Kur müdahalesi norm haline gelmiş. Altın kotasıyla piyasaya müdahale norm haline gelmiş. Süt Konseyi fiyat belirliyor, serbest piyasada sağlıklı fiyat oluşumuna engel oluyor. Simit ve ekmek zammı özel izine bağlanmış. Araç muayenesi tekeli oluşturulmuş. İlaç kuru diye kur icat edilmiş. İhracatçı dönşüm desteği adı altında farklı kur uygulamasıyla üçlü kur sistemi kurulmuş. Daha sayacak çok şey var ama daha fazla kamu müdahalesi talep ediliyor. Dehşet verici bir açıklama olduğunu düşünüyorum.
İSO başkanı Bahçıvan: "Tümüyle piyasa güçlerine emanet edilmiş, kuralsız ve plan-programsız bir modelin sınırlarını da görmüş durumdayız."
Bir MIT profesörü, 40 yıl boyunca her Ocak ayında aynı dersi verdi ve her seferinde salon tıklım tıklım dolu oluyordu.
Ben bunu sabah 2’de izledim ve düşünme şeklim tamamen değişti.
Profesör Patrick Winston’dan bahsediyorum. Dersin adı “Nasıl Konuşulur?”
Winston’ın dersine giriş cümlesi bile her şeyi özetliyor:
"Hayattaki başarınız: konuşma yeteneğiniz, yazma beceriniz ve fikirlerinizin kalitesiyle belirlenir."
Mesele ne not ortalamanız, ne eğitiminiz, ne de zekanızdır. Sizi kalabalıktan ayıran ve dinleten tek şey, kendinizi nasıl ifade ettiğinizdir.
İşte Patrick Winston’ın 40 yıl boyunca MIT öğrencilerine aşıladığı altın kurallar:
• Vakit Kaybetmeyin:
Konuşmaya asla şakayla başlamayın. İlk 60 saniyede dinleyiciye şunu hissettirin: “Burada oturmaya değer bir şey öğreneceksiniz.” İnsanlara en başta bir vaatte bulunun.
• Akılda Kalıcılığın Formülü:
Bir fikrin unutulmaması için şu 5 unsurdan en az üçünü içermesi gerekir: Sembol, Slogan, Sürpriz, Dikkat Çekici Detay ve Hikaye.
• “Neredeyse Doğru” Tekniği:
Beni en çok etkileyen kısım buydu. Sadece doğruyu anlatmayın; doğruya çok benzeyen ama yanlış olan o ince çizgiyi de gösterin. Beyin, bu farkı gördüğü an bilgiyi kalıcı olarak hafızaya kazıyor.
• Kapanışı İyi Yapın:
Konuşmayı özetleyerek bitirmeyin; bir katkıyla bitirin. Dinleyicilere salona girmeden önce sahip olmadıkları yeni bir vizyon verin. Kendinizi tekrar etmeyin, iz bırakın.
Patrick Winston 2019’da vefat etti ama bu ders milyonlarca kişiye ulaşmaya devam ediyor. MIT gibi bir teknoloji devinin paylaştığı en değerli dersin kod veya matematik değil, 'kendini dinletme sanatı' olması çok şey anlatıyor aslında.
19 yaşındaki Elif Eda Güneş , köy okulunda okudu. Mars'a gönderilen keşif aracını tasarlayan şirketin yarışmasına proje gönderdi, yapay zeka geliştirdi.
Nasa'dan tebrik mesajı, iş teklifi aldı..Şimdi köy köy gezip kız çocuklarına ilham oluyor. Alın size Anasayfalara düşmesi gereken asıl Rol Model!
An Iranian man left this comment on my YouTube channel. This is without a doubt the single best explanation of the reality facing Iranian people today👇
"As an Iranian, I can tell you the situation is no longer just political—it's existential. We are trapped between two collapsing structures: one internal, one external. On one hand, we face a deeply dysfunctional government, led by the Supreme Leader and the Islamic Republic’s unelected institutions.
Decades of economic mismanagement, suppression of dissent, and brutal ideological control have alienated multiple generations. No one believes in reform anymore—because every attempt has either been co-opted or crushed. But here's the paradox: We are also terrified of regime collapse—because we've watched the aftermath of Western intervention in countries like Iraq, Libya, Syria, and Afghanistan. Each was promised freedom; each descended into chaos, civil war, or foreign occupation.
So no, we don't trust the U.S. or Israel. Not because we support our regime—but because we know how imperial powers treat ‘liberated’ nations in the Middle East.
Freedom, in their language, often means vacuum, fire, and permanent instability. Right now, many Iranians live with three truths at once: The Islamic Republic is morally and politically bankrupt. The alternatives offered by foreign actors are not liberation—they’re collapse.
