Neşet Ertaş ustayla aynı gün yani bugün son göçünü yapan Antalya Serikli Abdal Mehmet Nazlı ustamı saygı ve özlemle anıyorum.
Müzik, hepimizin ortak paydası.
Şöyle enfes yorumların hastasıyız. Beyaz montlu abi gibi dalıp gidiyor insan. Aşık Agahi’ye ve Neşet Ertaş’a rahmet olsun. Türkünün sözleri Aşık Agahi’ye ait, veli zatlardan kabul edilir. “Seher vakti çaldım yarin kapısını..” derken durduğu sabah namazıyla divana varışını anlatır.
Tayyip Erdoğan olarak, vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin cumhurbaşkanı olarak BM kürsüsünden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların sesi olmaya, onlar için konuşmaya, mücadele vermeye devam edeceğim. #UNGA81
Biz gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz.
Dünyanın gidişatına baktığımızda önümüzde iki yol olduğu görülecektir:
Ya korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği daha da büyüteceğiz ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz.
Şüphesiz karanlığa yumruk sallamak kolaydır; zor olan, o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir.
Türkiye ikinci yolu seçmiştir ve bu yolda inşallah sabırla yürüyecektir.
Sanırım Hakan Fidan’la İbrahim Kalın, akşamları Molla Sadrâ şerhleri eşliğinde mukayeseli Fusûs mütalaası yapıyorlar. Başka türlü bu derinliği izah etmek güç 😊
İstanbul Havalimanımızda 102 bin insanımız çalışıyor, 1.100’ün üzerinde ticari işletme faaliyet gösteriyor.
İstihdam etkisinin 300 binin üzerine çıktığı Havalimanımızın Türkiye ekonomisine katkısı millî gelirimizin yaklaşık %2,2’sine, yani 24,2 milyar dolara tekabül ediyor.
2030 yılında İstanbul Havalimanı bağlantılı faaliyetlerle 472 bin kişilik istihdama ve 44 milyar dolarlık gelire ulaşmayı öngörüyoruz.
Çevremizdeki savaşların son bulması ve bölgemizde sükûnetin yeniden sağlanmasıyla birlikte Havalimanımızın yıldızı daha da parlayacaktır.
Biz de önümüzdeki yıllarda hayata geçireceğimiz yeni yatırımlarla İstanbul Havalimanımızı küresel havacılığın zirvesinde tutmaya devam edeceğiz.
Bu vizyon projemizi “israf” diyerek eleştirenler isim tartışmasıyla, kurultay tartışmasıyla günlerini israf ededursun; biz ülkemize yeni yatırımlar, yeni eserler kazandırmaktan geri durmayacağız.
-Bugün 4. ana pistin açılışı yapıldı. Toplamda 6 ana pist olması planlanıyor.
- 2025 yılı kira karşılığı için devlete 1,1 milyar Euro ödendi. 25 yıl boyunca da devam edecek.
- 90 milyon yolcu kapasitesine yaklaşıldı. 110 milyon olduğunda yeni terminal binası yapılması gündeme gelecek.
- Doğrudan 102 bin, dolaylı 300 bin istihdam. 2030'da 472 bin olması bekleniyor.
- Ekonomiye yıllık katkısı 24, 2 milyar $ (GSYH'nın %2,2'si), 2030 projeksiyonunda 44 milyar $ olarak öngörülüyor (GSYH'nın %3,25'i)
Yapılmasına neden bu kadar itiraz edildi diye düşünürseniz tekrar okursunuz :)
🟢Yapıcıoğlu'nun o sözleri gündem oldu:
"Kamuya alımlarda uyuşturucu testi zorunlu şart olmalıdır.
Tedavi olup kurtulmadan kamuda görevlendirilmemeli."
📢Destekliyor musunuz?
“Niye İsrail'e saldırmıyoruz?” diyen Şii İran sever Yeniden Refahlı mücahit(!), patates-soğan fiyatı biraz yükselince Erdoğan'a ilk saldıran oluyor.
