Düzensizlik bulaşıcıdır, kanunsuzluk bulaşıcıdır, çürüme bulaşıcıdır. Küçük suçlar, büyük suçları doğurur.
Eğer siz, herhangi bir konuda “Burada Anayasa’ya uymayabilirsiniz” mesajı verirseniz, bu tek bir çatlaktan tüm topluma hukuksuzluk sızar.
Ali Babacan: Biz öyle beyaz Toroslarla, cenaze torbalarıyla parmak sallayanlara pabuç bırakmayız. Biz varız, biz. Söz veriyoruz. Bu ülkeyi annelerin ağlamadığı, hiçbir gencin cenazesinin hiçbir torbaya girmediği bir ülke yapacağız inşallah. Bunun için yola çıktık.
Kürsüye AK Parti logosu taşıyan kumar makinesi görseliyle çıkan Babacan, “Günümüzün tek kollu canavarı bu. Milleti enkaz altında, gençleri kumar batağında bıraktınız. Yarından tezi yok. Bu gece bu işin fişini çekin ve bitirin” dedi.
https://t.co/WZ8GH1uGua
Adana'da kızı ve torunlarıyla birlikte barakada yaşayan 75 yaşındaki Sulbiye Teyze: "Eşim koronadan vefat etti, evim ise depremde hasar gördü.
Bir ay Ramazan geçti, ama hiç kimse bana yardım etmedi. Domates, biberle oruç tuttum."
Herkes unuttu. Gencecik öğrenci kardeşimiz Esila hala cezaevinde.
Kendisinin kronik böbrek ve kronik kalp rahatsızlığı var.
Cezaevi şartları sağlığı için elverişli değil. Gençler hayata küsmesin.
Gencecik kardeşimiz Esila derhal serbest bırakılsın.
"Şimdi ilk kez çok büyük bir kitle direkt hukuksuzlukla karşılaştı, buna çok şaşırdı, ilk defa hukuksuzluğu böyle fark ettiler şimdi buna tepki gösteriyorlar" diyor müvekkilim Ahmet Altan çünkü;
Hakkında AİHM kararı bulunan, 5 yıl cezaevinde tutulan ama hala yurt dışı çıkış yasağı Yargıtay incelemesi nedeniyle devam eden Ahmet Altan ile söyleşi yapmak için
Ünlü sunucu Augustin Trapenard, 8 kişilik bir reji ekibiyle Türkiye'ye geldi.👇👇👇👇
Dünyada belirsizlik çok, tehlike çok.
Milletçe bir olmamız, beraber olmamız, hızla güçlenmemiz lazım.
İnsanlarımızı ayrıştırmaya, kutuplaştırmaya çalışanlar ülkeye kötülük ediyor.
Tutuklu gençlere bakıp da üzülmemek mümkün mü...
Neden tutuklular? Ne yapmışlar?
“Demokrasiyi elimizden alamazsınız” demişler.
“Benim bir sandık umudum vardı, benim o umudu karartamazsınız” demişler.
Başka ne demişler?
“Sabrediyordum. Gün gelir, belki Türkiye’yi daha iyi yönetecek bir kadro seçilir diye bekliyordum. Bu iktidar koltuğa bi yapıştı, kalkmayacak galiba” demişler.
Düşün ya artık şu gençlerin yakasından.
Bırakın gençler özgürce taleplerini dile getirsinler.
Bırakın gençler “Özgür ve zengin bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz” desinler.
Peki, iktidardakiler ne diyor?
Kaba saba tavırlarıyla, “Bakın kafamı bozmayın, sesi çok çıkanı atarım içeri” diyorlar.
Ey iktidardakiler!
Kendinize gelin! Aklınızı başınıza alın!
İktidar, gençlere, ana babalara meydan okuma yeri değildir.
İktidar, kin tutma, rövanş alma makamı değildir.
Bakın bu çocuklar sınavlarını kaçırıyorlar.
İnadınıza devam ederseniz okullarında dönem kaybedecekler, yıl kaybedecekler.
Hemen bu yanlıştan dönün, gençleri serbest bırakın.