Ali Bulaç ; "AK Parti, Çanakkale Savaşı'ndan sonra başımıza gelen en büyük felaket" demişti....Ondan daha dehşeti de varmış, ama çok geç anladım....çooook.
@AAK_85082 Ahmet Bey, yayından ötürü çok teşekkür ederim. Hakikat bükülüyor, herkes kendi kafasında hayali gerçekleri pazarlıyor. Yada nefsini aklıyor. Mert olmak hayal ötesi, yalan ve aldatma karakter...Bu soysuz düzene okkalı bir çomak soktuğunuz için size minnettarım.
Şu üç madde çok önemli.
Menfaat
İhanet
Muhakeme eksikliği
Bu üç ana sebep, hizmeti hedef tahtasına getiren sorumluların temizlenip ayıklanmasına engel oldu!
@AhmettDonmez Elçi, hakikatin taşıyıcısı her topluluğa gönderiliyor…bazen iki tane birden olduğu da tarihi vakıa olarak geçmişte var, bugün de misliyle tekrarını yaşıyoruz…Gözünü kapatıp yok sayanlar masum değil mesuldür artık.
Mansur Yavaş 'ın istifa etmesi sürpriz değil aksine en olası seçim senaryolarından birinin hayata geçeceğinin sinyali.
Şöyle açıklayayım;
Yavaş kısa bir süre önce Erdoğan ile görüştü ve senaryo muhtemelen orada netleşti. Yavaş, bugünkü denklemde CHP'den CB adayı zaten olamazdı. Yeni Parti'ye geçip aday olsa Kılıçdaroğlu taraftarlarından oy alamayacağı için adaylığının önünde bu da engel olurdu.
Şimdi tarafsız olarak arkasında birkaç partinin desteği ile güçlü bir aday olarak CB seçimine girecek. Ve muhalefet cephesinde Yavaş'ın seçimi kesin kazanacağı algısı bolca pompalanacak.
Bu arada DEM Parti de ayrı bir aday çıkaracak. Küçük oylar alacak başka bir iki aday da sahneye çıkacak. Bu denklemde CB seçimi 2. tura kalmış olacak (aslında bir önceki seçim gibi ikinci tura bırakılmış olacak) ve 2. Turda Erdoğan seçimi (muhtemelen %51-52 ler gibi küçük bir farkla) "kazanmış" olacak.
Bunun şimdiden planlanmış nedenlerini de şöyle izah edeyim;
1)Yavaş'ın süreç karşıtı söylemleri ve bilinçli şekilde milliyetçi tabana oynayan üslubu ile 2. turda Kürt seçmenden oy alamaması, bizzat Öcalan'ın doğrudan ya da dolaylı şekilde Erdoğan'a destek açıklaması ve Erdoğan cephesi'nin Kürtlere yumuşak bir yaklaşım sergileyip, kardeşlik söylemlerin de etkisi ile DEM oylarından alınabilecek en fazla oyun Erdoğan'ın hanesine yazılması
2) Yavaş'ın Kılıçdaroğlu taraftarlarını zaten hayal kırıklığına uğratmasının yanında seçim süreci boyunca da bu hayal kırıklığını arttıracak ortaklıklara girmesi sonucu o cepheden de minimum oyu alması.
3) Erdoğan'ın Mansur Yavaş'ı hitabet gücü ile (ki bu özellik Yavaş'da çok zayıf) meydanlarda dövmesi, karizmasını çizmesi.
Yarışa 1. ve 2. nedenden dolayı -12/13 ile başlamış bir CB adayı olarak seçimi kaybetmesi doğal bir sonuç olarak görülecek.
Yavaş AKP'ye geçmek zorunda kalmaktan kurtulacak ama Erdoğan'ı çok zorlamış, muhalefette umudu büyütmüş ama Erdoğan'ın siyasi etkisi ile "baş edememiş", küçük bir farkla seçimi kaybetmiş bir figür olarak, politik hayatına son verecek. Bu Yavaş için de kabullenmek durumda oldu "onurlu" çıkış yolu olacak.