Ulan, sana güvenerek bırak İsrail'i, sivrisinek öldürmeye bile çıkılmaz!
Az ötede havlayın. İsrail'e saldırsak bile size yaranamayız. Sizin karın ağrınızı biliyoruz biz...
Sizdeki bu kıskançlık sizi bitirecek. “Demedi, demeyin.” Zaten şu an yüzde birlerin altındasınız.
Saadetliler zaten yok. Onlar şu an en koyu CHP'liden daha CHP'li.
Tabii kanka, anlamını ve sert üslubunu koruyarak imla ve noktalama kurallarına göre düzelttim:
Birçok vatansever solcu bile “Bunlar vatanı satacak.” deyip kayıtsız şartsız Erdoğan diyor.
25 sene önce sizi adam yerine koymuyorlardı. Erdoğan'ın sayesinde adam yerine kondunuz. Sorsan Erbakancılar...
Ulan, Erbakan'ın kurduğu bütün partileri kapatanlardan daha mı kötü Erdoğan?
Yeter ki Erdoğan gitsin, “Terliğe bile oy veririz.” diyorlar.
Din düşmanlarından daha mı din düşmanı Erdoğan?
Azıcık satır aralarını okuyabiliyorsam, azıcık insan psikolojisinden anlıyorsam Yeniden Refahçıların niyeti niyet değil.
Gönülsüz cima'dan sakat çocuk doğarmış, derler.
Allah sizi bildiği gibi yapsın..
İstanbul'da bir taksici, taksiye binen iki Filistinli kadından ücret almadı.
Bu duruma şaşıran Filistinli kadınlar nedenini sorunca taksici;
"Biz kardeşiz. Siz benim kardeşlerimsiniz" dedi.
Tıp Fakültesi profesörü.
Sadece hekim değil, hakîm / hikmet sahibi güzel bir Müslüman baba.
Kızı hafız oluyor.
“Baba, kızın hafız oldu” diye güzel bir sürpriz yapıyor, babasına.
Ev cennete dönüyor, herkeste sevinç gözyaşları…
Babadaki gurur ve mutluluk anlatılır gibi değil.
Ezber bozmak bu işte!
Gürültü patırtı yapmadan ruh devrimi yapmak!
Osman Nuri Topbaş Efendi’nin vekili Abdullah Sert hocamız ve ailesi kaza geçirmiş. Değerli eşi Zehra Hocahanım vefat etmiş.
Merhumeye Allah’tan (cc) rahmet diliyorum. Mekânı cennet, makamı âlî olur inşallah.
Hüdayi Camiası, umutlarımızı diri, kalplerimizi dipdiri tutan, Balkan, Kafkas ve Türk dünyasında ve tabii Afrika’da ateizmin tarumar ettiği yaralı gönülleri fetheden kalpleri hakikate açma leziz yolculuğunun öncülüğünü yapıyor…
Sessiz ve sedasız…
Şov yapmadan…
Şovdan özene bezene kaçınarak…
Tam da tasavvufun sadeliğini ve latifliklerini kuşanarak…
Hüdayi Camiası’ndaki kardeşlerimizin başları sağolsun.
