BASIN AÇIKLAMASI
Kevser Eğitim Vakfı adına kamuoyuna açıklamamızdır.
Son günlerde sosyal medyada, ibadetin özü ve toplumumuzun manevi değerleriyle doğrudan ilgili olan namazın, bazı gençler tarafından eğlence unsuru hâline getirilerek alaya alındığını üzülerek müşahede ediyoruz. Bu tutum, masum bir mizah sınırını aşmakta; popüler kültürün “akım” adı altında dayattığı yanlış furyaların, gençlerimizi nasıl savrulmalara sürükleyebildiğini açıkça göstermektedir.
Bu gençler ya farkında olarak ya da farkında olmadan; toplumun can damarına sessizce zarar vermek isteyen güç odakların kullandığı birer araca dönüşme riskiyle karşı karşıyadır. Anadolu’nun bağrında doğup, fakat bağrından kopuk biçimde yetiştirilen bir nesil gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Köklerden göklere hedefiyle çıkılan bu yolda sorun, sadece gençlerimizi suçlamakla çözülemez; bunun yanında doğru olan onları bu noktaya getiren eğitim, yönlendirme ve disiplin eksikliğini cesaretle tespit etmektir.
Biz inanıyoruz ki; doğru bir eğitim, gençlerin erken yaşta ahlak, disiplin ve sorumluluk bilinciyle yetiştirilmesiyle mümkündür. Nelerin espiri konusu yapılamayacağı, hangi değerlerin dokunulmaz olduğu; baskıyla değil, bilinçle ve örneklikle öğretilmelidir. Bu da ancak okul öncesinden başlayarak, eğitim-öğretim sürecinin ahlaki odaklı bir anlayışla yeniden ele alınmasıyla sağlanabilir.
Bu çerçevede, kutsal değerlere yönelik bu tür saygısız tutumları şiddetle kınıyoruz.
Toplumsal barışı, manevi bütünlüğü ve gençliğin sağlıklı gelişimini tehdit eden bu davranışlara karşı; tedbirin, disiplinin ve caydırıcılığın yalnızca söylemle değil, kanuni düzenlemelerle de güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyoruz. İfade özgürlüğü, espri anlayışları asla başkalarının inançlarını aşağılamanın kalkanı olamaz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ferhat Çalışye
Kalp, edeple güzelleşip kemale ererse veliler ile arasında muhabbet meydana gelir. Saygı duyduğu zat ile arasında muhabbet doğmaya başlar.
Bu muhabbet ve hürmet aslında Allah-u Zülcelal'edir. Çünkü diyorsun ki: “O, Allah'ın dostudur. Hürmet Allah içindir” Öyle görüyorsun. Kalbinle öyle inanıyorsun ve sen aslında Allah'a hürmet ediyorsun. “Allah'ın hatrı için ben kendim gibi bir kul olana da hürmet ederim” diyorsun.
"Allah emretti" diye melekler Adem'e secde ettiler. Bir kişiye secde edebilir misiniz? Edemezsiniz! Şirk olur! Ama Allah emredince 'ibadet' olur.
İşte Allah-u Zülcelal hatrı için, O'nun hakkı için, bir kula hürmet ediyorsun.
İslam dininde gayri müslim birine dua edilmez. Hakaret edilmezse de övülmez de.
Vali ve Müftü beylere sormak istiyorum:
1. Camide Müslüman olmayan birine Mevlid-i Nebi okutmanızdaki gayeniz ve gareziniz nedir?
2. Dua ederseniz ne diye dua edeceksiniz ve kime ellerinizi açarak ve kimin için dua edeceksiniz?
3. Mesela "Allah'ım senin dinine savaş açmış, Resulünün Hilafetini lağvetmiş, İndirdiğin Şeriatını yasaklamış, Devletimizin dini İslam iken bunu kaldırmış yerine laiklik koymuş, sarığımızı yasaklamış, yahudi şapkasını takmamızı mecbur etmiş bir insanı biz çok seviyoruz sen de sev ve Cennet'ine koy" diye mi dua edeceksiniz?
