Tayyip Erdoğan olarak, vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin cumhurbaşkanı olarak BM kürsüsünden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların sesi olmaya, onlar için konuşmaya, mücadele vermeye devam edeceğim. #UNGA81
Biz gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz.
Dünyanın gidişatına baktığımızda önümüzde iki yol olduğu görülecektir:
Ya korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği daha da büyüteceğiz ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz.
Şüphesiz karanlığa yumruk sallamak kolaydır; zor olan, o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir.
Türkiye ikinci yolu seçmiştir ve bu yolda inşallah sabırla yürüyecektir.
Bir yandan hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmamız gerekirken diğer yandan daha adil bir düzenin inşası gibi meşakkatli ancak ulvi bir sorumluluk taşıyoruz. #UNGA81
Bu noktada bazı temel prensipleri paylaşmak istiyorum:
Evvela uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz.
Unutulmasın ki yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur.
İkinci olarak uluslararası iradenin krizlerin çözümünde tıkandığı her aşamada yeni bir yol açmak için bölgesel sahiplenmeyi kullanmak durumundayız.
Türkiye olarak Karadeniz Tahıl Koridoru gibi bu ilkeyle hareket ettiğimiz her konuda netice aldık, hem bölgesel hem küresel güvenliğe katkı sunduk.
Üçüncü olarak iş birliğini ve açık diplomasiyi devletler arası münasebetlerin merkezine koyan bir anlayışı mutlaka yeniden tesis etmeliyiz.
Dördüncü olarak dünya genelinde gittikçe derinleşen gelir adaletsizliklerine çözüm üreten yeni bir paradigmayı beraber inşa etmeliyiz.
Son olarak insan merkezli teknoloji anlayışını hâkim kılarak teknolojiye sahip olanlar ve olmayanlar arasında yeni duvarlar örülmesine izin vermemeliyiz.
Bilinmelidir ki teknokutuplaşma ve dijital hegemonya, ne Birleşmiş Milletler merkezli sistemin ne de onun asli unsuru olan devletlerin hayrınadır.
Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeli, maruz bırakıldığı gayriinsani izolasyon artık son bulmalıdır.
Uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya ve bu devletle siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkiler tesis etmeye davet ediyorum. #UNGA81
Bu, Tayyip Erdoğan’ın şahsi meselesi değildir; bu insani bir meseledir, hepimiz için vicdani bir meseledir.
Bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı bu görevini icra edemez hale gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. #UNGA81
Eğer Birleşmiş Milletlere olan güven gerçekten artırılmak isteniyorsa yapılması gerekenler bellidir:
Gazze’de çocuklar güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA’ları, SİHA’ları değil, özgürce süzülen uçurtmaları görecek. #UNGA81
Lübnan’da çocuklar, gecenin bir vaktinde bomba sesleriyle uyanmayacak.
Asyalı emekçilerin alın teri, vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek.
Afrikalı kardeşlerimiz, geleceklerine en az müreffeh ülkelerin vatandaşları kadar güvenle bakacak, umutla bakacak.
Birleşmiş Milletlere güven, ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir.
190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir.
Güvenlik Konseyi, dünya 5’ten büyüktür ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir.
14 yıllık zulmün ardından Suriye, 8 Aralık Devrimi’yle birlikte yeni bir yola girdi.
Cumhurbaşkanı Şara’nın liderliğinde Suriye’nin, her türlü iç ve dış tahrike rağmen güvenli, huzurlu bir ülke olma hedefine doğru ilerlediğini görüyoruz.
Bu yolculuklarında kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz.
Bir diğer komşumuz Irak’ta devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve istikrarın tahkim edilmesi çabalarına desteğimiz tamdır.
Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere bölgemizin refahını artıracak stratejik ulaştırma ve enerji projelerinde Irak’la iş birliği içinde çalışıyoruz. #UNGA81
Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın üzerinden 81 yılı aşkın bir süre geçti ama insanlık hâlen o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor.
Geride bıraktığımız 12 ay, 60’ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Gazze’den Ukrayna ve Rusya’ya, Myanmar’dan Darfur’a, İran’dan Lübnan’a 250 bin insan hayatını kaybetti.
Çok daha fazlası tarifsiz acılar yaşadı.
