Türkiye’de devlet üniversitelerindeki akademik kadro değişimi (2020 → 2025):
Profesör: 23.960 → 34.555 (+44%)
Doçent: 14.638 → 23.343 (+59%)
Dr. Öğr. Üyesi: 32.664 → 36.077 (+10%)
Araştırma Görevlisi: 46.277 → 32.629 (-30%)
Yani 5 yılda Arş. Gör. sayısı 13.648 kişi azalmış.
Bu ne demek?
- Akademinin kan kaybı devam ediyor. En genç, en üretken, yayın yapan, proje yazan kesim hızla eriyor.
- Kalan Arş. Gör.leri de ya 50/d-2 ile kadroya alıyor doktorası bittikten bir süre sonra kapıya koyuyorlar.
- Geriye “üst kadro” enflasyonu kalıyor: profesör ve doçent sayısı şiştikçe şişiyor ama altta genç akademisyen kalmıyor.
Sonuç: Piramidin tabanı çöküyor, tepesi şişiyor.
10 yıl sonra laboratuvarlarda, projelerde, dersliklerde kim olacak? Bu sürdürülebilir değil.
Genç akademisyen gerilemesi durdurulmazsa Türk üniversiteleri yaş ortalaması 55+ olan “emekliye hazırlık” kurumlarına dönecek.
Akademinin ekonomisini canlandırmadığınız sürece bu gerileme devam edecek...
#Akademi #ÖğretmenlerGünü
20-30 yaş arası nesilde tehlikeli bi anti-entelektüelizm var. bu aydınlara karşı irite olma hali değil. bu anlaşılır olurdu. kendince ilgi alanları, tutkuları olan, kendini, bakış açısını ve bilgi birikimini ilerletip genişletmeye çalışan insanları aşağılama şeklinde..
2 saatlik bir filmi 1 saatte izlemek 1 saat kazanmak değil 1 saatini boşa harcamaktır. Filmi hızlandırağınıza hiç izlemeyin daha iyi. Bir sanat formu olan sinemayı YouTube videosu veya podcast ile karıştırmayın.
Sinemanın hammaddesi zamandır. Tarkovski sinema görüşlerine yer verdiği kitabına bile Mühürlenmiş Zaman ismini verir. Ona göre sinema zamanı mühürlemek, dondurmaktır. Sinemayı diğer sanatlardan ayıran şey budur.
filmleri hızlandırarak izleyen insanların filmleri bir sanat formu olarak değil sadece tüketilecek bir şey olarak gördüğünü ve sinemadan zerre anlamadığını düşünüyorum özür dilerim ama eğer filmleri hızlandırmayı normal bir şey olarak görüyorsanız düşünceleriniz hiçbir önemi yok.
Doktora tüm akademik unvanlar içersinde en değerlisi,diğer unvanlara belli ölçütleri belli sürelerde sağlayınca hak kazanılırken ortaya konulan orijinal doktora tezi konusuyla, yeterlik, tez izleme ve savunma sınavlarıyla doktora çalışmasının yoğun çaba gerektirdiği açıkça ortada