4. Mevlid ve dua okurken; SARIĞINIZI ÇIKARIP YAHUDİ ŞAPKASINI TAKACAK MISINIZ?
Edep, son nefese kadar lazım olan tüm faziletlerin anahtarıdır. Gece gündüz işlenen ayıplara siyah, libasını örttüğü gibi; edep de insanoğlunun ayıbını örten en güzel elbisedir.
İmam-ı Malik hazretleri rahmetullahi aleyh, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin huzuru merkad-ı şerifinin yanında ders verirken talebelerinden birisinin sesi yüksek çıkıyor. İmam-ı Malik dayanamıyor. Talebesini uyarıyor, ona diyor ki: "Burası Allah Resulünün sallallahu aleyhi ve sellemin huzurudur. Burada yüksek sesle konuşma. Zira Allah-u Zülcelal O'nun hakkında ayet-i kerimede, "Ey iman edenler, seslerinizi peygamberin sesinin üstüne yükseltmeyin" buyurmuştur.”
İmam-ı Malik rahmetullahi aleyh, bütün insanlara şu dersi veriyor. Allah-u Zülcelal, "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sesinin üzerine sesinizi yükseltmeyin" buyurdu. O, vefat etti. Artık sesi yok. Ancak O'nun mirası kıyamete kadar bakidir. O'nun ruhunun, bedeninin orada olduğunu bilmemiz dahi edebe riayet etmemiz için en büyük sebeplerden biridir.
O'nun varisine de sesini yükseltmemelisin. O'nun mirasını taşıyan alimlere, evliyalara karşı da bunu bir edep ölçüsü olarak görmelisin. Zira onlar, peygamberlerin varisleridir.
🗣️ Seyda Feyzullah Konyevi:
“Kocaeli Valisi ve Müftü Bey’e sormak istiyorum:
‘Allah'ım senin dinine savaş açmış, Resulünün Hilafetini lağvetmiş, indirdiğin şeriatını yasaklamış, laikliği getirmiş, sarığımızı yasaklamış, yahudi şapkasını takmamızı mecbur etmiş bir insanı biz çok seviyoruz sen de sev ve cennetine koy’ diye mi dua edeceksiniz?
Dua ederken sarığınızı çıkarıp yahudi şapkası takacak mısınız?”
Mevlana hazretleri, Allah-u Zülcelal ile veli kulları arasındaki bağ hakkında şöyle diyor:
"Gönül, Allah'ın nazargâhıdır. Sen o gönül sahibine diken batırırsan; bil ki dikenin ucu Allah'a ulaşır."
Veliler hakkında iğneleyici bir söz söyledin, iğneleyici bir düşüncede, ithamda bulundun ve ona göre tavır, pozisyon aldın. Bil ki senin o tavrın, Allah-u Zülcelal'e dokunur. -Allah korusun-
Evliyalar ve alimler Allah'ın nurunu yansıtan aynalardır. O aynaya taş atmak, kendi yüzünü parçalamaktır. Bir daha o aynadan ne yüzünü görebilirsin, ne de o nuru…
Çünkü sen o nuru perdeledin. O aynayı kırmakla o nura perde oldun. İster dilinle, ister kalbinle Hakk'ın has kuluyla edepsizce konuşmak gönlü öldürür. Amel defterini kapkara bir hale getirir. -Neuzubillah-
Bir sepette elli tane sağlam elma, bir tane çürük elmayı sağlamlaştıramaz. Ama bir tane çürük elma elli tane sağlam elmayı bozabilir.
Dolayısıyla bazı karakterler ve ahlaklar vardır ki sen onları düzeltemezsin. Sen; ihanet dolu o bozuk karakterin, topluma zarar vermesine engel olmak için net ve kesin bir şekilde hareket etmelisin.