Mansur Yavaş'ı şimdiden muhalefetin umut bağladı (bağlatıldığı) CB adayı olarak düşünebilirsiniz.
Uğramış olduğum haksızlıklar için daha önce birçok kez HSK'ya başvuru yapmıştım. Son olarak gelen Ret yazısına istinaden göndereceğim itiraz dilekçesi alttadır. Yapılan ve yapılmak istenen her şeyin farkındayım. Bunu da bir dilekçemde belirtmiştim. Kimse kanunların kendisine verdiği yetkileri şahsileştirerek ve ön yargılı biçimde kullanamaz. Hukuki haklarımı sonuna kadar savunacağımın bilinmesini istiyorum.
Eminim ki bu çabalar, dürüst ve kanunların kendine verdiği yetki sınırları içinde görev yapmaya çalışan çoğunluk yargı mensuplarına da bir katkı olacaktır.
HAKİMLER VE SAVCILAR KURULU’NA
ANKARA
İlgi ; 11-08-2026 tarih ve ..........sayılı yazınız.
45 yıllık sermaye piyasası tarihinin en tahrip edici, en güven kaybı yaratıcı, Ülke itibarının en çok zedelendiği, kamunun gözleri önünde en çok mağdurun yaratıldığı, şaibeli işlemleri sorguladığım için iki defa gözaltına alındım ve anayasal haklarım kısıtlandı. Bildiğim kadarı ile yurtdışı yasağım da hala devam ediyor.
Bu işlemlerin haksız ve hukuksuz olduğunu belirterek iki defa Kurulunuza başvurmuştum. Başvurularımın kabul edilmediğine ilişkin verilen ret kararlarına, son olarak 24-04-2026 tarihli yazım ile tekrar itiraz etmiştim. İlgi yazınız ile bu başvurumun da ret edildiği bildirilmiştir.
Sorgularımın ve uyarılarımın ne kadar haklı olduğu ortaya çıkmıştır. Eğer o günlerde beni değil de yargı makamları da dahil devletin her kademesine yaptığım bildirimler ve sosyal medyadaki uyarılarım dikkate alınsa ve bu şaibeli işlemleri yapanlar biraz sorgulanabilmiş olsaydı, ortaya çıkan bu tahribat ve milyonlarca mağdur sayısı sınırlı düzeyde kalacaktı. Ama maalesef tam tersi yapıldı.
Özellikle biri gece olmak üzere yapılan bu gözaltı işlemlerinin ve borsa manipülasyonu diye asılsız bir haberin basına verilerek masumiyet karinesine aykırı hareket edilmesinin, hukuka uygun olmadığını düşünüyorum.
İlk gözaltı sonrasında düzenlenen iddianame ve açılan dava süreci o kadar önyargılı ilerledi ki tüm paylaşımlar, Bakırköy CBS İddianamesinde yer alan Tera Menkul ve onun devamında borsada gerçekleştirdiği işlemler iken sn. Savcı, Tera Yatırım Menkul ile Tera Yatırım Bank'ı karıştırarak, banka itibarını zedelediğim için hakkımda dava açılmıştır. Oysa bu paylaşımda, 2021 tarihli İddianame üzerine yorum yapılmıştır. Nitekim Banka 2023 tarihinde kurulmuş, üstelik de halka açık değildir. Paylaşımımın hiç bir yerinde banka isimi de yoktur zaten.
Yani açıkça maddi bir hata yapılmıştır. İlgili Mahkemeye sunduğum savunmam ve ek'lerinden bunu açıkça görebilirsiniz.
İkinci gözaltı işlemi de halkı yanıltıcı bilgi vermek ve borsa manipülasyonu iddiaları ile ilgili de sadece halkı yanıltıcı bilgi vermekten dava açıldı. An itibari ile halkı yanıltmadığım, tam tersini yaptığım ortaya çıkmıştır. Önyargılı biçimde basına verilen borsa manipülasyonu iddiası ile ilgili Nisan 2026'da resmi olarak kendimi SPK ve MASAK'a ihbar etmiş ve ikinci derece yakınlarım da dahil olmak üzere tüm hayatımın incelenmesini talep etmiştim. Hiç bir sonuç çıkmadı. Olmayan şey zaten çıkmaz.
