Her önümüze çıkan şeye sanat deme işini bırakalım bence. Ortada bir sanat yok. Bu 1. Diğerlerine gelince:
Bu ülkede herkes ötekine tahammülsüzdür. Ülkenin tek tahammülsüzü Müslümanlarmış gibi davranmayı da bırakalım. Aşağıdaki alıntıyla ilgili değil bu söylediğim ama yeri gelmişken değinmiş olalım.
Eğer Deniz Göktaş yerinde muhafazakar bir komedyen olsa ötekinin değerlerini (aklınıza her ne gelirse; Alevilik, Atatürk vs vs) mizahına malzeme etseydi bu Deniz Göktaş’ı kahraman ilan edenler sanat manat ayağını bırakıp onu linç edeceklerdi. Ki zaten bi kısmınız gösterinin içinden ya da Deniz’in daha önceki gösterilerinden kesip kırptıkları yerlerle buna mı sahip çıkıyorsunuz diye paylaşım yapıyor. Bi çoğunuz için Deniz şu an kullanışlı diye siz bunları görmezden geliyorsunuz. Aman canım ne var bunda demeniz samimi değil. Zira RTE kısımlarını söylemeseydi ve o kısımlar olsaydı şu an Deniz yine linç ediliyor olurdu.
Meselemiz ne yani? Tahammülsüzlük. Ama tahammül dediğin şey de nerede başlar nerede biter, bu da tartışma konusu mesela. Uzun uzun irdelemek lazım. Birilerinin kırmızı çizgisi olan şeyler hakkında ülkece mizah yapmayacağız o zaman. Çünkü tavrımız var. Hangi grup olursa olsun arkadaşlar, tavrımız var. Ülkede katı şekilde ayrışmış malum grupların sarıp sarmaladığı ve ayak altına alınmaya çalışıldığı zaman karşı çıkacağı değerleri var. Bu benim için Kur’an’dır. Kusura bakmazsanız ya da isterseniz bakın Kur’an mizah malzemesi edilecek bir kitap değil. Sen inanma birader. Neye inandığın, inanmadığın zerre umrumuzda değil. Burada ifade özgürlüğü dersen yarın senin sarıp sarmaladığın şeye aynısı yapılınca değerlerimize saldırıyorlar diye çığırtkanlık yaparsan olmaz. O zaman kendine yapılsın istemiyorsan ötekine yapmayacaksın. (Aynı şeyi müslümanlan, muhafazakar cenah için de söylüyorum) Bizim ülkede geçinmemiz için altın kural bu demek ki. Yıllardır öğrenemediyseniz öğrenin.
Ötekinin kırmızı çizgilerine saldırmayan, hakaret etmeyen, aşağılamayan biri olarak kendi değerim, kitabım için talebim budur. Buluşmamız gereken yer de burası olmalı. Madem herkesin dokunulmazı var dokunmayacağız.
Babam için kardiyoloji randevusu almak istiyorum…
MHRS diyor ki:
Uygun randevu bulunamadı. Aile hekiminiz sizin adınıza randevu oluşturabilir.
Aile hekiminde kontenjan varmış…
Demek ki aile hekimi doktor değil, sekreter olmuş; haberimiz yokmuş.
Madem sistemde verilebilecek bir randevu var, neden vatandaş doğrudan alamıyor?
Neden yaşlı insanlar, kronik hastalar bir de aile hekimine yönlendiriliyor?
Amaç ne?
Uzman polikliniklerine gidişi aile hekimi üzerinden filtrelemek mi, yoksa aile hekimlerine fiilen randevu sekreterliği yaptırmak mı?
Zaten yoğun olan birinci basamağa bir de hastane randevusu yüklemek hangi aklın ürünü?
Vatandaş sağlık hizmetine ulaşmak istiyor; sistem ise vatandaşı kapı kapı dolaştırıyor.
Buna bir açıklamanız olur mu? @saglikbakanligi ve @drmemisoglu
Basit bir soru soracağım .
Şu gördüğünüz liste yeni HYP kriterleri ile 12 'den 18'e çıkarılan Aile Hekimlerinin yapmalarını istedikleri takip-taramalar .