Keşke dün Ümraniye’de, bugün Ankara Millet Bahçesi’nde gördüğümüz binlerce lacivert takım elbiseli kalabalığı evvelce başka yerlerde görseydik. Ayasofya açılsın diye, veya açılınca şükür için toplanmadılar, Gazze’deki, Suriye’deki acılara karşı toplanmadılar. Karabağ için toplanmadılar. Doğu Türkistan için toplanmadılar. 28 Şubat dönemindeki eylemlerde baskın bir lacivert rengi hatırlayanımız yok. Tersine 28 Şubatçı hükümette bakanlık yapanları kutsadıklarını hatırlıyoruz. Ülkede mukaddesat savunucusu siyasi partilere zinhar oy vermeyen, aksine, karşısındakilerle yakın ilişkiler kuran bir yapı oldular. Türkiye onlar için “darülharp” idi, bu yüzden cuma’ya gidilmez, faiz alınabilir idi, ama daima Türkiye’nin (onlara göre) “darülharp” olmasını sağlayan çizgideki partilere oy verdiler. Ehli iman ile yoldaş olmayı hiç istemediler. O yüzden eylemlerimizde bu lacivert kalabalığı görmedik. İçe kapalı, hep kendilerini önceleyen bir gruptu. Şimdi de yine kendileri için toplanmışlar. Halbuki müslüman başkalarının acılarını hissettiği kadar kıymetlidir. Hoş, kendileri dışındakileri ne kadar müslüman gördüklerini de bilmiyoruz… Kuran öğretilmesine can kurban. Ama bizi hep “düşman” bellemeleri Kuran prensiplerine uyuyor mu yahu? Lacivert takım giymemek bile kötü şey bu arkadaşlar için. Din birleşmeyi öncelerken ısrarla ayrışan bir gruba kendileri dışında sahip çıkanın olmaması biraz da bu yüzden.
Ne diyelim, inşaallah “cult survivor” sayıları artar.
Bugün eşimle Tarsus'ta tarihi mekânları geziyorduk. Bir dükkâna girip St. Paul Kilisesi nerede diye sordum. Kan ter içinde döner kesen usta, elini önlüğüyle silip dışarı çıktı ve Danyal Aleyhisselam'ın kabrine gittin mi diye sordu. Hayır, dedim. Bilal-i Habeşî Makamı'na gittin mi? Hayır! Kubat Paşa Medresesi'ne gittin mi? Ona da hayır... Önce oraları gez, sonra kiliseye gidersin, dedi ve arkasını dönüp döner kesmeye devam etti. Uzun zamandır bu kadar morartılmamıştım. Dediği yerleri tek tek gezdik, kiliseye de gitmedik. :)
Peygamber Efendimiz, gösterişi “gizli şirk” olarak nitelendirmiştir.
İnsan bunun ne anlama geldiğini en çok da acının içinde anlıyor.
Dün annem Olcay Baykal’ı son yolculuğuna uğurladık.
Acı, insanın çevresini sessizce tanıtır.
Dün annemi uğurlarken bunu bir kez daha gördüm. Biz annemle birlikte yıllarca zorluk yaşarken yanımızda olmayan; ne hâlimizi soran, ne kapımızı çalan, hatta kimi zaman bizi inciten insanların, en önde yer alışını izledim.
İnsanın en zor günlerinde yanında olmayanların, en görünür anında en önde olması insana ister istemez düşündürüyor.
Vefa; kalabalıkların önünde görünmek değil, kimsenin görmediği zamanlarda yanında olabilmektir.
Annem bunu hayatı boyunca yaşayarak gösterdi. Gösterişten uzak durdu. Makamlara değil, insanlığa değer verdi. Sessiz ama onurlu bir hayat yaşadı.
Onu uğurlarken bir kez daha anladım ki; samimiyetin kameralara ihtiyacı yoktur. Gerçek vefa objektiflere değil, hatıralara yansır.
Rabbim anneme rahmet eylesin.
Mekânı cennet olsun.
15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında, vatanı, bayrağı, ezanı ve millî iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanımızı rahmetle, minnetle yâd ediyorum.
Darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğsünü siper eden gazilerimize Cenab-ı Allah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diliyorum.
15 Temmuz destanını iftiharla selamladığımız bu önemli yıl dönümünde, kahraman şehitlerimizin aziz ruhlarını hatmişeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum.
Rabb’im cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin.
O karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan…
Okunan salaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan…
Esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum.
Milletimizin istiklali, devletimizin bekası, demokrasimizin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacak, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacağız.
هذا هو الإمام شمس البحري، إمام مسجد العُلا في إندونيسيا.
توفي بشكل مفاجئ أثناء إمامته للمصلين، وهو ساجد بين يدي الله.
وذكر من عرفه أنه كان حسن الخلق، معروفًا بحسن سيرته، وحافظًا لكتاب الله.