İnsanlarda en asil his ve davranışlardan biri de “vefâ”dır. Zira o,karakter sağlamlığı kadar vicdanî salâbetin de aldatmaz bir tezâhürüdür. -ÜstadKadirMısıroğlu
“cumartesi gelse de, vakfa gitsek” birçok insanın kurduğu ortak cümleydi belki de
sanki 6 gün koşuyorduk ama, sadece o cumartesiye varmak için
üstad veda etti,bir şey daha öğretti
hayatınıza kocaman dönüm noktaları katanlara karşı duyulan özlem hiç bitmiyormuş
#KadirMısıroğlu
Süleyman Soylu' yu Fetöcüler, Alparslan Kuytul, Ümit Özdağ, Selahattin Demirtaş, Sedat Peker, Sarallar, Şahinler, yerel çeteler, hatta Balkan Mafyası bile sevmiyordu, Haluk Levent de aralarına katılmış
@slmhktn Atilla Taş ın, Fatih Altaylı nın demiştimleri paylaşılıyor.
Siyasetlerine depremi de alet edip, Kızılay ı kötüleyerek Ahbap ı parlatmışlardı, şimdi aksini demişler.
Doğru demişler, ama ne hikmetse sadece 20-25 gün önce
@slmhktn Atilla Taş ın, Fatih Altaylı nın demiştimleri paylaşılıyor.
Siyasetlerine depremi de alet edip, Kızılay ı kötüleyerek Ahbap ı parlatmışlardı, şimdi aksini demişler.
Doğru demişler, ama ne hikmetse sadece 20-25 gün önce
Hükümete nefretin aşılandığı kesime;
-terör propagandası yapan neden hapiste dedittirildi,
-pazar sabahları 9 da mafyanın yayınları takip ettirildi,
-mali hüküm giymiş adama deprem paraları emanet ettirildi
Ne yazıkki liste sadece bu kadarcık değil, öncesi var ve sonrası geliyor
Stratejik açıdan doğrudur değildir bilemem,ama bu insanlar canlarını,namuslarını,belki sakat kalmayı göze alarak mazlum insanlar için yola çıkmışlar,o bitmeyen vahşet limanına gitmeye çalışmışlar
Geride kalan bizlerse, #BOYKOT olan ürünleri almaktan bile tam olarak vazgeçemiyoruz
“Çifte vatandaş İsrail askerleri Türk arkadaşlarımızı alıp dövdüler”
🗣️Sumud Filosu gönüllüsü Hüseyin Kılıç, İsrail ordusundaki s*yonist Türkleri anlattı.
▪️Ben Türküm deyince muamele değişiyordu
▪️4 gün boyunca her aşamada işkence gördük, bazı arkadaşlarımıza elektrik verdiler. Çıplak arama ve istismar oldu.
... yerli markalar koca koca markaların yanında varlık gösterebildiler ve bu faydanın daha fazla olmamasının sebebi yine boykota katılmayı lüzum görmeyenler oldu...
İnsanlarda en asil his ve davranışlardan biri de “vefâ”dır. Zira o,karakter sağlamlığı kadar vicdanî salâbetin de aldatmaz bir tezâhürüdür.
#üstadkadirmısıroğu#osiv
@grok@karela0@lovalovalova243@mahatisha123@TheDefiantGhost Kuranda Allah, beni israile hep ihsanlarda bulunduğunu, ama onların zalimlik yaptığını anlatır. Şükredenlerden olurlar diye, daha fazla üstünlükler verdiğini, ama yahudilerin hiç bir zaman uslanmadığını anlatır. Grok aralarından kırpmış, devamında yazan asıl cümleleri koymamış.
Şaka gibi geliyor ama inanın, bunların hepsi gerçek.
Düşünün:
Hava buz gibi.
Camiye gittiniz.
Şadırvanda abdest alacaksınız ama buz gibi su içinizi titretiyor.
Tam o anda, elinde ibrik olan bir genç yanınızda beliriyor.
“Buyurun beyefendi,” diyor.
