YUKARIDAN BAKARIZ, YUKARIDAN BAKANLARA
Şahit ol, Bağdat!
Şahit ol, Kudüs!
Şahit ol, Tahran!
Şahit ol, Ankara!
Şahit ol, İnsanlık!
“Burçlarla dolu göğe andolsun, va’dedilmiş güne andolsun, şâhitlik edene ve şâhitlik edilene andolsun ki, kahroldu o hendeğin (Ashâb-ı Uhdûd) sahipleri…” (Bürûc Suresi)
Siyaset bir elbisedir, din bir elbisedir, lakin insan olmak, varoluşun yalın ve değişmez aslıdır. İslâm, insanı insan olarak -tanımı kendinde mündemiç- ele alır. Bu hakikat, geçmişte İspanyol devlet adamı Pedro Sánchez’in, Bosna milli takımının insanlık onurunu koruyan asil duruşlarında ayan olmuştur. Peki aynı hakikat, ülkemizde hangi yüzüyle okundu?
Sicili milyonlarca mazlumun kanıyla lekelenmiş küresel bir musibetin, Dost Trump şahsında tecessüm ettiği şu günlerde; ABD bayrağının renklerini Ankara semalarına ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne yansıtmak ne estetik bir tercih ne de basit bir diplomatik jesttir! Çünkü aslolan mazluma ağlamak değil, zalime mesafe koymaktır.
Buraya kadar belki her şey tarihsel bir akış içinde olağan kabul edilebilir; zira zalimler ve onlara alan açanlar her çağda vardı. Lakin bizce en sarsıcı olan, bayrak sallamakta mahir, hesap sormakta suskun insanların gönüllü körlüğü. Her mitingde tekrar narkozlanan kalabalıkların, yetki sahiplerinin vicdani uyuşması karşısındaki sarsılmaz desteği, siyaset üstü bir sorun olarak büyümektedir. Hakikatin ölçüsü partiye, adaletin ölçüsü kişiye bağlandığı gün; siyaset ahlâkını, insan ise haysiyetini kaybeder. Bu ahlâkî kırılmanın ilacı ise, Millî Görüş anlayışı ve Yeniden Refah iktidarıdır.
Akıllı insan, gösterilmek istenene değil, görülmesi gerekene bakar. Tahlil mahallini doğru tespit edemeyenler, yanılmaya ve hatanın en ağır faturasını yüklenmeye mahkûmdur. NATO zirvesine ev sahipliği yapan ülkemizde halk ve medya gözlerini gösterilen yere çevirdi; oysa asıl mesaj gökyüzüne yazıldı. Gökyüzü, insanlık tarihi boyunca yalnızca seyir alanı değil; hâkimiyetin, kudretin ve egemenliğin bariz bir sembolü olmuştur. Devletler güçlerini yere değil, daima göğe nakşetmek istemiş; bayraklarını en yükseğe dikmiş, akrobasi uçaklarını hazırlamış, renklerini semaya işlemiştir. Çünkü göğe yazılan her renk bir süsleme değil, aynı zamanda bir tasavvurun beyanı ve siyasi aidiyetin ilanıdır.
Bugün Gazze'nin enkazı altında çocuklar can verirken, Irak işgalinin izleri geçmemişken, İran'da okullarda parçalanan kız çocukları “hangi günahtan ötürü öldürüldün” sorusu için “gözlerin yerinden fırlayacağı günü” beklerken; gökyüzünü ABD bayrağının renkleriyle kirletmek, “kimlerin kimlerle birlikte olduğunu” bir kez daha gözler önüne sermiştir. Semalarımıza, köprülerimize çizilen bu tablolar, göğe bırakılmış bir duman değil; iktidarın nereye hizmet ettiğine dair siyasi bir imzadır: Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü!
Söylenebileceklerin çokluğu karşısında, yüzleşmeye hazır olan zihinlere asgari bir hatırlatma dozu olması hasebiyle bu tarihi şahitliği ihtisaren kayda geçiriyorum. Her şey bir yana; Dr. Fatih Erbakan’ı ABD bombalarıyla ŞEHİT bir Müslüman liderin cenazesine katılmasını eleştirenlerin, konu “dost Trump” ve ABD menfaatleri olduğunda sergiledikleri bu iştiyak hazindir. Asrın Nemrut’unun takdirini, Hamaney’in kanına tercih etmek, yalnızca siyasi bir savrulma değil, itikadi bir sapmanın açık göstergesidir. Bir müslümanın çöpünü dahi, bütün kafirlerden üstün tutmamız tercih değil, itikadımızdır.
