Bugün iki öğrencimden biri diğerinin kafasına yumruk atmış durduk yere. Yumruğu yiyen erkek çocuğu yumruk atan kız çocuğu. Yumruğu yiyen çocuğum başın dönüyor dedi. Yüzünü falan yıkadık veliyi aradık. Geldi aldı. Yumruk atanı payladım. “Bu nasıl şakalaşmak naptığını sanıyorsun sen.” diye. Annesi akşama varmadan müdürü arayıp “cimere yazıcam kızımı nasıl azarlar.” Diye şikayet etmiş. Daha başımıza gelecek olan çok efendiler. Daha çok başındayız.
BU BİR İHBARDIR!
Müdür yardımcısı olarak görev yaptığım okulumun önünde; bu akşam mesai bitimime yakın, serseri edasıyla takılan, ailerilerinin veremediği terbiyeyi okulda vermeye çalıştığımız kendi okulumdan 4-5 öğrencime “evlerinize gidin evladım, buralarda dolanmayın” dedim. Baktım laftan anlamıyorlar birinin sırtından HAFİF İTEREK “hadi olum dağılın, doğru evlerinize gidin” dedim.
Öğrenciler biraz uzaklaştıktan sonra sırtından iterek uyardığım öğrenci geri döndü ve “buna hakkınız yok hocam, burası okul dışı, beni itemezsiniz” dedi.
İki gündür yaşanan olaylara zaten canım sıkkın, o hışımla öğrencinin yanına gidip nelere hakkım olup olmadığı hususunda, fiziksel bir müdahelede bulunmadan kendisiyle fikir alış verişinde bulundum.
Hani olur da; sesimi yükselterek öğrencinin psikolojisine olumsuz etkide bulunmuşumdur, bağırarak öğrenciyi incitip moralini bozmuşumdur, o öğrenci yarın bir gün beni yetkili makamlara şikayet ederse, şimdiden KENDİMİ İHBAR EDİYORUM.
Zamanında bir milli eğitim bakanının “Senin saçını keserlerse bana söyle, ben de müdürün saçını keserim”, “Velimi üzeni, ben de üzerim” saçmalığıyla başlayan yozlaşmanın geldiği bu durum içler acısı maalesef. Kimler doğrudan veya dolaylı olarak bu berbat durumdan sorumluysa yatacak yerleri yok.
Yazıklar olsun…
#Kahramanmaraş #Şanlıurfa
"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
16.10 tarihinde teslim edilmesi gereken kargoyu kaybedip, arayınca asla bir muhatap bulamadığın kargo şirketi @SuratKargoTR . Şikayet etmediğim bir cimer kaldı sanırım !
İsrail güçleri tarafından Küresel Sumud Filosu’nda alıkonulan Mesut Çakar isimli Türk vatandaşının son paylaşımı:
“Gazze yolunda Müslümanı, Hristiyanı, Yahudisi, deisti, ateisti… Namaz kılarak, meditasyon yaparak, dualar ederek, evrene enerjiler yollayarak tüm insanlığın özgürlüğü için yoldayız. Çünkü bu bir inanç, ırk meselesi değil; bu bir insanlık meselesi.”
@HergunYeniBilg Çok büyük travma evet. Ama anlayamadığım neden yorumlarda herkes anneye yüklenmiş ? Belki anne orada bile değil, belki babası unutmuş ? Böyle durumlarda ilk yargıladığımız neden anne oluyor ?
Bir annenin sessiz çığlığı…
Yasemin Mingüzi’nin haykırışı sadece kendi oğlu için değil.
Sokaktaki şiddet yüzünden evladını kaybeden binlerce annenin ortak çığlığı bu.
Adalet arayan annelerin sesi artık duyulsun!