Sayın Adalet Bakanına da iftira niteliğindeki bu açıklamanın gereğinin yapılması için bu hesabımdan açık bir çağrı da yapmıştım. Dolayısıyla tekrar ederek bu asılsız açıklamayı yapanların da cezalandırılmasını talep ediyorum.
Bu nedenle haksızlığa ve hukuksuzluğa uğramadığıma ilişkin kararınızın tekrar gözden geçirilmesini,
Tensip ve değerlendirmelerinize arz ediyorum 21-09-2026.
Dr. Ramazan BAŞAK
Mağdur.
@RTErdogan@abakingurlek@abakingurlek
Sn. @mehmetucum bey, yazınız için teşekkürler. Yeni anayasa ihtiyacını savunan metninizdeki tek nicel dayanak, 1982 Anayasası’nda değişen ve değişmeyen madde sayısı. Oysa ihtiyaç konusu, madde değişikliği cetvelinden çok anayasal hükümlerin fiilen nasıl işlediğiyle temellendirilir. Yazınızın bir işaret fişeği niteliğinde olduğunu ve bu yazıdaki boşlukları sonraki yazılarınızda tamamlamaya çalışacağınızı düşünerek, size aşağıdaki soruları yöneltmek isterim.
-Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğu tezini destekleyen somut/nicel veriler nelerdir? Yoksa halk esasen adalet, geçim, güvenlik ve öngörülebilirlik mi istiyor?
-İhtiyaç hangi somut işlev bozukluğundan doğuyor: yargı, denetim, haklar, seçim sistemi mi yoksa 1982’nin darbe zihniyetine dayanan sembolik kökeni mi?
-1982 Anayasasının birçok maddesi değişmişken ve değişen maddeler sorunları çözmemişken, hatta daha katmanlı hale getirmişken, yeni anayasa neden ve nasıl “kaçınılmaz” oluyor?
-Kırmızı çizgiler baştan belirlenirken geriye gerçek bir anayasa müzakeresi kalıyor mu?
-Yeni anayasa denge mekanizmalarını ve temel hakları mı güçlendirecek, yoksa mevcut sistemi anayasal düzeyde kalıcı mı kılacak?
-Referandumun “hazır metne sonradan verilecek onay” niteliğinde olmaması için planlar nedir? Taslağınızı ne zaman paylaşacaksınız?
-Anayasa olmadan seçim kanunu, siyasi partiler kanunu ve Meclis İçtüzüğü değişirse sistem yine değişir mi?
-“Terörsüz Türkiye” süreci anayasa ihtiyacının gerekçesi mi, yoksa süreçle bağlantılı bazı hususların yeni anayasada sürecinde müzakere mi edilecek?
Uzun süredir toksik bulduğum için mesafe koyduğum x mecrasına geçici dahi olsa cebren döndüren video. Zerre kadar kendine saygısı olan ve hesap verilebilirliğe asgari önem gösteren herkesi çıldırtacak bir durumu ortaya koyduğu için @AhmettDonmez ‘e teşekkür ederim.
@AhmettDonmez Kaht-ı rical den daha fenası kendisini idrar üzerinde seyreylerken '' var mı ben gibi kaptanı derya '' deyu avaz eden bu bedevi mizaçlı insanlar. Bizler de '' Layık olmadıkları muhabbet neticesinde merhametsizce tokatlanan '' kısa donlu yeni yetmeleriz.
🥹🥹
My mother left when I was a newborn, but my dad—only 19—made a different choice.
He stayed☺️❤️
My name is Joey, and I was born with Down syndrome
He had no manual or plan, just love and determination. He took me to every appointment and helped me learn, grow, and find my rhythm.
While others chased freedom, he chose fatherhood.
Today we’re inseparable—cooking, laughing, sharing music.
Every morning I’m grateful he stayed, chose me. 🧡