Yalnızca Gazze’de son 3 yılda çoğu çocuk ve kadın 74 bin kardeşimiz, İsrail’in devlet terörünün kurbanı oldu.
Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır.
ABD Başkanı Sayın Trump’ın gayretleri ve bizim de dâhil olduğumuz ülkelerin katkılarıyla varılan ateşkes sonrasında bile katledilen Gazzelilerin sayısı 1.500’ü aşmıştır.
“Onlar sanıyorlar ki biz sussak, mesele kalmayacak.
Halbuki biz sussak, tarih susmayacak.
Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar, mesele kalmayacak.
Halbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar.
Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar.
Tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.”
Siyonist katliam şebekesi başta olmak üzere hangi odakların Terörsüz Türkiye sürecinden rahatsızlık duyduğunu biliyoruz.
Allah’ın izniyle bunlara umdukları fırsatı vermeyeceğiz.
Terör endüstrisinden beslenen millet ve memleket düşmanlarının hortumlarını tek tek keseceğiz.
Bunda kararlıyız, inşallah başaracağız.
“Buradan uçaklar kalkamaz” diyorlardı ama sadece bir günde tam 1.787 uçak indi ve kalktı.
Şöyle geriye doğru baktığımızda gördüğümüz şudur:
Havalimanımız, İstanbul’a yapılmış en vizyoner yatırımlardan biridir.
İstanbul Havalimanıyla şehrimiz dev bir eser kazanmıştır.
Ülkemizin marka değeri global ölçekte daha da artmıştır.
Türkiye, sivil havacılıkta şampiyonlar ligine çıkarak gücüne güç katmıştır.
Bize İstanbul Havalimanı üzerinden saldıranlar ise en güzel cevabı işte bu başarılarla, alınan ödüllerle, kırılan rekorlarla almıştır.
Yıllarca taş üstüne taş koymayıp sadece takoz siyasetiyle gemilerini yüzdürmeye alışanlar için artık deniz tükenmiştir.
Entrikayla, yolsuzlukla, karanlık odalarda kotarılan siyaset mühendislikleriyle bu ülkede siyasetçilik oynama devri tamamen kapanmıştır.
İnanıyoruz ki bundan sonra Türkiye’de eser yarışacak, vizyon yarışacak, siyasi partilerin programları ve projeleri yarışacaktır.
Biz İstanbul Havalimanını ülkemize kazandırmaya çalışırken eskisi ve yenisiyle muhalefet aktörleri bu yatırımın önünü kesmeye çalışıyordu.
Bir sürü akıl ve mantık dışı eleştiriyle bu projeyi hedef aldılar.
“Uçak inmez” dedikleri İstanbul Havalimanı, hizmete girdiği günden beri rekordan rekora, başarıdan başarıya koşuyor.
Dediklerinin tamamı fos çıktı, bunlarda hiçbir vizyon olmadığı bir kere daha anlaşılmış oldu.
Havalimanımız, geçtiğimiz yıl 84,5 milyon yolcuya ev sahipliği yaparak yolcu sayısı bazında Avrupa’da 2’nci, dünyada 8’inci sıraya yerleşti.
Bugüne kadar sayısız kez “Yılın En İyi Havalimanı” ve “Dünyanın En Aile Dostu Havalimanı” ödüllerine layık görüldü.
110’un üzerinde hava yolu iş birliğiyle 340’tan fazla noktaya uçuş imkânı sunan Havalimanımız, geçtiğimiz Temmuz’da 8,15 milyon yolcu sayısına ulaşarak “Avrupa’nın En Yoğun Havalimanı” ünvanını aldı.
16 Ağustos’ta 291 binle Türkiye ve Avrupa’nın günlük yolcu rekorunu kırdı.
30 Ağustos’ta 1.787 uçuşla tüm zamanların uçuş rekorunu yeniledik.
Böylece İstanbul Havalimanımız, hem Türkiye hem Avrupa genelinde “tek günde ulaşılan en yüksek sefer sayısına” imza attı.
Büyüme hedeflerimiz doğrultusunda İstanbul Havalimanındaki altyapı yatırımlarımıza devam ediyoruz.
Yaptıkları her işi eline yüzüne bulaştıranlardan, burnunun ucunu dahi göremeyenlerden farklı olarak bizim Türkiye için büyük hayallerimiz, büyük hedeflerimiz var. 🇹🇷