Deniz Ülke Kaynak deprem konulu 'siyaset dersi' verdi
❝Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki İstanbul belediyesi kimin elinde ona göre devlet ilişki tanzim ediyor. Küsüyor, görüşmüyor, görüşüyor. Böyle bir devlet olur mu?❞
https://t.co/u3F3ic5ini
Her günümüz birinin tutuklanmasına üzülüp bir diğerinin serbest bırakılmasına sevinen köleler gibi geçiyor.
Biz köle değiliz. Bu ülkenin insanları köle değil.
Çocukken en büyük hayalim arkeolog olmakti. Memur emeklisi dedemle anneannemin Ankara’da Samanpazarı’nda emekli olduktan sonra açtıkları bir el işi dükkanı vardı. Orası Ankara’yı biraz bilen bilir, Augustus Tapınağı’na yürüyerek 10 dakikadır. Bir gün oralarda yürürken, tabii Ankara’nın kentsel peyzajına da tezatlığından ötürü göze fazlaca çarpan Augustus Tapınağı’na gözüm takıldı ve dedeme 'bu ne?' dedim. Dedem, 'Augustus Takı o' dedi, 'o Roma İmparatoru Augustus.' Ondan fazlasını o da bilmiyordu.
Neyse, sözü uzatmıyorum; neticede ben arkeolog olmadım.
Ankara’da akademik kaygılarla üst-orta sınıf çevrelerinde büyüyen bir sürü çocuk gibi, hem istihdam edilebilirlik hem de sosyal sınıfımdaki bir sürü insan gibi yurtdışına gitmek de kolay olur diye iyi bir üniversitede iktisat bölümüne girdim. Okuduk, ettik, yurtdışında yüksek lisans yaptık, hasbelkader kâğıt üzerinde göz boyayan bir ofis işim oldu yurtdışında. Konu komşu tebrik etti, ana baba sevindi. Ama o gün o tek cephesi ayakta duran yıkık tapınak hayal gücümü öyle bir işgal etti ki bugün hâlen daha ben arkeoloji literatürünü takip ediyorum. Ve bizim topraklarda yeni bir şey bulununca veya restorasyon projeleri yapılınca vesaire tüylerim diken diken oluyor.
Bunu da neden anlattım? Çünkü o Augustus Tapınağı var ya, orası işte dünyada Augustus’un kendi hükümranlığı süresince ardında bıraktıklarını kendi cümleleriyle yazdığı metnin sağlam bir şekilde bulunduğu tek yer. Bu yönüyle de Batı dünyasındaki hem sembolik hem arkeolojik en önemli mabetlerden biri hâline çevrilmesi gereken bir yer iken, bugün tek cephesi ayakta, etrafı yeşil belediye çitleriyle çevrili sefil bir yer. Aynı zamanda arka cephesini duvar olarak kullanan Hacı Bayram Veli’nin camisiyle beraber, bizim kültür hayatımıza, içine doğduğumuz coğrafya dolayısıyla göbekten bağlı olması gereken bir yer.
Hiç yoktan, ecdadımızı dillerine pelesenk eden, bizi ve kültür varlıklarımızı yönetenler, Rahmetli Hacı Bayram bir kere ebedî istirahati için sırtını güvenip de Augustus’un tapınağına yaslamışken, 'buraya sahip çıkmamak bize yakışmaz' demez mi? Demiyor işte. Hiçbir zaman da demeyecekler.
Bütün bunları neden yazmak istedim? Çünkü birkaç sene önce Sn. Mahir Polat’ın İBB Kültür Varlıkları’nın başına getirilmesi, bana ve benim gibi çocukluk ve gençlik yılları bütünüyle AKP iktidarına denk düşen bir sürü gence, bastığı toprağın altındakini tanıyabilmeye, yürüdüğü yerin üzerindekine sahip çıkabilmeye dair taptaze bir umut olmuştu. Bu haliyle Sn. Mahir Polat’ın haksız yere –hem de sağlık durumu ayan beyan ortadayken– hapse atılması, bu ülkede bu haklı talebe sahip olan herkesin hem bu hakkının hem de butazecik yeşermiş umudunun gaspıdır.
Söyleyecek çok şey var tabii ve bizim Almanya’da yaptığımız yürüyüş veyahut burada bir avuç tanıdığa içimizi dökmemiz devede kulak olsa dahi Mahir Abi’ye acil şifalar diliyorum ve bu devran döndüğünde görevinde, layıkıyla görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.
#MahirPolatıSerbestBırakın
#MahirPolataÖzgürlük
Benim kardeşlerim bir can, bir çocuk daha kurtarabiliriz diyerek çıktıkları o yangına geri girdiler. 10. Katta ulaşabildik bedenlerine. Unutmayın, unutturmayın! #AlpMercan ve #YiğitGençbay
İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu:
"12 Mart’ta hukuk öğrencisiyken, 12 Eylül’de yardımcı doçentken hep daha iyi olacağı biçiminde bir gelecek kurgusu ön gördük.
