ÇOCUK EĞİTİMİNDE NELERİ YOK ETTİK?
1- Çocukların istedikleri her şeyi alarak sevinçlerini yok ettik.
2- Üzülmelerine hiç fırsat vermeyerek empati duygularını yok ettik.
3- Sıkılmalarına izin vermeyerek hayal güçlerini yok ettik.
4- Her sendelediklerinde hemen kollarına girerek problem çözme becerilerini yok ettik.
5- Her işi onların adına kendimiz yapmaya çalışarak öz güvenlerini yok ettik.
6- Okul başarısını hayatın tam merkezine yerleştirip, ahlaklı insan yetiştirme kaygısını yok ettik.
7- Çocuğun yanında sürekli okulu ve öğretmenleri çekiştirerek, öğretmene saygılarını yok ettik.
8- Daha okula başlamadan ellerine tablet ve akıllı telefon vererek akran iletişimini yok ettik.
9- Çocukları okuldan kulübe, kulüpten etüde, etütten özel derse koşturarak aile hayatını yok ettik.
10- Çocuğumuzun her anını sosyal medyada paylaşarak mahremiyet duygusunu yok ettik.
Sonuç?
Galiba biz çocuk eğitiminde işleri bayağı bir yok ettik.
Evde çocukla sohbet etmek için beş dakika ayırmıyoruz. Ama sosyal medyada “varoluş sebebim, annesinin gülü, babasının aslan parçası” diye ortalığı birbirine katıyoruz. Çok enteresan! Her anne baba çocuğunu sever. “Biz daha çok seviyoruz” diye mücadeleye girişmenin ne manası var?
Bazen bir yaşındaki çocuklar için düzenlenen doğum günü partilerinin fotoğraflarını görüyorum. Kadrajda kalabalık bir grup var. Herkes gülüyor, herkes acayip mutlu. Karede gülmeyen bir kişi var... O da partinin sahibi olan çocuk. Gürültüden ve kargaşadan korkmuş, endişeli gözlerle etrafa bakıyor.
Mutluluk takıntımıza en azından çocukları alet etmesek keşke! Eğer kendinizi mutlu etmek istiyorsanız parti düzenlemeye devam edin. Ama çocuğun mutlu olmasını istiyorsanız elinden tutup bir parka götürün. Dondurma alın. Gözlerinin içine bakıp konuşun. Çocuğunuzu ne kadar çok sevdiğinizi takipçilerinize değil, kendisine söyleyin.
Artık çoluk çocuğun bizlere emanet olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Emanetle hava atılmaz. Değer verilir, muhafaza edilir, mahremiyeti korunur. Vitrinde sergilenen sevgiler, eninde sonunda “teşhir ürünü” kapsamında tenzilata girmek zorundadır.
Birisini seveceksek ulu orta sevmeyelim. Kişiye özel duyguları fısıldayarak söyleyelim. Aşk şiiri bağırarak okunmaz. Mektup bir kişiye yazılır. Şehir meydanına asılırsa, zarfın üstündeki ismin bir anlamı kalmaz.
Kıymet verdiğimiz şeylerle ilgili biraz daha ağırbaşlı, ketum ve muhafazakâr olmamız gerekiyor. Çünkü pazar tezgâhında bağırarak mücevher satılmaz!
Eğer, değişim olsun diyerek, ülke yönetimi talimatlarını Avrupa'dan alanlara teslim edilirse, büyük felaket olur.
Ancak bu defa 100 yıl öncekinin aksi olup da, yine bu ülkenin evladı iş başında kalırsa dünyanın 3 büyük ülkesinden biri oluruz..."
#DogruZamanDogruAdam#secim2023
Dün akşam Tarihçi Prof. Ahmet Şimşirgil'in "Büyük Oyunun İkinci Perdesi" adlı konferansına katıldım.
Özetle şunları söyledi:
"Tarihini bilen, ileriyi görür ve plan, program yapar. Tarih bilmeyen ise günü birlik yaşar.
BUGÜN DE 100 YIL ÖNCEKİ OYUNUN 2. PERDESİNİ OYNAMAYA ÇALIŞIYORLAR!..
Recep Tayyip Erdoğan, ülkeyi krizden çıkarmakla kalmayıp 21 yılda birçok yatırımlar yaptı.
24 saatte aldığımız 22 bin 150 adet #T10X ön siparişi ardından anlık Togg Teknoloji Kampüsümüz. <🧿>
Ay sonundan itibaren teslimatlara başlıyoruz. Teşekkürler Türkiye!
✨4 THINGS WE LEARN FROM CHILDREN!
1- They are always curious, asking questions.
2- They are happy with the little things
3- They work all their abilities for the things they want to achieve
4-They enjoy learning new things
#learn#children#wednesdaythought#Wednesday
86 yıl sonra fethin sembolü, Fatih’in vasiyeti ve emaneti Ayasofya-i Kebîr Cami-i Şerîfi’ni aslına rücu ettirmeyi bizlere nasip eden Allah’a hamdolsun.
Ayasofya’nın dirilişi bir kez daha hayırlı olsun.
@MehmetFatihOruc 11 seneden beri, neredeyse her Fatiha okuduğumda merhum babanızın da mübarek ruhuna hediyye ediyorum. Allahü teâlâ bizim de sonumuzu hayır eylesin inşaallah.