@BoraOzkent Peki ufak bir soru , dünyadaki bence asıl büyük bir problem tüm sektörlerde karların çok düşmüş olması . Bu çiplerin üretebileceği ve para kazanabileceği tek sektör savunma gibi gözüküyor bu bir risk değil mi ? Savunma para kazanması için savaşlar tüm hızlı ile devam etmesi gerek
Herkes Almanların ne yaptığını anlamaya çalışıyor. Yıllarca Alman tarihi ve düşüncesi çalışmış, Almanya'da yaşamış, Alman toplumun içine girmiş biri olarak, size anladığım kadarıyla Alman toplumunu kısaca anlatayım - ki atıp tutmadan önce meseleyi kavrayın.
Öncelikle, bizim bugün tereddütsüz Batı olarak tanımladığımız Almanların tarihleri boyunca Batı ile verdikleri derin bir mücadele var. Bu mücadeleyi biraz deşerseniz, tüm kabullerinizin yıkıldığı, "bizle" ve başka birçok ulus ile temel benzerlikleri olan, Global Tarih denilen alana girersiniz. Girelim. Şaşırın.
Bu mücadelenin kökeni, on sekizinci yüzyıl ortalarına, henüz birleşmemiş, küçük prensliklere bölünmüş, siyasi gücü olmayan ama kültürel olarak son derece ciddi bir Almanya'ya uzanıyor.
O dönem ilginç bir durum var. Alman entelektüel orta sınıfı, yani Bildungsbürgertum, üniversite görmüş, felsefeyle ve sanatla derinlemesine ilgilenen, AMA iktidardan tamamen dışlanmış bir kesim. Gücü elinde tutan saraylar ve aristokrasi Fransızca konuşuyor, Fransız adabını benimsiyor, kendi Almanca konuşan halklarına bir tür şefkatli küçümsemeyle bakıyordu. Prusya kralı Büyük Friedrich felsefi eserlerini Fransızca yazıyor, Alman edebiyatını ciddiye alınmaya değmez buluyordu. Küçük prenslikler bütçeleri elverdiğince Versay'ı taklit ediyordu. Nietzsche'nin Almanları aşağıladığı ünlü metinleri hatırlayın.
İşte tam burada muazzam bir tersine çevirme yaşanıyor. Lessing, Herder, genç Goethe, Sturm und Drang yazarları; bu dışlanmış Alman aydınları hiyerarşiyi alaşağı ediyorlar. Fransızca konuşan sarayların "Zivilisation" dediği şeyi, yani adabın inceliğini, nezaketin cilasını, saray hayatının pürüzsüz yüzeyini, yüzeysellik olarak tanımladılar. İçi boş bir gösteriş, görünüşlerin parlatılması. Buna karşı "Kultur"u koydular: ruhun sahici başarıları, düşüncenin iç hayatı, sanat, felsefe, müzik, ahlaki ciddiyet. BİLHASSA DA CİDDİYET. Yani derinliğin kültürünü, yüzeyin kültürüne karşı koydular. Çok benzer meseleler biz dahil dünyanın çok yerinde yaşandı ve yaşanıyor.
Bu ayrımın özünde bir sınıf kavgası var, dersek herhalde abartmış olmayız. Dışlanmış Alman burjuva aydınının, kendi Fransızca konuşan aristokrasisinden intikamı. Ve en üstün ilan ettiği değerler, tam da kendisinin sahip olabileceği, saray mensubunun ise sahip olamayacağı şeyler: öğrenme, içsellik, felsefi derinlik, yaratıcı deha. Zivilisiert olmak bir Fransız yemeğinde nasıl davranılacağını bilmekti; Kultur'a sahip olmak ise Kant okumuş, Bach dinlemiş, varoluşun en derin sorularıyla boğuşmuş olmaktı. Ve bu da CİDDİ bir uğraştı.
Asıl çarpıcı olan şu gibime geliyor: bu ayrım sadece bir kültürel kavga olarak kalmadı, Alman düşüncesinin bütün mimarisine sızdı. Yüzeyin altında daha gerçek bir derinliğin gizlendiği fikri; Kant'ın görüngü ile kendinde-şey ayrımından Hegel'in tarihin ardında işleyen Tin'ine, Marx'ın altyapısından Nietzsche'nin Dionysos'una, Freud'un bilinçdışına kadar uzanan o devasa gelenek, aslında Prusyalı aydınların prenslerinin Fransız sarayına duyduğu o ilk öfkenin felsefi olarak işlenmiş hali. İçsellik, metafizik, tüm bunların bir rastgelelik eseri olamayacağo fikri ve bunun uğraşı, Almanya'nın alametifarikası oldu. Detayına girmeyelim ama yaşamış en büyük batı kritiklerinde Heidegger'in bir Alman olması da tesadüf değil, bilakis bu tarihin bir parçasıdır.