Bir Aile Hekimi önceden 500 Tarama-Takip yapıyorsa şimdi hedefler değişmezse 700 Tarama-Takip yapacak ve yine 1.5 HYP katsayısı alacak , yani aynı ücreti daha fazla tarama-takip yaparak almış olacak.
Sorum şu :
Fazladan eklenen 200 Tane Takip-Taramanın hak edişi nerede ?
Zaten iş yükü nedeniyle iyiden iyiye yılgınlık ve tükenmişlik içinde olan Aile Hekimlerine daha fazla iş yüklemek kimin fikriydi ?
Yeter artık !! Gerçekten iş yükü dayanılmaz hale geldi !.
Aile Hekiminden, Aile Sağlığı Çalışanlarından istenen GERÇEKTE ulaşması İMKANSIZ hedefleri , verimsiz çalışmayı artık birilerinin duyması , bilmesi gerekiyor .
Gelin sahaya beraber yapmaya çalışalım istediğiniz imkansız HYP hedeflerini, masa başında olmaz ASM'lere bekliyoruz...
Aile Hekimliğinde yapılan değişikliğin neden Aile Hekimliğini bitirdiğine dair birkaç sebep söyleyim. Sadece bunlarla sınırlı da değil;
-> Yapılması gereken anket sayıları inanılmaz arttırıldı. Bakın bu anketlerde istenen şeyleri gerçekten yapan Hekim hasta başı 1 saat ayırması gerekiyor. Kapıdan giren hastalara 40 dk soru sorup doldurmak gerekiyor. Hastalardan EKG çekmenizi istiyor, saturasyon, nabız, tansiyon, boy, kilo, solunum sayısı vs vs. muayene ve ölçümlerini yapmanız isteniyor.
+ Bu anketleri yapabilmeniz için hastalardan son 6 ay içinde 1 kere kan almış olmanız gerekiyor.
Sağlık Bakanlığından herhangi biri benim çalıştığım Asm 'ye gelsin ve bizden beklediği anketleri tüm gün hakkıyla yaparak sadece 1 gün atlatsın; daha da hiçbir şeye itiraz etmeyeceğim. Ama yapamazsa benimle oturup konuşarak sistemi düzenlesinler.
Bakın Aile Hekimlerinden istenenleri yazıyorum, okurken imkansız olduğunu kendiniz de anlayacaksınız;
-> Çalıştığınız her gün en az 60 hasta bakacaksınız (dikkat üst sınır yok, alt sınır var)
-> İzin kullanırken yerinize biri vekalet etmezse ciddi kesintiye uğruyorsunuz yani mecbur vekaletli izin kullanmanız gerekiyor. Bunun anlamı, diğer birimin 60 hastasına da siz bakıyor olacağınız için 60+60 = 120 hasta.
Yılda 30 gün yıllık izin var + Bakanlığın yılda 12 gün eğitim programı var. 42 gün bu durumu yaşamak zorundasınız.
-> Hasta memnuniyeti kriteri diye bir şey var. Benim mevcut memnuniyetim %95.82 şu anda. Bunu öncelikle belirteyim, kendimin düşük diye sisteme çamur atmadığımı bilin. Ama hasta içeri giriyor 30 dk soru soruyor. Çık desem o 1 verecek, çık demeyince bekleyenler 1 verecek. Melek olsa bu sistemde memnuniyeti yapamaz. Hastayı tedavi etmeye mi çalışıyoruz, mutlu mu etmeye çalışıyoruz belli değil. Hasta rapor istese, vermesem gidip 1 puan verecek. Verince tabi 5 yıldız verir. Bu mantığa göre ben hastanın dediklerini yapıyorum değil mi oranıma bakınca :) Sistemin taleplerini yerine getirmeye uğraşan biri olarak ben bile yeni yönetmelik sonrası imkansız diyorsam siz düşünün ne kadar imkansız olduğunu.
