Ahahaha trajikomik bir durum yaa 😁ben zamanında eğitmenlik yaparken bir veli çocuğu sınavdan düşük aldığı için bana "hocam sizden hiç beklemezdim" dedi. "niçin öyle söylüyorsunuz" dedim sgshdggd diyo ki "benim çocuğumu daha seviyorsunuz sanmıştım" ahahahhah şaka sandım bir an ama gerçekti...
Belgeselini çektiğimiz Hasidik Yahudiler, Chabad-Lubavitch topluluğudur ve ileri düzeyde Siyonisttir.
İsrail yanlısı bu Hasidik Yahudiler, bizim başlangıçta yalnızca kültürel ve yüzeysel bir video çekeceğimizi düşündü. Drew Binsky tarzında; gündelik yaşamı, gelenekleri ve kültürel farklılıkları anlatan daha hafif bir içerik bekliyorlardı.
Kanalımızın popülerliği de, onların bizim çekim talebimize ılımlı yaklaşmasına neden oldu.
Üstelik bu konuyu ilk kez biz çekmiyorduk. Daha önce Tyler Oliveira ve Tommy G gibi içerik üreticileri de benzer videolar hazırlamıştı.
Fakat çekimler ilerledikçe, konunun yalnızca kültürden ibaret olmadığını fark ettik. Aldıkları çeşitli destekleri, İsrail’le kurdukları tarihsel ve ideolojik bağları ve Kudüs’e dair siyasi-dini yaklaşımlarını da keşfettik ve belgeselimizde bunları size aktarmaya çalıştık.
Filistinli çocukları desteklemeyi unutmayın!
@Serkanadanir41 Sen bir provokatörsün bu habercilik değil habercilik tarafsız olmak demektir bir soruyu soruyorsan kendi tarafını belli etmeyeceksin demektir gerçek gazetecilik nedir oturun kitaplarını okuyun.
Bu ne ağır bir imtihandır ya Rabb'im verdiğin rahatsızlığın şifasını da göndereceksin elbet şükürsüz bırakma yarabbim günahlarımın affını niyaz ediyorum.🤲🏻
Evet şimdi artık benim konuşma vaktim. 13 yaşında yaşamış olduğum Süleymancılar denen cemaat müsveddelerinin yurtlarında yaşattıkları o zorbalıkları anlatacağım. Bugüne kadar neden anlatmadığımı düşünmüş olabilirsiniz. Çünkü herkes onlara inanıyordu böyle bir olay çıkmasını hep bekledim ki sözlerimin tesiri güçlü olsun diye.
Yıl 2013, ben de 13 yaşında bir çocuğum o yıllarda. Ailem o sıralar bazı temel dini bilgiler ve sosyalleşmek için bir kız yurdu arayışındalardı, bir tanıdığımızın tavsiyesiyle onların yurtlarında kalmaya başladım. Yaz kampıydı lakin esir kampı gibiydi... Stresten hijyensizlikten kötü muameleden vücudum tanısı bile konulmayacak yaralar dökmeye başladı.. Evet başlıyorum efendim;
İlk şokum Rabıtaydı. 13 yaşında bir çocuğa Rabıta'nın ne olduğunu anlatmazsanız o çocuk hiçbir şey bilmez. Bir gün namaz sonrası hoca bana "sen neden böyle duruyorsun" dedi. "Ne yapmam gerekiyor" dedim. "biz şu an rabıta yapıyoruz" dedi. "O nedir" diye kendisine sorduğumda bana hem bilmediğim için aşağılar bir şekilde bakıp hem de rabıtanın ne olduğunu anlatmaya çalışıyordu. "Süleyman Hilmi Tuna hazretlerimizi düşüneceksin ondan isteyeceksin ne istiyorsan onu düşüneceksin" ben de; "ben tanımıyorum bilmiyorum" dedim. Bilmememi bir aşağılık bir şey olarak atfedip fotoğrafını gösterdi ve dedi ki "Efendimizi düşüneceksin ve ondan isteyeceksin" bu bana çok saçma gelmişti ve Hocama şöyle söylemiştim; "Allah ve peygamber varken ben neden ondan isteyeyim". Hoca da aynı şekilde bağırarak beni azarlamıştı sen çok biliyorsun gibi...
