taviz vermeyelim yöntemini denemenin vakti geldi. Sürekli olarak karşı tarafın radikallerini örnek verip "bak bunları ikna etmemiz gerekli, yumuşak olalım" dendi. Halbuki onlar asla ikna olmayacaklar.
İkna etmemiz gereken en uçta değil, ortadaki kitledir. O kitle de ne dediği belli olmayan, bir pozisyonu işgal edip savunamayan muhalefetin peşinden gitmez. Ortadaki kitlenin zihnine bam güm girişmek gerekiyor, islamcılığın zararlarını en ağır dille anlatmak gerekiyor. "Çevirmek" gereken insan sayısı baktığında çok az aslında, yeter ki boşuna emek harcama.
27 Ekim 2023’de bütün Zafer Partililer Bursa’da Pınarbaşı mezarlığında Albay Ali Rıza beyin mezarı başında olacaklar. Vatan hainleri bu vatana ihanet edenlere sahip çıkarken Türk Milleti kahramanlarına elbet sahip çıkacak.Vatanımızı ve ailemizi savunacağız. @zaferpartisi
Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutlamak için düzenlediğimiz İstiklal Yolu Zafer Yürüyüşü’ne katılmak isteyen yurttaşlarımız bu çizelgede gösterilen konaklama yerlerinde gece veya sabah 07.00’da bize katılabilirler. Yaşasın Cumhuriyet. Vatanımızı ve ailemizi savunacağız.