-> Hyp yi yapma diyen olacak; velev ki kabullenelim verdiğimiz emeğin 0.9 ile çarpılmasını (Matematik bilgisi olmayanlar için bunun anlamı; 10 gün çalışacaksınız 9 gün çalışmış gibi hesaplanacak demektir), her şeye kabul diyelim. Bu sefer de sene sonunda KHT oranınız %70 'in altında olacağı için sözleşmeniz iptal ediliyor. Yani çalışmaya devam edemiyorsunuz. Paranızdan fedakarlık yapma hakkınız da yok.
-> Yeni gelen Hyp sisteminde artık hastalıkların taramalarını senede 1 yada 6 ayda 1 yapamıyorsunuz, 3 yıl sonraya atıyor sistem. Bunun anlamı şu; bir yerden sonra yapamayacak hale geleceksin.
Ayrıca yeni bir sürü anket eklemişler, bu anketleri yapınca elde edilen oranı düşürmüşler. Yani hem ben daha çok çalışacağım hem de daha az ödeme alacağım. Dünya'nın neresinde var yapılan iş artınca kazanılan paranın azalması? Size deseler ki yarından itibaren 2 kat fazla mesai yapacaksınız ama maaşınızın %20 sini de artık ödemeyeceğiz???!?!? Bu kabul edilebilir bir şey mi???
Bir de hastaneye başvuru mevzusu var. Sistemde sürekli "Geçen sene hastane başvurusu" , "Bu sene hastane başvurusu" yazıyor. Bundan ödeme almak imkansız. Mesela geçen sene haziran temmuz ağustos aylarında birimimde Doktor bile yoktu. Hastalar odaya gelince sadece boş bir oda ve masa ile karşılaşıyordu. Bu sene ben 1500 hasta bakıyorum aylık. Ama eminim haziran geldiğinde yine ödeme alamayacağım. Bu nasıl mümkün olabilir?
Bir de benim parasını ödeyip satın aldığım mallara devletin el koyma durumu var. Cari diye bir ödeme var diyecekler olacak; Kardeşim cari benim buraya başladıktan sonra kiramı, çalışan maaşını, giderlerimi vs ödemem için verilen para. Ben buraya başlamadan önce 200 bin tl'ye yakın masraf yaptım. Cari bunu ödemiyor. Devlet benim ödediğim paraya/mala el koydu. Çiftçiye koyun verdi diye tarlasını, bağını alması gibi bir şeyden bahsediyoruz. En anlayabileceğiniz şekilde durum tam olarak bu.
Murat Ülker, İngiltere'de ürettiği peynirli krakere %9 oranında peynir koyarken,
Türkiye'de ürettiği Çizi'de %0,2 yani sadece binde 2 peynir tozu bulunuyor!
Bu çifte standardı milyonlara duyuruyoruz: Gıda Dedektifi'ne işte bu yüzden düşmanlık yapıyorlar!
https://t.co/5ASM3InaGx
Gel bakalım tekrar muayene edelim ben de merak ettim dedim.
Sonuç: Adam gerçekten görmüyor, görmediğinin de farkında değil.
Tabi zararlarını anlattım ama kime neyi anlatıyorsun
Bir hastam geldi. Hani hocam beni ehliyet raporu için göz doktoruna sevk etmiştin ya. Hah işte gittim gözlük verdi, ehliyet raporunu verdi. Sonra bu adamı keşfettim. Kırlangıç otu hocam sana da tavsiye ederim gözlüğü attım, çok iyi görüyorum dedi.
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
Rezalet ya
Bu influencerlık safsatacıları da yaymaya başladı ne hoş
Kırlangıç otunun (Chelidonium majus) sarımsı özsuyu, kelidonin, sanguinarin, keleritin ve berberin başta olmak üzere izokinolin alkaloidleri içerir ve bunların her biri laboratuvar ortamında insan hücrelerini öldürdüğü kanıtlanmış sitotoksinler arkadaşlar (1,2).
Bu alkaloidler neler yapar peki bakalım
Hücre zarını geçer, reaktif oksijen türleri üretir, mitokondriyal yıkım başlatır ve kaspaz kaskadını tetikleyerek programlı hücre ölümüne yol açar (3). Bakın özellikle berberin konusunda çok spesifik bir veri var: Mesela berberinin ışık altında insan lens epitel hücrelerini ve retina pigment epitel hücrelerini doğrudan hasarladığı gösterildir; bitki özündeki berberin konsantrasyonu, toksik eşiğin yaklaşık 40 katı (4).
