Fatih Altaylı’nın eski bir yayınında gündeme getirdiği İbrahim Hacıosmanoğlu’nun milli takım oyuncularına “villa hediyesi” meselesine “villa hüllesi” demek daha doğru olur.
Milas Güllük’te yapılması planlanan 4000 villa projesi Net Holding ile Ali Ağaoğlu ortaklığıyla başladı.
Proje su kaynakları alanı ve kuşların geçiş güzergahı olması nedeniyle yargı kararıyla iptal edildi. Projenin yapılması durumunda doğal yaşam alanları etkilenecek ve belki de geri dönüşü olmayan sorunlar ortaya çıkacaktı.
Projeye izin çıkmayınca Ağaoğlu’nun akrabası Hacıosmanoğlu devreye girdi ve ortak oldu.
2026 Dünya Kupası’na gidilmesi halinde oyunculara kendi cebinden villa vereceğini açıkladı. Bu da yaklaşık 30 villaya denk geliyordu. Hacıosmanoğlu “4000 villadan 30’u oyunculara düşer herhalde” demişti.
Ancak ortada ne villa ne de onaylanan bir proje vardı.
Üstelik yargı kararlarının yanı sıra 2021 tarihli ve 4167 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile “Kesin Korunacak Hassas Alan” ilan edilmişti.
Belli ki Hacıosmanoğlu Dünya Kupası’nda gelecek bir başarıyla bunları aşacağını düşündü.
Milli takım turnuvaya erken veda etti, o bölgeye izin çıkması da zor görünüyor. Ama Hacıosmanoğlu bir kere söz verdi. Orası olmazsa başka yerden verir herhalde. Bakalım Dünya Kupası’na gitmeye hak kazanan oyunculara ne zaman anahtarları teslim edecek?
Aziz Yıldırım değişti sanıyorsunuz ya, buradan pay biçin işte.
Borç nasıl kapandı söyleyeyim:
1. Ali Koç gelir gelmez 50 milyon $ koydu. CAS’ta bekleyen sporcu dosyaları o parayla kapatıldı. Kulübün itibarı zedelenmesin diye bu konudan bahsetmedi bile.
2. FenerOl kampanyası yapıldı. “Seçilirsek para sorunu olmaz” diyenler hariç, bütün camia destek verdi. Bu parayla tefeci borçları kapatıldı veya yapılandırıldı.
3. Kur krizi patlamadan önce bütün döviz borçlarımız Yapı Kredi Bankası’ndan çekilen krediyle TL’ye çevrildi. O dönemde Azizciler yine çemkiriyordu “kendi bankasına normal kurun üstünde sabitledi” diye. Kur krizi patlayınca borcumuz azaldı.
4. Bankalar Birliği anlaşması yapıldı. Herkes imzaladı, Fenerbahçe imzalamadı. Çünkü kulüplerin ölüm anlaşmasıydı. Aylarca direnip Türk futbolunu kurtardı Ali Koç.
5. 7 senede 198 milyon €’luk oyuncu satışı yapıldı. Bunlar da öyle yıldız oyuncular falan değildi. Üç kuruşa alıp, alındığı için taraftarın sövdüğü, parlatıp sattığımız oyuncular. Bu paranın yarısı kaynağında kesilip Bankalar Birliği’ne ödendi.
6. Stad gelirlerimizin, Fenerium gelirlerimizin falan yarısı Bankalar Birliği’ne gitti. Öncesinde o kadar da yoktu çünkü hepsi temlikliydi.
7. Bu süreçte 200 küsür milyon € sadece faize ödendi.
8. Murat Ülker’in kulübe şartlı bağışladığı arazinin imarı Aziz Yıldırım’ın hain dediği Hamdi Akın’ın çabalarıyla değiştirildi.
9. Onun parası ve bedelli sermaye arttırımıyla son kalan 80 milyon € ödendi.
Aziz Yıldırım locasını bile bıraktığı için bu borçlar ödenirken, dolaylı yoldan da olsa, bir kuruş katkısı olmadı. Kulübün çekini şahsi işinde kullanan adamlar icralık oldu diye de mağduriyet devşirmeye çalışıyor.
Bütün bunlar yaşanırken kendisi getirdiğimiz oyunculara bok atma ve kulübü SPK’ya şikayet etme derdindeydi.
Bıraktığın bütün arsaların ederi 180 milyon €. 122 milyon €’su zaten Murat Ülker’in bağışladığı arsalar. Kalan 58 milyon €’luk arsalar için mi biz 7 senede 300 küsür milyon € para ödedik? İnsan biraz utanır.
