balkonda otururken, uzun süredir her şeyi değiştirmeye, düzeltmeye, iyileştirmeye ve elimde tutmaya çalışmaktan yorulduğumu fark ettim. boşluğa uzun uzun baktıran bir yorgunluk bu. artık ne olacaksa olsun, halledemedim çünkü.
insan büyüdükçe çoğaldığını sanır, oysa eksilen hep kendisidir. yolda unuttuğu şey ne başarıdır ne de zaman en çok kendi sesi, kendi sadeliğidir. hayat dediğimiz uzun yol da belki yalnızca eve değil, yeniden kendine varma çabasıdır.
kafanı kaldırıp gökyüzüne bakmak, hayata verilmiş en güzel moladır. orada ne insanların küçük hesapları vardır ne de dünyanın bitmek bilmeyen gürültüsü. gökyüzünün sessizliği içimizde biriken yükleri usulca hafifletir. bazen tek bir bakış uzun zamandır aradığın huzurun kendisidir
Birinin canı isteyince hatırladığı, keyfi yerindeyken sevdiği, rahatsız olunca kaybolduğu kişi olmayın.
Sevgi; sessizlikle terbiye etmek, belirsizlikle kontrol etmek ya da arada sırada ilgi dağıtmak değildir.
İnsan sözlere değil, zor zamanda da değişmeyen tutarlılığa güvenir.
Kırıntıya alıştıkça sofrayı kaçırırsınız.