Dün “Dik Dur Eğilme” sloganıyla meydanları dolduranlar, “Zalimin hasmıyım” şiiriyle alkış kiralayanlar, bugün kendi tezatlarının esiridir. Bir köle kırbaçlandığı zaman değil, efendisinin razı olduğu gün köledir. Trump'ın övgüleri bizim için bir iftihar vesilesi değil; kimin kime hizmet ettiğini ele veren ibretlik bir teşekkürdür. Samimi muhasebelerle hür vicdanıyla yüzleşecek insanlığa selam olsun.
Mustafa Duruş
https://t.co/YY0jccFeKx
Bir yandan Galata Köprüsü’nde Filistin yürüyüşü yapacaksınız, öbür yandan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü ABD’nin bayrak renkleriyle aydınlatacaksınız.
Bu çarpık düzen dikiş tutmaz!
BORSA CAİZ Mİ?
Bir yıldır borsa üzerinde derinlemesine çalışıyorum. Diyanet gibi kurumların bu meseleyi sadece şirketin faaliyet alanının helal-haram çizgisine indirgemesi; bir otobüs şirketinin güvenliğini soran kişiye, otobüsün teknik aksamını ve yol şartlarını hiçe sayıp sadece şoförün sürücü belgesine bakarak cevap vermeye benzer. Kaldı ki mevcut yaklaşım, bu kıyasın bile fersah fersah gerisindedir.
Anonim şirket ve borsa yapısına hukuki ve fıkhi boyutta en üst düzeyde vakıf olan biri olarak fetvam nettir: Şirketin iştigal alanı ister domuz eti ister zemzem olsun, borsanın mevcut işleyiş mekanizması fıkhen yüzde yüz haramdır. Detaylı analizimi ve gerekçelerimi paylaşacağım inşallah.
Mustafa Duruş
Altın Günü Neden Faiz? | İslam Hukuku & Faiz Meselesi
Altın günü, görünüşte bir borç işlemi gibi dursa da uygulamada altın alım-satımına dönüşmektedir. Bu durumda sarf akdinin temel şartları olan eşitlik ve peşinlik aranır. Altın gününde teslimin ertelenmesi peşinlik şartını ortadan kaldırdığı için işlem zaman faizi kapsamına girer ve haram olur.
https://t.co/ZhFpWFvMUA
Bitcoin Caiz mi? (Altay Cem Meriç'e Reddiye) | Kripto ve Zekat
Bitcoin caiz mi? Kripto paradan zekât düşer mi? @AltayCemMeric in bu konudaki görüşlerine görüşlerine fıkhi ve hukuki gerekçelerle detaylı bir reddiye hazırladım.
Muzâbene yasağına dair hadisler, "salâhın meydana çıkması" bahsi, kripto paranın mal niteliği, hukuk devleti güvencesi, manipülasyon meselesi ve zekât hükümleri videonun temel başlıklarını oluşturmaktadır.
BÖLÜMLER:
00:00 - Giriş: Kripto Para Tartışması ve Reddiye
00:47 - Bitcoin Mal mıdır? Kripto Paradan Zekat Düşer mi?
03:35 - Muzâbene Akdi Nedir? İlgili Hadislerin Değerlendirilmesi
04:17 - Salahın Meydana Çıkması Ne Anlama Gelir? 05:20 - Kripto Para ve Hukuki Güvence
06:22 - Manipülasyon Farkı: Zatî ve Arızî
08:50 - Sonuç: Fıkhın Mahiyeti (Hüküm, İllet ve Maslahat)
https://t.co/8dU7EYtQ0e
ALTI KAVAL ÜSTÜ ŞEŞHANE
1. Cevaplanmış bir soruyu tekrar tekrar sormak samimi bir iletişim biçimi değildir. Üstelik video içeriği, ulaşılabilirlik ve anlaşılabilirlik bakımından yazıdan katbekat üstündür. Kaldı ki mesele, birden fazla ilim dalıyla taalluk etmektedir.