A bad government is survivable. No government is not. We are not silent because we agree. We are cautious because we’ve learned—too well—what happens when superpowers decide to "help." In a sentence: Iran is a nation held hostage by its own regime, but haunted by the fate of its neighbors. We are stuck in a house we hate, surrounded by fires we fear more."
Yaklaşık 50 gündür Silivri'de 12 metrekarelik bir hücrede yaşıyorum.
Kaldığım yeri adımlayarak sayıyor, ancak gözlerimi kapatınca uçsuz bucaksız koşabiliyorum.
Beyoğlu Belediye Başkanı olarak görevimin başındayken, yenilediğimiz hayvan barınağımızı sık sık ziyaret eder, orada kendi "hücrelerinde" kalan can dostlarımızın durumunu kontrol ederdim.
Şimdi onların içinde bulunduğu şartları düşünüyorum da... Bizlerin özgürlüğü ve hücrelerimizden kurtulmamız toplumsal muhalefetin mücadelesiyle mümkün ancak barınağımızda bulunan köpeklerin özgürlüğü kazanmaları çok daha kolay.
Tüm hayvanseverlerden ricamdır: Barınağımıza gidin, can dostlarımızdan birini sahiplenin, onu hücresinden kurtarın ve yuva olun. Size ömrü boyunca dost olacak bir canlıyı kazanın.
Beyoğlu'muzun yüce gönüllülüğü, vicdanı ve merhameti her canımıza yuva bulacak kadar büyüktür.
İnan Güney
Silivri Zindanı
Yüzlerce polis tarafından sarıldık!
İstanbul İl Başkanlığımıza giriş ve çıkış yapılamıyor.
Tüm İstanbulluları buraya, milli iradeye sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Bu ülke bu kötülüğü hak etmiyor!
39 yıl önce Süleyman Demirel, iktidardaki Özal'a diyor ki, milyarlarca dolar borçlanarak yol yapmayın, yap-işlet-devret ile bunları yabancılara yaptırmayın, bu borçları ödeyemeyiz, milli sermaye ile yapalım, hatırlayın Cumhuriyetin ilk yılları İstanbul'un Elektriğini, Suyunu yabancı şirketlerden geri alıp millileştirmek için Atatürk'ün ne kadar büyük uğraş verildiğini, hem niye otoyollara kulübe gişe koyup insanları soydurasınız! ...
Maalesef uyarıları bir bir gerçekleşti.
1987 tarihli bütçe görüşmeleri üzerine 2 saat süren tarihi bir nutuk çeken Demirel'i dinlerken Cumhuriyetin 70 yılına da, Osmanlı enkazına da ışık tuttuğunu göreceksiniz.
Vakit ayırıp bu efsane konuşmayı hızlı mod ile dinleyiniz veya 48. Dakikadan sonra 15-20 dakikasını mutlaka izleyiniz.
Altta Link ekli .
Bir nesle ilham, bir millete gurur. Bugün kupayı kazanamamış olsak da siz gönüllerimizin şampiyonusunuz. 🤍
Hepinize teşekkür ediyoruz Filenin Sultanları… 🇹🇷
Sen Dünyanın En Ucuz Hisse Senedisin
Hisse senetlerinden ve kripto paralardan zengin olmak isteyen çok insan var.
Herkes yatırım fırsatı arayışında saatlerini ekranların karşısında harcıyor.
Lakin kimse asıl soruyu sormuyor:
Ya yatırım yapılacak en büyük fırsat bizzat sizseniz?
Evet, yanlış duymadınız.
Bir hisse senedi olsaydınız, şu an muhtemelen olmanız gereken değerin çok altında işlem görüyordunuz.
Çünkü potansiyelinizin farkında değilsiniz.
Çünkü kendinize yatırım yapmayı, hâlâ başka şeylere yatırım yapmaktan daha az önemli sanıyorsunuz.
Anlatayım.
Finans dünyasında “risk-getiri oranı” diye bir kavram var.
Yani bir yatırımın potansiyel getirisi, taşıdığı riskle orantılı olmalı.
Bu çerçevede yapılan çok sayıda akademik çalışma bize şunu gösteriyor:
Kendine yatırım yapmak, yani bilgi, beceri ve zihinsel dayanıklılık gibi alanlarda büyümek, diğer tüm yatırımlardan hem daha az riskli hem de uzun vadede daha yüksek getiriler sağlar.
Harvard Üniversitesi’nin yaptığı 75 yıllık Grant Study araştırması, kişisel gelişime yatırım yapan bireylerin hem maddi hem de manevi anlamda daha tatmin edici bir hayat sürdürdüklerini ortaya koyuyor.
Benzer şekilde, Carnegie Institute of Technology tarafından yapılan bir çalışmaya göre, uzun vadeli kariyer başarısının %85’i teknik becerilerden değil, kişisel gelişimle kazanılan “insani becerilerden” geliyor.