Ramazan'da yardımsever insanlar bağış yaparlardı kurban bağışı para bağışı talebelere iftar yapılması için. Kendilerine Halil İbrahim Sofrası kurdururlardı bize, yere dökülmüş yemeği önümüze koyarlardı ve onu söylerlerdi asla saklamazlardı. "Misafirlerimizin yemeği yere döküldü sizin yemeklerinizi onlara verdik onların yemeklerini yere döküleni size verdik"diye böyle bir duyuru yapmışlardı ve yemek bittikten sonra bu anonsu geçmişlerdi...
İnsanlar kurban adadıkları zaman kursa et getirirlerdi bütün talebeleri sıraya sokarlardı herkesin eline 1 lira verirlerdi veya kendi paramızı çıkarmamızı isterlerdi o parayı ete sürmemizi ve o paranın bereketleneceğine inanırlardı. bunların hiçbirine "Evet" demedim. Hep "Hayır" diyen bir talebeydim ve hocalar beni hiç sevmezdi.
13 yaşındaki bir çocuğun dini bilgi seviyesi belki çok düşük olabilir ama ben ailemden dini bilgi açısından dolu olduğum için neyin ne olduğunu gayet iyi bilen bir çocuk oldum her zaman.
Sabahları uyandırırken çığlık kıyametle uyandırırlardı, hiçbir pedagojik, psikolojik dayanağı olmayan bir davranış stili mevcuttu. Geceleri uyuma vaktinde yatış saati derlerdi ve bir seans olurdu bütün hocalar yatakhanelerin başında olurdu ve "Gece eğer yatağınızda yemek yerseniz abur cubur yerseniz şöyle çarpılırsınız inşallah üç harfliler sizi bassın yamularak uyanırsınız İnşallah" gibi böyle akıl dışı, sağlıklı insanın asla söylemeyeceği bazı sözler söylenirdi ve hepimiz korkarak uyurduk.
Bir keresinde hayırsever birisi sahur kahvaltı dağıtmıştı paketli tabildot ama onun hepsini yememize izin vermemişlerdi... ki çok azdı içindeki gıda miktarı, bir sonraki gün herkes tekrardan olduğu masada bıraktırmışlardı. Dolaba da koydurtmadılar ve ertesi günün sahurunda her şey küflenmişti sertleşmişti ve bunların dışında bize hiçbir yiyecek vermemişlerdi o sahur içerisinde...
Kursun hocalarına Sultan Sofrası kurulurdu ve bunu nöbetçi öğrenciler kurardı. Bizim kahvaltıda şokella yememiz yasakken kendilerinin koca bir yoğurt kovası büyüklüğünde kilerde şokella kutusu olurdu ve onu biz koyardık, yememizde yasaktı...
Normal başörtü ve çarşaflı insanların Aslında çok günah işlediğimi gerçek örtünün kendilerinin örttüğü tavşan kulak olduğunu diğer türlü insanlara SELAM BİLE VERİLMEMESİ gerektiğini dile getirirlerdi...
Böyle ütopik saçma sapan olaylar yaşamıştık. Neyse ki bu esaret kampından çok uzamadan ayrılıp kurtuldum.
#AlihanKuriş
#Süleymancılar
@gztcom@yenisafak
Evet şimdi artık benim konuşma vaktim. 13 yaşında yaşamış olduğum Süleymancılar denen cemaat müsveddelerinin yurtlarında yaşattıkları o zorbalıkları anlatacağım. Bugüne kadar neden anlatmadığımı düşünmüş olabilirsiniz. Çünkü herkes onlara inanıyordu böyle bir olay çıkmasını hep bekledim ki sözlerimin tesiri güçlü olsun diye.