2. Kendisiyle ilgili çok sayıda yazı ve video içerik zaten paylaştım. (Örnek sadedinde bir yazı ve bir video linki paylaşacağım.) Fakat kendisi bunların hiçbirine cevap verme samimiyetini göstermedi; zaten buna yetecek ilmî donanıma da sahip değildi. Keza, bu donanımdan yoksun olduğunu ispatlamanın en uygun yolu yazı değil, münazaradır.
3. Siyasi örneğinizde ayrıca bir mantık hatası var. Siz, konunun sadece Fatih Erbakan'a özel olarak açıklanmasından bahsediyorsunuz. Ben ise herkesin izleyebileceği, üçüncü şahısların da takip edebileceği umumi bir oturumdan, yani bir münazaradan söz ediyorum. Ve hodri meydan diyorum. Çünkü ilim, iddiada bulunmayı değil; o iddiayı temellendirmeyi gerektirir.
4. Şimdi, sözünü ettiğim eski tarihli yazılı ve video içeriklerden birer örnek paylaşacağım. Yirmi yaşında, hiçbir ilmî yetkinliği olmayan gençlerle dahi yayın açıp günlerce hem kendileriyle hem de kitleleriyle alay etmekten geri durmayan bir kişinin; bugün 500 puanla öğrenci alan KAİHL' mezun ve İstanbul İlahiyat mezunu bir araştırmacıyla neden karşı karşıya gelemediğini sorgulamanızı rica ediyorum. Eğer gerekçe "vakur olmak" ise, küfürlü tweetlere dahi cevap veren, çocuklarla bile münazara edip alay eden, kazandığı bilek güreşini dahi paylaşan birinin bu vakurluğu neden bu kadar seçici? Hadi diyelim ki biz TR en gözde okullarında İmam Hatip'te okurken, biz İlahiyat'ı bitirirken, bir zamanlar ateist olan Altay Bey ilmî anlamda bizi geçti ve hakikati buldu. O hâlde bize gelip, bizim bugün yapmak istediğimiz gibi öğretmesi gerekmez miydi? Çünkü hakkı bilen kimsenin, hatada olduğunu düşündüğü Müslümanlarla bu hakkı paylaşması gerekir. Eğer bunu yapmıyorsa, bunu da sorgulamak gerekmez mi? انْصُرْ أَخَاكَ ظَالِمًا أَوْ مَظْلُومًا
Video içerik örneği: Kur’an Kadını “Dövün” Der mi? | Altay Cem Meriç’e Reddiye | Nisâ 34 Tefsiri
https://t.co/Btf13gWWDe
Yazılı reddiye örneği: "En zayıf hadis , en güçlü tarihi metinlerden güçlüdür!, sözüne Reddiye" (ki bu Altay'ın hadis usulüne dair başlangıç düzeyinde bile bilgi sahibi olmadığını gösteriyor...) https://t.co/jJGQEj39Qz
İTİRAZ (Ne ve Neden?)
1. Ne?
"En Zayıf Hadis Tüm Tarihi Metinlerden Güçlüdür" (@AltayCemMeric)
İzlediğim sohbete ismini veren bu videoyla karşılaştığımda önce şaşırdım, sonrasında @BekirDeveli 'nin "(tıkla)Tma maksatlı" bir başlığı olabileceği hüsn-i zannıyla sohbetlerini izledim. Bunun tekrarlı bir şekilde ifade edildiğini, mezkur iddianın açıklama ve örneklerle bir umde haline getirilerek birinci derecede savunulduğunu, gerek itikat gerekse hadis ilmi ve tekniği açısından şiddetli kusur içeren bu cümlelerin dile getirildiğini teessürle izledim.
Sözkonusu itiraz, söz konusu şahısları (Bekir Develi zaten yalnızca sunucu) hedef alan ya da gösteren değil; hem inanç ve hassasiyetler hem de hadis ilmi açısından tahlil ve tenkit durumundadır. Hadis/Sünnete duyulan güven ve sevginin tezahürü olan bu minvaldeki gayriilmi ifadelerin, akli ve nakli delillerce (Kuran ve Hadis) yanlışlığı ve kötü müdafaanın etkili bir karşı saldırı niteliğinde olmasına örnek taşıması sebebiyle bu yazıyı kaleme alıyorum.
2. Neden?
A.1) ÖRNEK.x
Bir meseleyi öncelikle basit örneklerle ele almayı seviyorum:
NE? ="Ronaldo en iyi/başarılı futbolcudur"
(-) NEDEN?=Ronalda hiç penaltı kaçırmamıştır. (y)
(+) NEDEN?= Ronalda en çok gol atan oyuncudur. (d)
Bu sözün muhatapları üç gruptur:
1-) Ronaldo en iyisidir: Hatalı bilgi kafa karıştırır, kalbi bulandırır. Teyit değil, şüpheye neden olur.