Yani bu adam insanların gözlerine, gün ışığına maruz kalan bir organa, o organın lens ve retina hücrelerini öldürdüğü bilinen bir maddeyi damlatıyor.
Üstelik bu bitkinin özsuyunun pH'ı baziktir ve alkali yanıkların oftalmolojide asit yanıklarından çok daha tehlikeli olduğu iyi bilinir:
Asitler de kötüdür ama en azından yüzeyde pıhtılaşma nekrozu oluşturup kendi kendini sınırlayabilir, alkali maddeler ise lipofilik yapıları sayesinde korneadan stromaya, ön kamaraya, hatta lense kadar penetre eder (5).
Ağır alkali yanıklar limbal kök hücreleri yok eder ve kornea kalıcı olarak opaklaşır, bu durumun tedavisi dünyanın en karmaşık göz cerrahilerinden biri olan keratoprotez implantasyonudur (6,7).
Kırlangıç otunun göze faydası olduğunu gösteren tek bir klinik çalışma, tek bir kontrollü deney, hatta tek bir vaka raporu bile yoktur. BAKIN TEK BİR TANE YOK.
21 yüzyıllık kullanım tarihini inceleyen kapsamlı derleme bunu açıkça ortaya koydu, buyurun bakın (8).
Bu bitki ağız yoluyla alındığında bile karaciğer hasarına neden olur, literatürde 38 belgelenmiş hepatotoksisite vakası mevcuttur ve Avrupa İlaç Ajansı (EMA) bitkiye tıbbi ürün onayı vermeyi reddetmiştir (9).
Rica ederim saçmasapan şeylerden vazgeçin artık ya
Yetti, gına geldi bu rezaletlerden 21. yüzyıldayız neden bu ısrar??
Kaynaklar
1-Wu C, et al. Intracellular Accumulation as an Indicator of Cytotoxicity to Screen Hepatotoxic Components of Chelidonium majus L. by LC-MS/MS. Molecules. 2019;24(13):2410. doi: 10.3390/molecules24132410. PMID: 31261913
2-Gao L, et al. Characterization of the cytotoxicity of selected Chelidonium alkaloids in rat hepatocytes. Toxicol Lett. 2019;311:91-97. doi: 10.1016/j.toxlet.2019.04.031. PMID: 31054355
3-Patil K, et al. Sanguinarine Triggers Apoptosis in Cutaneous Squamous Cell Carcinoma Cells through Reactive Oxygen Species-Dependent c-Jun N-Terminal Kinase Signaling Pathway. Front Biosci (Landmark Ed). 2024;29(1):40. doi: 10.31083/j.fbl2901040. PMID: 38287817
4-Chignell CF, et al. Photochemistry and photocytotoxicity of alkaloids from Goldenseal (Hydrastis canadensis L.) 3: effect on human lens and retinal pigment epithelial cells. Photochem Photobiol. 2007;83(4):938-43. doi: 10.1111/j.1751-1097.2007.00086.x. PMID: 17645667
5-Bizrah M, et al. An update on chemical eye burns. Eye (Lond). 2019;33(9):1362-1377. doi: 10.1038/s41433-019-0456-5. PMID: 31086244
6-Sprogyte L, et al. Pathogenesis of Alkali Injury-Induced Limbal Stem Cell Deficiency: A Literature Survey of Animal Models. Cells. 2023;12(9):1294. doi: 10.3390/cells12091294. PMID: 37174694
7-Sprogyte L, et al. Development and characterization of a preclinical mouse model of alkali-induced limbal stem cell deficiency. Ocul Surf. 2024;34:329-340. doi: 10.1016/j.jtos.2024.08.015. PMID: 39214186
8-Zielińska S, et al. Greater Celandine's Ups and Downs-21 Centuries of Medicinal Uses of Chelidonium majus From the Viewpoint of Today's Pharmacology. Front Pharmacol. 2018;9:299. doi: 10.3389/fphar.2018.00299. PMID: 29713277
9-Ciornolutchii V, et al. A Hidden Cause of Hypertransaminasemia: Liver Toxicity Caused by Chelidonium Majus L. : Report of Two Cases of Herb-Induced Liver Injury and Literature Review. Am J Ther. 2024;31(4):e382-e387. doi: 10.1097/MJT.0000000000001708. PMID: 38820341
Bir nörolog düşünün: altı yıl tıp, beş yıl uzmanlık, toplam on bir yıl "ezber" dediği eğitimi almış, diplomasını duvara asmış, "Dr." unvanını kullanıyor, her şeyiyle modern tıp sistemi.