Yani mesele sadece sertifika almak değil; zihnini genişletmek, düşünme biçimini değiştirmek, alışkanlıklarını dönüştürmek.
Bunlar, seni bugün olduğun kişiden, olmak istediğin kişiye dönüştüren anahtarlar.
Ve beynin de bu anahtarları kullanmaya hazır.
Çünkü beyin yeniden programlanabilir bir sistem.
Nörobilim bu konuda çok net konuşuyor: Beyninizi yeniden programlayabilirsiniz.
Bu sürece nöroplastisite deniyor.
Her öğrenme, her yeni alışkanlık, her sabah 10 dakika meditasyon veya her akşam okunan bir kitap sayfası, beyninizde yeni sinaptik bağlantılar oluşturur.
Stanford Üniversitesi’nden Dr. Carol Dweck’in “Gelişim Odaklı Zihniyet” (Growth Mindset) teorisi, insan beyninin ve yeteneklerinin sabit değil, geliştirilebilir olduğunu bilimsel olarak ortaya koyuyor.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Şu anki haliniz, son haliniz değil.
Bugün kim olduğunuz, yarın kim olabileceğinizin sadece
başlangıç noktası.
Zaten “başarı” genellikle büyük adımların değil, küçük ama tutarlı adımların sonucudur.
Her sabah biraz daha erken kalkmak,
Her gün 15 dakika kitap okumak,
Haftada bir yeni bir beceri öğrenmeye çalışmak…
Bunlar kulağa önemsiz gelebilir, ama birleştiğinde sizi yıllar içinde dramatik biçimde dönüştürür.
James Clear’ın “Atomic Habits” kitabında belirttiği gibi:
“Günlük %1’lik bir gelişme, yıl sonunda sizi 37 kat daha iyi bir hale getirir.”
Herkes bir yere varmak istiyor.
Ama kimse yolun zahmetine katlanmak istemiyor.
Fakat gerçek şu ki: Varılmak istenen yere ulaşmanın tek yolu, o yolculuğun içinden geçmektir.
Zorluklardan, başarısızlıklardan, sıkıcı alışkanlık tekrarlarından geçmeden hiçbir yere ulaşamazsınız.
Kendi potansiyelinize yatırım yapmak; Netflix yerine kitap açmak, şikâyet yerine çözüm üretmek, ertelemek yerine başlamak demektir.
İnsanların aklı hep bir sonraki kripto, hisse fırsatında.
Ama aslında en iyi hisse senedi, en iyi kripto para sensin.
Düşük değerlenmiş bir hisse senedi gibisin şu an.
Ama içsel potansiyelin, uzun vadede seni bir Nvidia yapmaya yetecek kadar büyük.
Yani bir sonraki yatırımını düşünürken, şunu unutma:
Kendine yaptığın yatırım, hayatın boyunca taşıyacağın en değerli varlıktır.
Ülkelerin "makam aracı" sayıları:
🔺Türkiye: 130.000
🔺Japonya: 10.000
🔺Almanya: 9.000
🔺Fransa: 8.000
🔺130.000 makam aracının deposunun yalnızca bir kez doldurulması 489 milyon 450 bin TL tutuyor. (Cumhuriyet)
Hatay’da halkın tapulu zeytin arazilerine çöküyorlar.
Günlerdir Hatay’da savaşta bile dokunulmayan zeytin arazilerini yok edenlerin dramını duyurmaya çalışıyoruz.
Duyarsız kalanın akibeti bin beter olsun.
#Hatay#hataysamandağ#zeytinagaci#Zeytinedokunma#Hatayyetim
YASA TEKLİFİ GENEL KURUL’A GELİYOR!
📢 YASA TEKLİFİNİN REDDEDİLMESİ İÇİN TÜM PARTİLERDEN MİLLETVEKİLLERİNİZE ACİLEN ULAŞIN❗
Komisyondan geçen teklif tarım topraklarımızı, su varlıklarımızı, ormanlarımızı ve yaşam alanlarımızı madencilik şirketlerinin hizmetine sunuyor.
Teklif ile:
📌 Mevcut ve hızla açılacak yeni madenler sebebiyle su kullanımı artacak ve bu durum su kıtlığına neden olacak.
📌 İçme suyu ve tarımsal sulama için kullanılacak su, madenlerle paylaşılacak.
📌 Madenlerde (altın, gümüş, bakır) kullanılan kimyasallar yer altı ve yer üstü su varlıklarını hızla kirletecek.
❗Doğal ve kültürel varlıklarımız yalnızca sağlıklı bir yaşamın değil, geleceğimizin de temelidir. Onları korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.
#KanunKorumazsaMadenYaşatmaz
#ToprağımızıVermiyoruz #ZeytinimeDokunma