Fenerbahçe’ye yaptığını kendi şirketine yapsa mirasçıları kısıtlılık kararı aldırır. Bize yine başkan yapmaya çalışıyorlar. Fenerbahçe bu adamın yıkımından bir kez kurtuldu. İkinciye kurtulamaz.
SEÇİM KARARINI AÇIKLAYIN❕
Futbol takımının Türkiye Kupası’ndan elenmesi ve ligde ortaya koyduğu lakayıt, ruhsuz futbol; mevcut yönetimin “tekmeye kafa atan bir takım yaratacağız” vaadinden ne kadar uzaklaşıldığını açıkça göstermektedir.
Bu sebeple;
Fenerbahçemizin yeni sezon yapılanmasına daha fazla zarar vermemek adına, vakit kaybetmeden OLAĞANÜSTÜ SEÇİMLİ GENEL KURUL kararı açıklanmalıdır. @Fenerbahce
@DigiturkDestek Anlayışlı değilim . Maç zevkimizin içine ediyor. Az önce saydım 40 saniye sürdü. İllegal yayınlarda çıkartmanız gerekirken siz parasını ödeyen müşterilerinizi cezalandırıyorsunuz
Ocak ayının ortasından itibaren başkanı, yöneticisi, hocası, topçusu, her hücresiyle ısrarla kaşınan Fenerbahçe, bir kez daha hırsızlığı meşru gösterdi.
Emeği geçen herkesi tebrik ederim.
Bitirdiler ligi geçmiş olsun.
Şimdi bu saat itibariyle Beşiktaşlısı Fenerlisi Trabzonlusu şerefi varsa Galatasaraylısı tek bir şeyi sorgulamalı.
Sane aynı faulü yapmışken maç 0-0 iken neden atılmadı da 0-1 iken ikinci yarıdayken atıldı.
Maçtaki mantık hatası bariz, yakalandılar. Bakalım hangi spor yayını bunu konuşacak.
Galatasaray neden maç berabereyken ve ilk yarıdayken 10 kişi kalmadı? Senelerdir aynı terane. Bunun Fenerlisi Bjklisi kalmadı artık. Çok açık şekilde yakalandılar.
Avrupa Komisyonu ayağımıza kadar gelip "gelin iletişimde sınırları kaldıralım" diyor, bizim operatörler "yok, biz vatandaşı kendi içimizde yolmaya devam edeceğiz" deyip kapıyı kapatıyor.
Düşünün ki uçağa biniyorsunuz, Berlin'e veya Roma'ya iniyorsunuz ve telefonunuzu tıpkı Kadıköy'de, Kızılay'da geziyormuş gibi hiçbir sürpriz fatura korkusu olmadan kullanıyorsunuz. İşin asıl can alıcı kısmı ne biliyor musunuz? Roaming sisteminin çift yönlü çalışması. Yani sınırlar kalktığı için, elin Avrupalısının ayda üç beş Euro'ya kullandığı o devasa, sınırsız ve ucuz GSM paketlerini burada, kendi ülkemizde şebeke sorunu yaşamadan kullanma şansımız olacaktı.
Peki bu devasa fırsat neden elimizin tersiyle itildi?
Çünkü bu topraklarda sıradan vatandaşın herhangi bir hizmete kolay, ucuz ve dünya standartlarında ulaşmasına karşı inanılmaz bir alerji var. Sizin sınırları aşmanız, cebinizden daha az para çıkması, fatura derdi düşünmeden internete girmeniz birilerini fena halde rahatsız ediyor. Kurulmuş bir sömürü çarkı var ve yerli operatörlerin o astronomik kâr marjları düşmesin, tekel düzeni bozulmasın diye 85 milyonun dünyayla arasına bir kez daha duvar örüldü.
Mesele sadece yurt dışına çıkınca harita açmak, fotoğraf atmak değil. Mesele halkın en ufak bir refah kırıntısına ulaşmasına sermaye sahipleri tarafından duyulan o derin tahammülsüzlük. Bize reva görülen tek senaryo belli: Her şeyin en kalitesizine, dünyanın en yüksek bedellerini ödemeye mahkum edilmek.
Bugünü tarihe not düşün. Sırf siz ucuza ve özgürce iletişim kurmayın diye Avrupa'nın altın tepside sunduğu fırsatı göz göre göre çöpe attılar. Kendi insanına reva görülen bu düzeni ve bugün alınan bu kararı asla unutmayın.