2-) Ronaldo gerçekten en iyisi mi? : Kabul etmesi muhtemel kişilerin yolunu tıkar. Hatalı bilgilerle yapılan çağrı; "Doğru olsaydı doğru veriyi kullanırdı, yanlış bilgiyle söylenmesi iddia sahibinin aldatıcı olduğu ve iddianın geçersiz olma ihtimalini kuvvetlendirir," düşüncesine sevk eder.
3-) Ronaldo en iyisi değildir: Spekülatif her açıklamayı maksadına uygun olarak etkili bir şekilde kullanır.
A.2) ÖRNEK.y
Ben bir yapay zeka geliştirdim. 100 sorunun 2 tanesine doğru cevabı veriyor.
İkinci sürüm ise, aynı sorulara başarı oranı %100 olacak şekilde hepsini doğru cevaplandırıyor.
i. 1. sürüm bütün soruları yanlış cevaplamıştır.
ii. 1. sürümdeki 2 cevap ile 2. sürümdeki 2 cevap aynıdır. (aynı numaradaki sorular kast edilmiştir)
iii. 2. sürüm bütün soruları doğru cevaplamıştır.
Bu hatalı olacaktır. Basit olduğundan ve yazının uzamaması için açıklamıyorum.
HEDEF: İslam ve İsrailiyat bu örnekte olduğu gibidir. v1.'deki iki doğrudan ötürü 2.sürüme gerek duymamak ya da v.2'yi seçmekten(tercihten) ötürü v.1'deki 2 doğruyu yanlış addetmek hatalı olacaktır.
B) ZAYIF HADİS-İSRAİLİYAT-KURAN ÜZERİNE MÜLAHAZALAR
Mükerrer ifade olmasına rağmen tüm tarihi metinleri kıyasa sokma lüzumu görmedim. Çünkü bunu açık ve yersiz bir mübalağa kabul ediyorum. Bundan ötürü mutedil bir yaklaşımla "İncil/dini metin" kıyası üzerinde duruyorum.
Zayıf hadisin tanım ve mahiyeti üzerinde durmak, bu yazıyı lüzumundan uzaklaştıracaktır. Ne var ki ihtisas alanı olan bu (hadis) ilminin başlangıç düzeyindeki herkes iyi bilir ki: zayıf hadis tek bir sınıfa ait değil, kendi içinde zayıfından kuvvetlisine doğru tekrar tekrar çeşitlenen alt kategorileri bulunan bir üst grubun genel adıdır. Mevzu(0) hadisin zayıf hadis kapsamında değerlendirildiğini de (Hattâbî, Meʿâlimü’s-Sünen) (İbnü’s-Salâh, ʿUlûmü’l-ḥadîs̱) bu bağlamda hatırlatmakta fayda görüyorum.
Kaldı ki bir şeyi sırf bir senedi olması sebebiyle, diğer tarihi ve dini metinlerle sübut açısından kıyaslamak hangi ilmin alanı olursa olsun hatalıdır. Ayrıca kıyasa konu olan diğer dini/tarihi metinlerin de benzer isnatlara sahip olabilmesi bakımından da tutarsızdır.
Şöyle ki; çürük bir merdivene dayanarak yüksekte olan bir şeyi alamamak buna mukabil merdiven kullanmaksızın o şeye ulaşabilmek aklen (mantık) ve naklen (örnek) mümkündür.
a.1: Tanrı'dan başka kim günahları bağışlayabilir? (Markos 2:7)
a.2: Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki!(Kuran: Âl-i İmrân Suresi; 3/135)
b1: Mevsimleri göstersin diye ayı,
Batacağı zamanı bilen güneşi yarattın. (Mezmurlar 104/19)
b2: O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. (Kuran: Yunus Suresi; 10/5)
c1: Doğru kişi doğruluğundan döner, günah işler, kötü kişinin yaptığı bütün iğrenç şeyleri yaparsa, yaşayacak mı? Onun yaptığı doğru işlerin hiçbiri anılmayacaktır. Sadakatsizliği yüzünden suçludur, günahları yüzünden ölecektir. (Hezekiel 18/24)
c2. Örnek 1: Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! (Kuran: Lokman Suresi 33. Ayet)
+
c2. Örnek 2: Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. (Kuran: Lokman Suresi 33. Ayet)
(Basit örnekler amaçlanmıştır; bu çerçevede fazla okumaya ve açıklamaya lüzum görmüyorum!)