Sonra çıkıp "viroloji sahte, hastalıklar beyin stresinden, üç bin yıllık Çin tıbbına dönelim" diyor.
Peki o zaman bir tutarlılık testi yapalım:
Neden hâlâ "Dr." unvanını kullanıyorsun?
Neden "Nörolog" yazıyor kartvizitinde?
Bu unvanlar tam olarak reddettiğin "iki yüz yıllık modern sağlık sisteminin" ürünü.
Gerçekten inandığın şey meridyenler, qi enerjisi ve stres birikimiyse, git kendine "Geleneksel Qi Dengeleyicisi" veya "Meridyen Terapisti" de.
Ama hayır, çünkü o unvanlar hasta çekmiyor, güven vermiyor, para kazandırmıyor.
Modern tıbbın diplomasını al, prestijini ve güvenilirliğini kullan, sonra aynı tıbbı "sonuca yönelik" diye aşağıla.
Bu tam olarak ne biliyor musun? Ticari ikiyüzlülük.
Hiçbir hastalığın sebebi bilinmiyor öyle mi Güçlü??Tüberkülozun sebebi Mycobacterium tuberculosis, Koch 1882'de izole etti, Nobel aldı.
AIDS'in sebebi HIV, 1983'te keşfedildi, Barré-Sinoussi ve Montagnier Nobel aldı.
Ülserin sebebi Helicobacter pylori, Marshall kendi midesine bakteri içirerek kanıtladı, Nobel aldı.
Diyabetin sebebi insülin eksikliği veya direnci, Banting ve Best 1921'de insülini keşfetti, Nobel aldı.
Orak hücre anemisinin sebebi tek bir nokta mutasyonu, hemoglobin geninde altıncı pozisyonda glutamik asit yerine valin. Bu teori değil, DNA sekansıyla doğrulanmış moleküler gerçek.
Ama tabii, üç bin yıl önce qi meridyenlerini çizen adamlar DNA'yı, bakteriyi, virüsü, mutasyonu göremiyordu, o yüzden her şeyi enerji blokajı ile açıkladılar.
Bugün elimizde elektron mikroskobu, PCR, genom sekanslama, monoklonal antikorlar var.
Bunları kullanıp, hastalıkların sebebi stres enerjisi demek,
MRI cihazının içinde oturup "görüntüleme şovdur." demek kadar absürt.
Pandemi korkusu tetik olmuş da insanlar hasta olmuş öyle mi?
O zaman COVID yoğun bakımlarında ölen insanlar yeterince pozitif düşünemedikleri için mi öldü? Ventilatöre bağlı hastaya "qi'ni dengele" mi denmeliydi? Bu sadece bilim cahilliği değil, vefat edenlerin hafızasına hakaret.
Yeter artık Güçlü
Geçenlerde Okinawa ile ilgili %99 damar tıkanıklığı dedin, yalan söyledin ve cevabını verilerle aldın. Veri istedik, kaybolmuş dedi.
Sabahtan akşama kadar yabancı safsatacı hesapların uydurmalarını Türkçe'ye çevirip paylaşıyorsun, ancak tek yaptığın da bilgin olmayan konularda saçmasapan hükümler vermek.
Modern tıbbın ünvanını ve güvenilirliğini kullanıp, modern tıbbı yalan yanlış kötüleyemezsin.
Kendine gel.