“Abdestinizi sıcak suyla alın.”
Şaşırıyorsunuz.
Sonra gencin yakasındaki karta ilişiyor gözünüz:
“Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Etme Vakfı Görevlisi” yazıyor.
Ya da tam tersi…
Ağustos sıcağı…
Diliniz damağınıza yapışmış.
“Şöyle buz gibi bir su olsaydı,” diye içinizden geçirirken, bir bardak uzanıyor elinize.
Suyu kana kana içiyorsunuz, içiniz ferahlıyor.
Teşekkür etmek ve eline üç beş kuruş tutuşturmak için bardağı uzatan gence dönüyorsunuz.
Ama o, parayı kabul etmiyor.
Daha da şaşırıyor ve soruyorsunuz:
“Sen de kimsin?”
“Ben,” diyor,
‘Yaz Günleri Soğuk Su Dağıtma Vakfı Görevlisiyim.’
Bitmedi…
Çok fakirsiniz.
Evlilik çağına gelmiş bir kızınız var ama çeyizi bile yok.
Bir gün, akşam karanlığı çökmek üzereyken kapınız çalıyor.
Kapıda iki bayan…
Ellerinde paket paket danteller, el işlemeleri, çeyizlik havlular, saten örtüler…
Gözünüz yaşlı, sesiniz titreyerek soruyorsunuz:
“Siz de kimsiniz?”
“Biz,” diyorlar.
‘Fakir Kızlara Çeyiz Hazırlama Vakfı’ndan geliyoruz.’
Şaka gibi geliyor ama inanın, bunların hepsi gerçek.
Hem de bundan 500 yıl önce, bu topraklarda yaşanıyordu.
Nereden mi biliyorum?
Vakıflar Genel Müdürlüğü harika bir çalışma yapmış.
Osmanlı’da kurulan vakıfların listesini çıkarmış.
İnsan okudukça çarpılıyor, tüyleri diken diken oluyor.
“Yarabbi, bu nasıl büyük bir medeniyettir, nasıl üstün bir meziyettir?” demekten kendini alamıyor.
Kimisi 15. yüzyılda kurulmuş, kimisi 16. yüzyılda…
Osmanlı’da kurulan bazı vakıflar:
1. Güzel Yazı Öğretme Vakfı
2. Sokak Hayvanlarına Ekmek Verme Vakfı
3. Hastalara Evinde Bakma Vakfı
4. Kızlara Çeyiz Hazırlama Vakfı
5. Duvar Yazılarını Silme Vakfı
6. Kadın Sığınma Evi Vakfı
7. Sıcak Pide Dağıtma Vakfı
8. Yaz Günlerinde Soğuk Su Dağıtma Vakfı
9. Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Etme Vakfı
10. Sıcakta Sebillere Kar Koyma Vakfı
11. Yol Güvenliğini Sağlama Vakfı
12. Helalleşme Vakfı
13. Hristiyan Esirleri Kurtarma Vakfı
14. İlkokul Hocalarına Tütünü Yasaklama Vakfı
15. Yoksul Mahkûmlara Harçlık Verme Vakfı
16. Güvercinhane Yaptırma Vakfı
17. Leylekleri Koruma Vakfı
18. Dara Düşenlerin Vergisini Ödeme Vakfı
19. İflas Eden Tüccarlara Yardım Vakfı
20. İlmi Kitapları Bağışlama Vakfı
21. Şehit ve Sahabe Türbelerini Tamir Etme Vakfı
22. Şehir Estetiğini Koruma Vakfı
23. Hayvanlara Mera Açma Vakfı
Daha onlarcası var…
Ama hepsini yazmaya imkân yok.
Şimdi siz karar verin:
500 yıl önceki Osmanlı mı ileri,
yoksa bugün “çağdaşım” diye kan ve gözyaşıyla beslenenler mi?
@hayalleme@kulluk_kahvesi Hep Menderes diye sanıyordum ama, 1930 da görevlendirilen Henri Prost'un şehir planına göre yapılan yıkımları incelemek gerek