Hiçbir zaman bu kadar çökeceğini, dibe vuracağını, hukuk güvenliğinin ortadan kalkacağını ön görmemiştim."
Bu saatten sonra futbol, magazin ile uğraşan, hayatına normal şekilde devam eden kimseyle iletişim kurmayacağım. Normal bir şey yaşıyormuşuz ilüzyonu varsa bitmeli. Demokrasi mücadelesi için her bir yurttaş sorumludur. Hayat devam ediyor vs. bunlar hikaye. Sınırdayız.
Aptal insanları meşhur etmekten vazgeçin!
Asgari ücret üzerinden fakirliği meşrulaştıran “sözde doktor” da bize ekonomide rasyonaliteyi hatırlatan “makul” iktisatçı da aynı pisliğin laciverdi.
Kullanışlı aptal bunlar. Yok say, paylaşma!
Dün akşam başımızdan geçen olayı olduğu gibi paylaşıyorum;
Saat 22.30 sularında son derece nezih bir yer olan Bayraklı Kebabi Ocakbaşı Restoran’da ailemizle oturuyorken sivil ekipler gelip, sigara uygulaması yapıldığını söyleyip kimlik sordular.
Biz kendilerine kimliklerimizi beyan ettik.
Ancak bazı müşteriler kimliklerini beyan etmeden önce,
Gelenlerin sivil olduğu için polis olduklarını kanıtlar nitelikte kimliklerini talep etti.
Kamera kayıtlarında da gözükebileceği üzere müşteri sadece polis kimliğini sorduğu için, başka hiç bir şey yapmayan vatandaşların bu talebini çok sert bir şekilde bağırıp çağırarak reddedip, birisine şiddet uygulayarak polis otosuna değil, meskun mahale doğru çekip darp etmeye çalıştılar.
Bizler, ne oluyor ne yapıyorsunuz derken kendilerine hiç bir şekilde mukavemet ya da muhalefette bulunmamışken bize de bağırıp. Alın bunları da diyerek yaka paça polis otosuna tıktılar.
O sırada mekan müşterilerinin içerisinden bazı Avukatlar, Polis’in yaptığı bu müdahalenin hukuksuz olduğunu belirterek uyarmaya çalıştı. Ancak bu çabalarını karşılıksız bırakıp
Onları da gözaltına almaya çalıştılar.
Herhangi bir darp, ya da sağlık raporu alınmadan direkt Özkanlar Polis karakoluna geldiğimizde bir yoğunluk olmamasına rağmen bizi ayakkabı bağcıklarımızı da sökerek nezarete attılar.
Oradan bekleme odasına sokup orada beklettiler.
Şaka gibi bir durumla da burada karşılaştık sigara uygulamasından dolayı getirildiğimiz karakolda kapalı alanda sigara içiliyordu ve içerisi dumanaltıydı ( video olarak da kanıtlarım)
Neticede 3 Doktor, 4 Avukat, 2 İş İnsanı, 1 Bankacı, 3 Esnaf olarak 22.30’dan 07.00 saatine kadar Karakolda bekletildik.
Polisimizin bu tarz tutumu bizi derinden üzdü. Hak etmediğimiz muameleye maruz bırakıldık ve bir yoğunluk yokken saatlerce bekletildik.
Bu Ülkenin vergisini veren, ödevlerini yerine getiren, kamu hizmetinde bulunan vatandaşlar olarak tarafımıza yapılan haksız, hukuksuz, dayanaksız muamelenin herkesçe bilinmesini istediğimiz için paylaşıyorum.
Söz konusu olayların yargı nezdinde peşini bırakmayacağımızın da bilinmesini isterim.
@izmir_barosu@ErdalErgor@AliYerlikaya@izmircagdasav@yilmaztunc@adalet_bakanlik@barolar@EmniyetGM@tc_cimer@gazetesozcu@drcemiltugay@eczozgurozel@cenginyurt52@besavder@izmirdesondk@izmirdecevirme
Açık Radyo 30 yıldır bu ülkenin güzel insanlarının desteğiyle yayın yapan bir radyodur. Radyo, hukuktan şaşmadan hakkını aramaya devam edecektir. Bu toprakların aydınlığa meyli bakidir, çareler de tükenmez.
Şahan Gökbakar:
"Aklım almıyor!
Dünyadaki bütün mültecilerin %20’si bizim ülkemizde. Nüfus artış hızları 5.3…
Bunu nasıl yaparsınız bu ülkeye ya? Buna nasıl kimse ses çıkarmaz?
Ülkemiz sessiz sedasız istila ediliyor!”
Katılanlar...?!
O-Ofis’in En Büyük Avantajı: Gün Işığında Çalışma Şansı! ☀️Doğal ışık ve deniz manzarasıyla iş hayatınıza yeni bir soluk katın. O-Ofis'te, ışık dolu bir ortamda daha mutlu ve verimli çalışın.
Detaylı bilgi için: 📞 0850 309 75