Yaş ilerledikçe neyi daha iyi anladın derseniz; bazı şeylerin çabayla değil tamamen nasiple ilgili olduğunu, çok istemenin veya çabalamanın bazen hiçbir şeyi değiştirmediğini, insanlara fazlasını verince kendimi eksilttiğimi anladım derim. Velhâsıl; evvela kısmet, evvela nasipmiş
Rossmann çalışanı bir takipçimizden gelen mesaj:
“Rossmann’da neredeyse 2 senem dolmuştu. Askerliğim yaklaştığı için mağaza müdürümle konuştum, 1 ay bedelli yapıp gelebileceğimi söyledim. ‘Sana dönüş yapacağız’ dediler.
Sonrasında bir personel tarafından fiziksel temasa maruz kaldım. Yöneticiler tarafından mobbing, dışlanma ve adaletsizlik yaşadım.
Dayanamayınca İK’ya şikayet ettim. 1 ay sonra dönüş yaptılar, kanıtlı şekilde anlattığım olayları reddettiler.
Bu kez bana, iş yapmadığım ve yöneticilerle uyumsuz olduğum gerekçesiyle savunma istendi.
Savunmamda yazdığım ifadenin değiştirildiğini gördüm. ‘Taraflı şekilde mağaza müdürlerinizi savunmaktasınız’ yazdığım ifade, ‘torpilli mağaza müdürlerinizi savunmaktasınız’ şeklinde değiştirilmiş.
Ardından ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış gerekçesiyle 45 kodla, tazminatsız ve ihbarsız şekilde iş akdime son verildi.
Sadece ben değil, birçok kişinin hakkına girildi. %30 küçülmeye giderken tazminat ödeme masrafından kaçmak için benim gibi onlarca eleman çıkarıldı.
Paylaşırsanız çok sevinirim.”
Siz kendinizi ne sanıyorsunuz?
Az önce bir Burger King şubesinde durumu olmayan bir anne kız için makine üzerinden yemek siparişi ettim. Fişi aileye verdim.
Kendi yemeğimin siparişini de ödedikten sonra beraber sıraya girdik. Benim için bir tepsi hazırlanırken aile için hazırlanmadı. Sebebini sorduğumda ise 'onlar restoranda yiyemez, onlara paket hazırlayabiliriz' cevabını aldım.
Bu rezalet üzerine yöneticiyi çağırdım. Ben yiyebiliyorken bu aile neden restorana alınmıyor diye sorduğum da yüksek bir sesle 'kurallarımız var öyle herkesi içeri alamayız' cevabını aldım.
Diğer müşterilerin de tepki göstermesi üzerine en sonunda aileye servis yapıldı. Durumu haberleştireceğimi söylediğimde ise yönetici benimle konuşmak istedi. Tek kelime özür dilemeden haklılığını savundu.
Daha önce bu şubeye hiç girmeyen, hiçbir vukuatı olmayan, sadece FAKİR oldukları için bu muameleye maruz kalan ailenin iletişim bilgilerini aldım ve yemekleri bitene kadar restorandan ayrılmadım.
Küçücük bir kızın yüzüne 'sen burda oturup yemek yiyemezsin' diyecek kadar aşağılık olan bu zihniyeti sizlerin takdirine bırakıyorum.
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
6 yıldır karartılan bir cinayetin, 3 günde nasıl ortaya çıkartılabilineceğine şahitlik ediyoruz. Valiyi be katil oğlunu koruyan içişleri bakanı Süleyman Soylu’ydu. Bu soruşturma Süleyman Soylu’yu kapsamalıdır.
"Teşhis kolay. Sende de var gibi bir şeyler. Gelmişken bir kontrol edelim seni... Dur, gitme... Senin falına bakacağım ben... İndir pantalonunu!"
Ah Kadir ya, az daha gidiyordu elden. Mükemmel sahneydi. :)
#EşrefRüya
Kuran’a Hizmet Vakfı sorumlusu Ayhan Şengüler'in istismarına karşı yıllardır mücadele veren, sesini duyurmak için adliye önünde nöbet tutan Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra’nın cansız bedenleri Zeytinburnu sahilinde bulundu.
@soliynakl @elinevo3u@elifatamn Ay daha başka çekeceğin bir yer var mı canım benim yaa şaka mısın? Facebook kullanmıyorum da paylaşım yapmıyorum neyi hazmedemedin sen tam olarak?
@soliynakl @elifatamn@elinevo3u Hani bu bölümde hem eleni hem de fadime kaza yaptı ya canım benim fragman da eleni gösterildi ama fadime gösterilmedi ve bölüm yayınlanmadı ama bölüm iki kızımızın üstüne kurulu ya hani birinden haber vermiş ken diğerinden haber vermemek olmaz sanıyorum ki şartlar eşit 😅