Bu Recep bir süredir aşılardan falan bahsetmiyordu ama sanırım siyez tam buğday ekmek satışları azaldı, tıklanmayı arttırsın ki RT ettiği ekmeklerinin satışı artsın. Bu mantıkla girdiği vebali umursamadan Hepatit A aşısına sallamış.
Bu paylaşımdaki iddialarını tek tek inceleyim ki kimsenin kafasını bulandıramasın
"İnsan, domuz ve maymundan üretiliyor" iddiasına bakalım.
Fotoğraftaki kutuda Human Diploid Cell yazıyor. Bu 1960'larda iki fetüsten, MRC-5 ve WI-38, alınıp laboratuvarda çoğaltılan hücre hatları. Aşının içinde insan dokusu yok. Virüs bu hücrelerde büyütülüp sonra saflaştırılıyor, hücrelerin kendisi aşıya geçmiyor. Alakası bile yok yani.
Domuz veya maymun iddiası ise tamamen uydurma. Hepatit A aşılarında böyle bir içerik yok.
"Alüminyum, civa, formaldehit gibi zehirler var" iddiası peki?
Alüminyum tuzları adjuvan olarak kullanılıyor, bu doğru. Ama günde yiyeceklerden yedi ile dokuz miligram alüminyum alıyorsunuz. Bir aşı dozunda sıfır nokta yirmi beş miligram var. Ayrıca bu adjuvanlar immün sistem uyarılmasına katkıda bulunduktan sonra makrofajlar tarafından parçalanıp çöpçü makrofajlar tarafından kısa sürede yok ediliyorlar. Elinizi kurşun kalem çizmesinden farkı yok.
Formaldehit de virüsü inaktive etmek için kullanılıp sonra uzaklaştırılıyor. Kalan eser miktar vücudunuzun doğal olarak ürettiğinin binde biri.
Civa, yani thimerosal konusu da ayrı açıklaması var tabii ama zaten Hepatit A aşısında hiç yok. Fotoğraftaki üründe de yok dikkat ederseniz.
"Hastalık, sakatlık ve ölüme sebep oluyor" demiş, doğru mu?
Hepatit A aşısı 1990'lardan beri milyarlarca doz uygulandı. Ciddi yan etki oranı milyonda bir ile iki düzeyinde.
Aşısız Hepatit A enfeksiyonu ise yüzde sıfır nokta beş ile bir ölüm oranına sahip, özellikle yetişkinlerde. Türkiye'de aşı programı sayesinde Hepatit A vakaları yüzde doksan beşin üzerinde azaldı.
"İnanmayanlar evlatları üzerinde acı tecrübe yaşıyor" demiş bir de, bunu derken yüzü de kızarmamış.
Bu cümle bilimsel argüman değil. Duygusal manipülasyon.
Asıl acı tecrübeyi aşı karşıtı söylemler yüzünden çocuklarını kaybeden aileler yaşıyor. 2019'da Samoa'da kızamık salgınında seksen üç çocuk öldü. Çoğu aşısızdı.
Kutu üzerinde T.C. Sağlık Bakanlığı Malıdır, Satılamaz yazıyor. Bu devletin ücretsiz sağladığı, denetlediği ve güvenliğini onayladığı bir ürün.
Komplo teorisi üretmek için kullanılacak son şey.
Yazıktır
Ayıptır
Günahtır
Lütfen bunlara itibar etmeyin.
Aşılar hayat kurtarır.
Doktorlardan Antibiyotik, Ppi, Ağrı Kesici kesintisi kalkacak.
Aile Hekimlerine Aşı Takip Sistemi nöbetleri için para ödenecek.
Hastanede yapılan riskli branşlar hak ettiği değeri görecek( Özellikle Pediatri, Kadın doğum, Cerrahi Branşlar)
Yüksek Nitelikli iş yapan Hekimlere kamuda özel poliklinik yapma imkanı sağlanacak.
Aile Hekimliğinde halledilen ama özelde yüksek getirisi olan işlerin fiyatı revize edilecek.
Acilde nöbetlerin saatlik ücreti komik tutarlardan, akla mantığa uygun seviyelere getirilecek.
Entegre Aile Hekimliği kalkacak.