Aynı Hz. Ömer’in Kudüs'ün fethinde yaptığı gibi. Hz. Ömer (r.a.) yahudilerin Mescid-i Aksa yakınlarına yerleşmelerine izin vermemişti. Çünkü onların gittikleri her yerde bozgunculuk yapacaklarını biliyordu.
Nitekim o dönemde dahi fitne ateşiyle diğer toplumları yakmaktan geri durmuyorlardı.
Gazze' de şehit olan kızının ayaklarını öpen bir baba!
Herkes yapabileceği şeyi yapmakla mesuldür,
hiç bir şey yapamıyorsan Gazze paylaşımlarını duyur!
Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam, "İnsanoğlu öldüğü zaman uyanacaktır" buyuruyor.
Ey Müslüman! gayriihtiyari, senin iradenle olmayan ölüm gelmeden önce, sen iradenle olan ölmeyi tercih et. Gayriihtiyari olan ölüm senin elinde değil, Allah'ın takdiriyle bir gün başına gelecek. Ama senin iradenle olan bir ölüm daha var...
O ölüm de ölmeden önce ölmektir. Yani ölmeden önce, öldükten sonra yaşar gibi yaşamaktır. Öldükten sonraya hazırlık yapmaktır. Öldükten sonraki hayatın nasıl olmasını istiyorsan, ona göre karar verip, tercihini yapıp, ona göre yaşamaktır.
Yaşamını ona göre dizayn etmektir. Kimseden utanmadan, kimsenin lafına aldırış etmeden, o ne der, bu ne der demeden, kendi asıl hayatına karar vermektir. Ölümden sonraki hayata karar vermektir ve onu tercih edip gerçek hayatı yaşamaktır. Tertemiz bir hayat yaşamaktır.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“Bir kimse, Ramazan ayını tamamen oruçlu geçirdikten sonra, şevval ayından da altı gün oruç tutar ise bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur.”
(Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai)
Ramazan-ı Şerif'e veda ederken; istiğfarın huzur ikliminde aff ve mağfireti teneffüs etmeye nail olmak için son gün...
Allah-u Zülcelal cümlemizi o saadet ikliminde ağırlaması ve beraet ile uğurlaması duasıyla...
Kıyamet gününde herkes, 'Nefsi nefsi' derken; Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, 'Ümmeti ümmeti' diyecek. Ümmetinin derdiyle dertlenen bir peygamberin ümmetiyiz…
O bizim için böyle dertlenirken biz O'nun için ya da O'nun ümmeti için ne kadar dertleniyoruz?
Biz Gazze'miz için, Doğu Türkistan için, Lübnan için, Yemen için, Sudan için, Myanmar için ne kadar dertleniyoruz? Orada Müslüman kardeşlerimiz katlediliyor. Biz ise onlara yardımcı olabilmek için ne kadar çalıştık? Kendimizden ne kadar bir şeyler ayırdık oralara? Sesimizi ne kadar orası için yükselttik?
Bu da bizim liyakatımızı gösterir. Aynı zamanda bize kalbimizdeki Allah ve Resulü'nün sevgisini gösterir.
Üzülebilme nimeti bizde yoksa mahrumuz demek ki...
Kevser Eğitim Vakfı olarak, Gazze’de devam eden insanlık dışı soykırımın derin üzüntüsünü yüreğimizde hissediyoruz. Bu zor günlerde mazlum kardeşlerimizin yanında olmak, onların acılarını bir nebze de olsa hafifletebilmek için iftar dağıtımlarımızı aralıksız sürdürüyoruz.
Bu hayra ortak olan, dualarıyla ve destekleriyle yanımızda olan tüm bağışçılarımızdan Allah razı olsun. Birlik ve dayanışma içinde, umut ve merhametle iyiliği çoğaltmaya devam edeceğiz.
🌐 Online Bağış: https://t.co/osxaySWVjS
Ey Müslümanlar,
Mabedimizi kirletenlere karşı canını siper edip Mabedimizi koruyanlar provokatör değil, onlar yüreğimizden bir parça, imanın sadakatiyle hareket eden yiğitlerdir.