Yıl 2013, ben de 13 yaşında bir çocuğum o yıllarda. Ailem o sıralar bazı temel dini bilgiler ve sosyalleşmek için bir kız yurdu arayışındalardı, bir tanıdığımızın tavsiyesiyle onların yurtlarında kalmaya başladım. Yaz kampıydı lakin esir kampı gibiydi... Stresten hijyensizlikten kötü muameleden vücudum tanısı bile konulmayacak yaralar dökmeye başladı.. Evet başlıyorum efendim;
İlk şokum Rabıtaydı. 13 yaşında bir çocuğa Rabıta'nın ne olduğunu anlatmazsanız o çocuk hiçbir şey bilmez. Bir gün namaz sonrası hoca bana "sen neden böyle duruyorsun" dedi. "Ne yapmam gerekiyor" dedim. "biz şu an rabıta yapıyoruz" dedi. "O nedir" diye kendisine sorduğumda bana hem bilmediğim için aşağılar bir şekilde bakıp hem de rabıtanın ne olduğunu anlatmaya çalışıyordu. "Süleyman Hilmi Tuna hazretlerimizi düşüneceksin ondan isteyeceksin ne istiyorsan onu düşüneceksin" ben de; "ben tanımıyorum bilmiyorum" dedim. Bilmememi bir aşağılık bir şey olarak atfedip fotoğrafını gösterdi ve dedi ki "Efendimizi düşüneceksin ve ondan isteyeceksin" bu bana çok saçma gelmişti ve Hocama şöyle söylemiştim; "Allah ve peygamber varken ben neden ondan isteyeyim". Hoca da aynı şekilde bağırarak beni azarlamıştı sen çok biliyorsun gibi...
Ramazan'da yardımsever insanlar bağış yaparlardı kurban bağışı para bağışı talebelere iftar yapılması için. Kendilerine Halil İbrahim Sofrası kurdururlardı bize, yere dökülmüş yemeği önümüze koyarlardı ve onu söylerlerdi asla saklamazlardı. "Misafirlerimizin yemeği yere döküldü sizin yemeklerinizi onlara verdik onların yemeklerini yere döküleni size verdik"diye böyle bir duyuru yapmışlardı ve yemek bittikten sonra bu anonsu geçmişlerdi...
İnsanlar kurban adadıkları zaman kursa et getirirlerdi bütün talebeleri sıraya sokarlardı herkesin eline 1 lira verirlerdi veya kendi paramızı çıkarmamızı isterlerdi o parayı ete sürmemizi ve o paranın bereketleneceğine inanırlardı. bunların hiçbirine "Evet" demedim. Hep "Hayır" diyen bir talebeydim ve hocalar beni hiç sevmezdi.
13 yaşındaki bir çocuğun dini bilgi seviyesi belki çok düşük olabilir ama ben ailemden dini bilgi açısından dolu olduğum için neyin ne olduğunu gayet iyi bilen bir çocuk oldum her zaman.
Sabahları uyandırırken çığlık kıyametle uyandırırlardı, hiçbir pedagojik, psikolojik dayanağı olmayan bir davranış stili mevcuttu. Geceleri uyuma vaktinde yatış saati derlerdi ve bir seans olurdu bütün hocalar yatakhanelerin başında olurdu ve "Gece eğer yatağınızda yemek yerseniz abur cubur yerseniz şöyle çarpılırsınız inşallah üç harfliler sizi bassın yamularak uyanırsınız İnşallah" gibi böyle akıl dışı, sağlıklı insanın asla söylemeyeceği bazı sözler söylenirdi ve hepimiz korkarak uyurduk.
Bir keresinde hayırsever birisi sahur kahvaltı dağıtmıştı paketli tabildot ama onun hepsini yememize izin vermemişlerdi... ki çok azdı içindeki gıda miktarı, bir sonraki gün herkes tekrardan olduğu masada bıraktırmışlardı. Dolaba da koydurtmadılar ve ertesi günün sahurunda her şey küflenmişti sertleşmişti ve bunların dışında bize hiçbir yiyecek vermemişlerdi o sahur içerisinde...
Kursun hocalarına Sultan Sofrası kurulurdu ve bunu nöbetçi öğrenciler kurardı. Bizim kahvaltıda şokella yememiz yasakken kendilerinin koca bir yoğurt kovası büyüklüğünde kilerde şokella kutusu olurdu ve onu biz koyardık, yememizde yasaktı...
Normal başörtü ve çarşaflı insanların Aslında çok günah işlediğimi gerçek örtünün kendilerinin örttüğü tavşan kulak olduğunu diğer türlü insanlara SELAM BİLE VERİLMEMESİ gerektiğini dile getirirlerdi...