Zorunlu görevlendirmeler(Kuzey Irak/Suriye) kalkacak. Gönüllü gidenlere ek mesai/Nöbet/Günlük yevmiye kalemleri daha yola çıkmadan ödenecek.
Hekimlerin emekliliğe yansıyan Temel Maaşları yoksulluk sınırının üstüne çıkarılacak.
Acile gereksiz başvurulardan ödeme alınacak.
Aile Hekimliğinden son 1 yılda yapılan kesintiler kaldırılacak.
Hastanelerde sadece göstermelik değil gerçek güvenlik önlemleri alınacak.
Asm 'lere de güvenlik tedbirleri alınacak.
Hekimin beyaz kod verdiği saldırganın Acil durumlar dışında sağlık hizmeti kısıtlanacak ve hastane içerisinde sadece güvenlik görevlileri eşliğinde hizmet alabilecek.Asm lere polis kontrolüyle başvurabilecek.
Hekimlerin ödeme sistemi ve meslekleri tamamen diğer branşlardan ayrılacak. Kendi yasal düzenlemeleri olacak.
Hekimlerin mesleki gelişimini destekleyen faaliyet ve organizasyonlar düzenlenecek. Hekimlerin eğitim masrafları devlet tarafından karşılanacak.
Hekimin tıbbi donanımı çerçevesinde hastalara tıbbi hizmet sunumu yapılacak ve hastaların USULSÜZ talepleri engellenecek. İdarecilerin Hekimlerden Usulsüz beklentileri ve baskıları kaldırılacak.
Hekimlerin Vergi dilimleri maksimum %15 'te sabitlenecek.
Ülkenin tüm şehirlerine Hekim evleri yapılacak.
Tam güvenlik önlemi alınmak kaydıyla sevk zinciri getirilecek.
Hasta sayısı insani sınırlara düşürülecek, Hekim maaşları Avrupa seviyelerine getirilecek.
Malpraktis konusunda Hekimler de Hakimler gibi korunacak.
İnsan haklarına aykırı 36 saatlik nöbetler kaldırılacak.
Bunlar olmaz diye düşünüyorsan, olmamasının önündeki en büyük engel sen olduğun için... Tek bir çatı altında toplanmak yerine sağa sola saçılıp günü kurtarma derdine düştüğün için...
Kişisel çözümler üretip yaptıkların görmezden gelinsin diye sesini çıkaramadığın için...
Önüne ne konulursa başını öne eğip kabullendiğin için...
Senden sonrakilere umut aşılamak yerine hiçbir şey değişmez düşüncesini aşıladığın için...
Ülkenin dört bir yanında bu yazıyı okuyan Hekimlerin bu söylediklerimi üstüne alınacağı kadar sayısal üstünlüğün bu düşüncedekilerde olduğu için...
Sözün özü; Biz iyi şartları hak etmiyoruz. Çünkü işimizi adam gibi yapmıyoruz. Taviz veren kişi, ses çıkaramayan kişi açığı olan kişidir. Ya donanımsal eksikliği vardır, ya mesaisine uymuyordur, ya usulsüz iş yapıyordur vs vs. Aksi zeka seviyesine hakaret olur zaten, hangi aklı başında insan 5 birimlik iş yapıp 1 birimlik ödeme almayı kabullenir ki? Ben de dört dörtlük değilim ama sistemin içinde temiz iş yapan insanların hakkına girmemek için seslerini duyurmaya çalışıyorum. Benim hatalarımın bedelini ancak ben ödeyebilirim, işini düzgün yapan değil
Aile hekimi, veri giriş memuru değildir!
Aile hekimi, randevu ayarlayan sekreter değildir!
Aile hekimi, kayıp vatandaşı bulacak kolluk kuvveti değildir!
Aile hekimi, kalemine müdahale edeceğiniz öğrenci değildir!
Aile hekimi "𝗰𝗲𝘇𝗮" ile çalıştırılamaz!
𝗘𝘇𝗶𝘆𝗲𝘁𝗹𝗲 𝗬𝗼̈𝗻𝗲𝘁𝗶𝗹𝗺𝗲𝘆𝗲 𝗦𝗼𝗻!...