Asıl provokatörler, camimizin duvarlarını kirleten, mukaddesatımızı tahkir edenlerdir. ONLAR, HAK ETTİKLERİ CEZAYI BULMALIDIR.
Asr-ı Saadette Medine pazarında Müslüman bir kadının elbisesini yırtan yahudiye müdahale eden oradaki Müslümanlar provokatör değildi, provokatör o yahudiydi.
Maraş'ta kadınlarımızı taciz ederek peçelerini açmaya çalışan Fransız ve Ermeni askerlerinin karşısına çıkıp, "Durun! Dokunmayın o bacılarıma!" diye uyardıktan sonra tacizlerine devam eden askerlere Maraş'ın kurtuluşunun kıvılcımı olan ilk mermiyi ateşleyen SÜTÇÜ İMAM, provokatör değil bir kahramandı.
O kıvılcım, bir milletin şahlanışının başlangıcı oldu.
Biliniz ki Mukaddesatımız çiğnenirken ezilen, biz Mü'minlerin yürekleridir.
Mukaddesatımız ateşe verildiğinde, yangın önce bizim kalbimizde başlar.
Bu yüzden Müslümanların hiddetini yadırgamayın.
Ey Müminler!
Ebrehe'nin Kâbe'ye saldırdığı gün, Abdulmuttalip'in beklediği Ebabil kuşları sizsiniz.
Artık gökyüzünden mucize beklemeyin; siz, Allah'ın yardımının bir tecellisisiniz
Ey İslam'ın izzetini taşıyan yiğitler, yiğitlerin can siperâne mücadelesinden korkmayın!
Onların sustuğu günlerden korkun!
Şu bir avuç Mü'minlerin Mü'mince cesur tavırları, gökten topyekun bir belanın gelmesinin önüne geçti.
Şu puslu havada herkes sus pus'ken onlar harekete geçti. Siz de taş atmayın bari.
Bir nefes daha:
Ey Mü'minler, Ebabillerden korkmayın!
Onların gelmemesinden korkun.
ÇÜNKÜ EBABİLLER ARTIK SİZLERSİNİZ...
"Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz."
(Âl-i İmrân; 139)
Müslümanlar olarak bizler bu ayet-i kerimeyi hayatımızdan hiç çıkarmayalım. Onu hep kalbimizin en yüksek, en güzel yerinde tutalım. Bu ayet-i kerimeyi okşayalım, süsleyelim... Bu ayet-i kerime ile nefes alıp verelim.
Allah-u Zülcelal Necm Suresi'nde "İnsana çalıştığından başkası yoktur" buyuruyor. Kafirler şu an nasıl galip geliyorlar? Çalışarak!
Bizler de doğru çalışarak; galip geleceğimiz, üstün olacağımız anı bekleyeceğiz.
"Kevser Eğitim Vakfı olarak, Gazze’deki ihtiyaç sahiplerine kumanya dağıtımlarımıza devam ediyoruz. Desteklerini esirgemeyen tüm bağışçılarımıza teşekkür eder, Allah razı olsun."
🌐 Online Bağış: https://t.co/sGkzKlHk8N
"İslam binası ancak müminler birbirine yardım ederse kurulabilir. Her bir Müslüman, sanki duvarda bir tuğla gibi mümin kardeşleriyle yan yana, iş birliği içinde olmayı kabul etmelidir. Bunun için de müminler birbirinin derdiyle dertlenmeli, gücü yetiyorsa birbirinin derdine ilaç olmalıdır.
İşte bu sebeple Müslümanların şiddetli yoksulluğun zilletinden ve sıkıntısından kurtulması için çalışıp çabalamak dünya sevgisi değildir."
(Dünya Bizi Aldatmasın; Seyda Muhammed Konyevi -ks- rahmetullahi aleyh)