Dış kaynak bağımlısı bir ülke için tek adam rejimi imkansız.Geri bırakılmış,adeta Laboratuvar ülkemin skandal,kaotik haber ve yorumlarını okuyorum.Takip etmeyin
Yoksulluğa ve sefalete karşı yürüyoruz.
Haksızlığa hukuksuzluğa karşı adalet için yürüyoruz.
Tüm İstanbulluları bu akşam saat 19.30’da Maltepe Belediyesi önündeki buluşmamıza bekliyoruz.
Ele estava ferido mas seu amigo não o abandonou, continuou ao seu lado durante toda sua jornada de recuperação. Deus abençoe a pessoa que o resgatou e salvou sua vida 🙏
Adaletin amacı, Devleti ve İnsanı yaşatmaktır.
Devletini kaybetmiş toplumlarda insanların hali ortadadır.
Osmanlı Türk Devletinin manevi kurucusu Şeyh Edebali,
Osman Gazi’ye öğüdünde ifade ettiği gibi;
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın..”
Evet… Devletin direği adalettir…
Batı o karanlık döneminde Engizisyon Mahkemelerinde insanları inançları sebebiyle diri diri yakarken, atalarımız bu toprakları yüzyıllarca adaletle yönetmiştir.
Fatih Sultan Mehmet Han’ın bir Rum Mimarla aynı şartlarda yargılanması ve Kadı Hızır Beyle olan diyaloğu dillere destandır.
Unutmayalım..!
Adalet siyasi bir ideal, Hukuki bir olgu ve Ahlaki bir erdemdir.
Adalet bir güneş gibidir.
Geri kalan her şey onun etrafında döner.
Hazreti Ömer’in söylediği gibi Adalet Mülkün Temelidir.
Şanlı tarihimize bakıldığında şu gerçeği görürüz.
İmparatorluğun güçlü olduğu dönemde yüksek yargıyı temsil eden Şeyhülislamlık makamı dokunulmazlık makamıdır.
Bu dönemlerde şeyhülislamlar azledilemez, katledilemez, mallarına el konulamazdı.
İmparatorluk zayıflamaya soğumaya başladıktan sonra şeyhülislamlar görevlerinden azledilmiş hatta katledilmiştir.
Osmanlı Türk Devletindeki siyasal mücadelelere bazı şeyhülislamlar fiilen katılmıştır.
Verdikleri fetvalarla bu mücadeleleri yönlendirmiş pek çok kişi haksız yere can vermiştir.
Bugünün adalet kavramının şekillenmesinde önemli bir etkiye sahip olan Yusuf Has Hacip’in başyapıtı Kutatgu Bilig’de:
Adalet ile devletin bekası arasında doğrudan bir ilişki olduğu vurgulanır. Sevgi, nefret, heves ve öfke gibi duyguların adaleti gölgeleyeceği lirik bir şekilde anlatılır.
Geleneksel tarihin doğruladığı İbn-Haldun, önemli eseri Kitabül İber de,
‘’Devleti Neshep kurar, sebep devam ettirir’’ derken buradaki sebebin adalet olduğu bilinir.
Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk Siyasetname’de,
Hukuk, siyaset, iktisat ve halk arasında ilişkilerde adil olunduğu sürece devletin yaşayacağı aktarılır.
Osmanlı Türk devletinde yetişen ulema, devletin asırlarca ayakta kalmasını ‘’adalet dairesi’’ anlayışı ile açıklar.
Kınalızade Ali Efendi, adalet dairesini ’’Dünya bir bahçedir duvarı devlet’’ diye ifade eder.
Bir devlette adalet yoksa hangi sistemle yönetildiğinin bir önemi yoktur.
Hukuk devleti bir kere inşa edilen ve tamamlanan statik bir olgu değildir.
Değişen toplum yapısı, ekonomik gelişmeler ve ortaya çıkan riskler, fırsatlar hukuk devletinin yeniden düzenlenmesini gerekli kılmaktadır.
Terör yalnızca doğrudan hedef aldığı kurbanlar üzerinde değil daha geniş kitleler üzerinde yıldırma ve korku iklimi yaratan bir insanlık suçudur.
Ekonomik, demografik, sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla da bir milli güvenlik sorunudur.
Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kendisini bu ülkenin eşit, özgür ve makbul bir vatandaşı ve bu milletin ayrılmaz muhterem bir parçası olduğunu hissetmesini sağlamak demokrasimiz için bir tercih değil bir zorunluluktur.