Şimdi buradan meseleye dönersek. Bu tarihsel alaşağı-ediş Almanların kimliklerinin bir parçası haline gelmiş bir "kuralcılık" yarattı - zira ancak etikle harman olmuş bir kuralcılıkla (yani Kultur, yani metafizik) ile aidiyetliklerini stabilize edebildiler. Başka bir deyişle, geçmişte aristokrasi karşısında yaşadıkları yetersizlik ile mücadele edebilmek için bir iddialarının olması gerekiyordu; onlardan daha iyi, daha dürüst, daha ciddi. Hep bir "daha"lık, hep bir ciddiyet...
Bu tarihi anlayamazsan, yani hayatı boyunca hiçbir iddian olmadan, gelişigüzel yaşamışsan, CV'den başka bir derdin kalmamışsa, Almanlara bakınca görebildiğin ancak ucuz bir "show"dur, çünkü o adamların verdiğin o mücadeleyi hissedemezsin. O meselenin alt yapısını kavrayamazsın -- ki bunu kavrayamayacak olmanın trajedisinin de, emin olun, Almanca da binbir türlü analizi var.
ONS 100 dolar tepki geldi ✅ Gümüş 77 oldu 🔥 Nasdaq ATH yaptı…Petrol 101’den 96 düştü ..Bu şartlarda Btc’ nin 77 olması lazım ama sadece Btc düşüyor…Sağlam dolandırılıyoruz ..
“Biz Türk değiliz” diyerek söze başlayan gençlerin, ellerinde Türk bayrağı ve Mustafa Kemal Atatürk posterleriyle 19 Mayıs mesajı vermesi sosyal medyada gündem oldu.
Paylaşım, farklı milletlerden insanların Atatürk’e duyduğu saygı ve Türkiye sevgisiyle binlerce beğeni aldı.
#Merz ist mit einem Privatvermögen von mehr als 10 Mio. € der reichste #Kanzler der bundesdeutschen Geschichte. Er fliegt gerne mit dem Privatjet zum Champustrinken & Hummeressen nach #Sylt und verlangt von den einfachen Arbeitnehmern Opfer - ist das Satire? Merz beim DGB #CDU
✍️33 yaşındaki yeğen, bir fermanla Milli Savunma Bakanlığı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürü yapıldı.
✍️Sadece genel müdür değil, aynı zamanda tümgeneral de yapıldı. Artık on milyarlarca liralık bütçeyi yönetecek, astlarına sicil notu verecek.
⭐️Kendisi doğmadan 2 yıl önce harp okulundan mezun olan tuğgeneral ise onun emrinde çalışacak.
💡Güzelim ülke fermanlarla yönetiliyor, demokrasi her gün irtifa kaybediyor ve devlet kurumları çöküyor!
FINDE DEN FEHLER❗️
„DEUTSCHER Extremsportler Arda Saatçi erreicht nach 123 Stunden und 604 Kilometern das Ziel“ und präsentiert dann voller stolz die TÜRKISCHE FLAGGE.
Sein Stolz auf DEUTSCHLAND scheint überschaubar.
NOCH FRAGEN❓
560 milyarlık Rolex saat sahibi, 273 bin vekil maaşı alan AKP Milletvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, Erdoğan şarkısıyla eğleniyor, 20 bin TL maaş alan emekli ve 28 bin maaşlı asgari ücretlide deli gibi onu alkışlıyor!
Yakın zamanda şu an 20-30'lu yaşlarda olanların emekli olamayacağını anlatan bir yazı yazmıştım sebepleriyle.
Almanya başbakanı çıkıp emekli maaşının maaş değil harçlık olacağı ve bunun sadece temel bir güvence olarak görülmesi gerektiğini söylüyor
10 yıldır Almanya'da yaşıyorum ve yaklaşık yarım milyon euro vergi ödemişim dolaylı vergiler hariç, emekli olmak istesem ve 70 yaşına kadar çalışsam bu miktar muhtemelen 2-3 milyon euroyu bulacaktır. Bu kadar parayı devlete ödedikten sonra dünyanın en "zengin" ülkelerinden birinin başındaki adam diyor ki emekli maaşını ancak harçlık olarak görmem gerekiyormuş ahahaha
Herkesin ciddiye alması gereken bir mevzu bu, anneniz babanız gibi çalışıp emekli olacağınızı ve hayatınızın kalanında hastaneye giderseniz ücretsiz bakılacağınızı maaşınızı alıp takılacağınızı düşünüyorsanız bir daha düşünmelisiniz.
Kamu gücünü kötüye kullanıp kirli ilişkilere bulaşmış…
Asker/Sivil.
Vekil/Bürokrat.
Yargı Mensubu/Vali.
Çok değil, 20 kişi kulağından tutulup yargıya teslim edilsin.
Hesap sorulsun.
Türkiye’de bütün tabular yıkılır, tarih yeniden yazılır.
@etkiIihaberyeni İyi de ülkemizin gerçeği bu , yeni bir şey değil ki dizi sadece bunu çok iyi işledi . Soru şu dizimi hayatımıza yol veriyor yoksa hayatımız mı diziye yol gösteriyor ? Bir sürü derin devlet kahramanı var ortak noktaları bir şekilde uysturucuya bulasmislardir .