Son olarak şu hadisi belirterek meseleyi sonlandırmak istiyorum:
( بَلِّغُوا عَنِّي وَلَوْ آيَةً وَحَدِّثُوا عَنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَلاَ حَرَجَ وَمَنْ كَذَبَ عَلَىَّ مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ
Benden bir âyet kadar bile olsa başkalarına aktarınız. İsrail oğullarından da ibretli şeyleri aktarmanızda bir sakınca yoktur. Ancak kim bilerek benden olmayan bir şeyi bana ait imiş gibi söyler ve aktarırsa Cehennem’deki yerine hemen hazırlansın. (Buhari-Tirmizi)
Afaki ifadelerle yapılan duygusal konuşmalar; faydanılan ilmin değil, çoğalan dedikodunun kaynağıdır. Herkes aradığı şeye ulaşır.
HAYATA UYDURULAN DEĞİL, HAYATI İNŞA EDEN FIKIH
Çünkü fıkıh, sadece "insanın hayatını kolaylaştırma mekanizması" değil; o hayatı Şâri'in muradına göre "hizaya sokma ve inşa etme" ilmidir.
...👇
Tanım, efrâdını câmi, ağyârını mâni olmalıdır.
"Fıkıh; insanlar içindir!" şeklindeki gayri ilmî ve gayri İslâmî ifadenizin benzerini daha önce @AltayCemMeric de kullanmıştı. Bu tür söylemler, ilmî tahlilden ziyade retorik değeri olan, sosyal medyada kolay karşılık bulan ifadelerdir.
Sosyal medyada alıcısı olan bu tür sloganik ifadeler, fıkhın özünü açıklamaktan ziyade yine kötü "edebiyat" ve popülizm sınıfına girer.
Şâri'in hükümleri vaaz ederken kulların maslahatını gözettiği (Makâsıd) bir gerçektir; ancak bunu tanımla birbirine karıştırmak ciddi bir hatadır. Fıkhın insan hayatına dokunan yüzünü (örf, zaruret, istihsan) anlatmak adına retorik yapmak, ilmin teknik tanımını tahrif etmek, cüzi parçayı asıl olarak takdim etmek aynı şekilde ciddi bir hatadır.
Usulü popülizme feda eden her söylem fıkhi gerçekliği sakatlar. Çünkü fıkıh, sadece "insanın hayatını kolaylaştırma mekanizması" değil; o hayatı Şâri'in muradına göre "hizaya sokma ve inşa etme" ilmidir. Her şey erbabından öğrenilir, bir şeyin popüler ya da sevilmiş olması sizi aldatmasın.
Tanım, efrâdını câmi, ağyârını mâni olmalıdır.
"Fıkıh; insanlar içindir!" şeklindeki gayri ilmî ve gayri İslâmî ifadenizin benzerini daha önce @AltayCemMeric de kullanmıştı. Bu tür söylemler, ilmî tahlilden ziyade retorik değeri olan, sosyal medyada kolay karşılık bulan ifadelerdir.
Sosyal medyada alıcısı olan bu tür sloganik ifadeler, fıkhın özünü açıklamaktan ziyade yine kötü "edebiyat" ve popülizm sınıfına girer.
Şâri'in hükümleri vaaz ederken kulların maslahatını gözettiği (Makâsıd) bir gerçektir; ancak bunu tanımla birbirine karıştırmak ciddi bir hatadır. Fıkhın insan hayatına dokunan yüzünü (örf, zaruret, istihsan) anlatmak adına retorik yapmak, ilmin teknik tanımını tahrif etmek, cüzi parçayı asıl olarak takdim etmek aynı şekilde ciddi bir hatadır.
Usulü popülizme feda eden her söylem fıkhi gerçekliği sakatlar. Çünkü fıkıh, sadece "insanın hayatını kolaylaştırma mekanizması" değil; o hayatı Şâri'in muradına göre "hizaya sokma ve inşa etme" ilmidir. Her şey erbabından öğrenilir, bir şeyin popüler ya da sevilmiş olması sizi aldatmasın.