Demirtaş davası: AİHM serbest bırakılmasını istedi. Olmadı. Kavala davası: AİHM ihlal tespit etti. Olmadı. Yalçınkaya, Yasak kararları:Kanunsuz suç olmaz dedi. Olmadı. Bunlar birer istisna değil, bir örüntü. AYM bu örüntünün neresinde duruyor? AYM den doğru bir hamle bekliyoruz.
#AYMninAİHMsınavı
Aradan 10 yıl geçtikten sonra bir insan, “Ben ne iş yapabilirim? Öğretmenlik biliyorum, gidip bir yerde öğretmenlik yapayım.” dediğinde yeniden tepesine biniyor, “Sen yine örgüt üyesi oldun.” diyerek onu cezalandırıyorsunuz.
Muhataplar nazlanınca iş başa düştü. Sessiz kal, mücadele edeni yalnız bırak, sonra da "Bu hukuksuzluk ne zaman bitecek?" diye sor. Benim nazarımda sessiz kalanla haksızlık yapan arasında hiçbir fark yoktur.
"Dünya kötülük yapanlar yüzünden değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir."
Albert Einstein
AHİM'nin önceki gün açıkladığı 893 ihlâl kararı, adil yargılanma ilkeleri açısından üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken ciddi bir tabloyu ortaya koyuyor.
AİHM, Türkiye’den yapılan 893 başvuruda ihlâl kararı verdi. Bunların 264’ü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi, "herkesin adil yargılanma hakkını güvence altına alır." ile İlgilidir.
34 dosyada 7. madde, "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi bakımından ihlâl tespit edilmiştir. 595 başvuruda ise hem 6. hem de 7. maddelerin ihlâl edildiğine hükmedilmiştir.
Peki bu ne anlama geliyor?
6. madde, bir kişinin adil şekilde yargılanmasını; delillere erişebilmesini, savunma hakkını kullanabilmesini ve mahkemelerin yeterli gerekçe ortaya koymasını güvence altına alır.
7. madde ise temel hukuk ilkesini korur: Bir kişi, işlendiği tarihte suç sayılmayan bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. Hukuk öngörülebilir olmalı, suçun sınırları sonradan genişletilmemelidir.
AİHM’in verdiği kararlar, hukuk devleti, adil yargılanma ve kânûnîlik ilkeleri açısından ortaya çıkan problemlerin artık uluslararası yargı mercilerince de dikkatle incelendiğini göstermektedir.
Adalet; toplumun devlete, hukuka duyduğu güvendir. Adalet talep etmeyen toplumlar; umudu ve geleceğe olan inancını kaybeder.
Özeti:
"Müddeî iddîasını ispatla mükelleftir.
İddîasını ispat edemeyen müfterîdir."
Mecelle
İddîa sahibi iddîasını ispatla yükümlüdür. İddîasını ispat edemiyorsa iftira atıyordur.
AİHM’in verdiği ihlâl kararını daha anlaşılır ifade edeyim: Somut deliller olmadan hiç kimse, hiç kimseyi "ocu, bucu, şucu" diye yaftalayamaz; ötekileştiremez; işini, aşını, eşini, aşiyanını, özgürlüğünü ve yaşamını elinden alamaz, diyor.
#AİHM
Şimdi de geçimini sağlayabilmek için öğretmenlik yapanların evlerinin kapılarını kırıyor, “Seni terörist olarak yakaladım.” diyerek gözaltına alıyorsunuz.
İnsanlar, “Durun, kapıyı açayım.” diyor; siz ise âdeta “Hayır, özellikle kapını kıracağım.” diyorsunuz.
Sabahın erken saatlerinde insanların evlerinin kapıları kırılarak içeri giriliyor. “Sen yine örgüt üyesi olmuşsun.” denilerek insanlar derdest ediliyor, gözaltına alınıyor ve ardından tutuklanarak cezaevlerine gönderiliyor. Şu ülkenin düştüğü hâle, şu rezalete bakın!
TRT Eski Spikeri Sırrı Er ile Kırıkkale Eski Milletvekili Kemal Albayrak’ın Gündem Yaratan Röportajı: Türkiye’de Adalet ve Hukuksuzluk Krizi https://t.co/7hAUwt8Lzi
Ülkemizde siyasi düşüncelerinden dolayı tutuklu ve hükümlü olmak üzere yaklaşık 10 bin insan cezaevinde!
Görüşlerinden ve düşüncelerinden dolayı insanları cezaevine mahkum edemezsiniz…
Ayrımsız #GenelAf ilan edilsin…
@ocakmedya Toplumların çöküşü ani değildir. Çürüme bağıra bağıra gelir. Sessizlik büyüdükçe adaletsizlik de güç kazanır. Zulüm yalnızca onu yapanların cesaretiyle değil, ona sessiz kalanların suskunluğuyla da varlığını sürdürür
@ocakmedya@konusmasanati “ adalet mülkün temelidir”
Mülk, kişilerin sahip olduğu artı değer katan her şeyidir.
isteseler de istemeseler de, farkında olsalar da olmasalar da insanca yaşamalarını sağlayan ve kendilerine değer katan bütün artı değerler
Doğuş‘la kazandığımız kimsenin değil hakkın lütfudur.
İnsanları önce işlerinden ihraç ettiniz, ardından cezaevlerine attınız. Yıllar sonra hayatlarını yeniden kurmaya, geçimlerini sağlamaya çalışan bu insanlara tekrar operasyonlar düzenliyorsunuz.
Bu kişilerin önemli bir bölümü öğretmen. Öğretmenlikten başka bir meslekleri yok. Özel bir okulda, dershanede veya özel ders vererek çalışmaya başladıklarında sabahın erken saatlerinde evlerinin kapıları kırılıyor, gözaltına alınıyor ve yeniden “örgüt üyeliği” ile suçlanıyorlar.
Zaten yaklaşık 35 bin öğretmeni KHK’lerle ihraç ettiniz. Kapatılan okullarda çalıştıkları gerekçesiyle yaklaşık 20 bin öğretmenin de çalışma izinlerini ve diplomalarını geçersiz hâle getirdiniz. Toplamda 55 bin öğretmenin mesleğini yapmasını engellediniz.
Anayasa Mahkemesi'nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarının yerine getirilmemesi dolayısıyla Devletin mahkûm edildiği tazminatlarla ilgili olarak kararı yerine getirmeyen hakimlere re’sen rücu edilmesine yönelik bir kanunî düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır!
Mahmut Tanal:
12.Yargı Paketi’nde;
KHK mağdurları yok,
31 Temmuz Covid düzenlemesi mağdurları yok,
Çek ve IBAN mağdurları yok.
Oysa hukuk, mağdur üretmek için değil mağduriyetleri gidermek için vardır.
Haksızlığa uğramış insanların hakkını aramaktan daha doğru, daha meşru ve daha vicdani bir mücadele yoktur.
Devletin görevi cezalandırmak kadar adaleti sağlamak, toplumsal barışı güçlendirmek ve mağduriyetleri gidermektir.
Adalet;herkese lazım.