Böyle ütopik saçma sapan olaylar yaşamıştık. Neyse ki bu esaret kampından çok uzamadan ayrılıp kurtuldum.
#AlihanKuriş
#Süleymancılar
@gztcom@yenisafak
15 Temmuz gecesi, Fetullahçı Terör Örgütü mensuplarının milletimizin iradesine, demokrasimize ve bağımsızlığımıza yönelik silahlı darbe girişimi; aziz milletimizin canı pahasına ortaya koyduğu eşsiz direnişle bertaraf edildi.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın cesur ve kararlı liderliğiyle yaptığı tarihî çağrıya tereddüt etmeden icabet eden, vatanına ve millî iradeye sahip çıkmak için meydanları dolduran aziz milletimizin destansı mücadelesi, tarihin akışını değiştirdi.
Milletimiz o gece; egemenliğinin kayıtsız ve şartsız kendisine ait olduğunu, millî iradenin üzerinde hiçbir güç tanımadığını ve bağımsızlığından asla taviz vermeyeceğini tüm ihanet odaklarına bir kez daha gösterdi.
15 Temmuz’un 10’uncu yıl dönümünde; devletimizin kurumlarına sızarak ülkemizin geleceğini hedef alan FETÖ’ye ve tüm vesayet odaklarına karşı mücadelemizi, hukukun üstünlüğünden taviz vermeden aynı azim ve kararlılıkla sürdürüyoruz.
Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda millî birlik ve beraberliğimizi güçlendirmeye, demokrasimizi daha da tahkim etmeye ve şehitlerimizin aziz emanetine sahip çıkmaya devam ediyoruz.
15 Temmuz gecesi vatanına, bayrağına, millî iradeye ve demokrasiye sahip çıkarken şehadet mertebesine ulaşan aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor; o karanlık geceyi aydınlığa çeviren kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günümüz kutlu olsun.
#ZaferBizim 🇹🇷
Eğitmenlik hayatımda çocuklara tek söylediğimşey;"çocuklar dersler bir şekilde halledilir.Önemli olan ahlaklı ve edepli olmak.Eğer bir insan ahlakını ve edebini kaybederse o insan hiç hükmündedir"yetiştirdiğimiz evlatlar bizim göz aydınlığımız olmalı bu şekilde canımızı yakmamalı
Nuray Ateş Düzgün:
“E ama bize şöyle dediler; İslam, Allah, Kitap, Sünnet...
Bunları çıkardığımızda muasır medeniyet
seviyesinde gençler elde edeceğiz. Ettik mi?”
Yusuf Tekin'i bu olaydan sorumlu tutanlar siz hangi kafayı yaşıyorsunuz? yahu sosyal çürümenin Yusuf Tekin ile alakası nedir? İşinize geldiği her an ve her durumu hükümete laf sallamakla meşgulsünüz klavyeleri bırakıp çocuğunuzla ilgilenin.
#YusufTekinYalnızDeğildir
İki muhabbet edildi diye ne bu terbiyesizlik.İşin komik tarafı ise bu kişi kendini entelektüel ve aydın birisi olarak tanımlıyor.Valla kimse kusura bakmasın Allahın kurallarının olmadığı bir yerde bir insandahaya ve edepduygusu olmadığı için her türlü pis düşünceye sahip olabilir
Bugün bir şey duydum ve beynime kan sıçradı.Yahu biz kimseye güvenemeyecek miyiz?Yaşlı bir amcayla hele okumuş etmiş bir şeyleri görmüş geçirmiş birisiyse o sohbetin ne kadar keyifli olduğunu herkes bilir ve bugün öyle bir şey duydum ki yani yazıklar olsun dedim.Devamı yorumda👇🏻
Tesettürlü genç bir kıza sohbet arasında saçın hangi renk diye soru yöneltip sonrasına söylemeyebilirsin sen bilirsin diye manipüle etmeye çalışıyor ve kız tarafından gayet de güzel ağzının payını almış.Ama bunu sorabilme cesareti nereden geliyor ve bu hakkı size kim veriyor?
👇🏻