🗣️ Halis Bayancuk:
Türkiye'de yıllık zekât potansiyeli 55 milyar dolar
Bu parayla 1 milyon 385 bin tane konut yapılıyor.
Ortalama 5,5 milyon insanın konut sorunu çözülüyor
Sadece Allah'ın bir tane emrine uyunca çözülen sorunu görüyorsunuz
80 km/s hızla ilerlediği sırada motosikletinin lastiği patlayan sürücü, soğukkanlılığını koruyarak olası bir faciayı son anda önledi. Kontrolünü güçlükle sağladığı motosikleti güvenli şekilde durdurmayı başaran sürücünün yaşadığı o korku dolu anlar, sosyal medyada büyük ilgi gördü.
O kokuyu aldınız değil mi. O tuğlayı kimse çekemez..İlk profesyonel sermayelerini 1850-1915 arası Hristiyanların mallarına çökerek elde edenler. 1946 sonrasında "bölge elden gitmesin" diye illegal imtiyazlar verilip her iki partide kendilerine konum açanlar. Oranın düzeninde hep iki gibi görünür ama aslında tektir. Bir de buna bitmek bilmeyen ilahi referanslara sahip olduğunu iddia eden kişileri ekleyelim..
Bu korkunç düzeni şu an için yıkabilecek veya tartışabilecek hiçbir yapı ya da kişi yok. Işin çok daha vahimi bu düzeni ayakta tutmak isteyen milyonlarca kişi neye hizmet ettiklerini bile bilmiyor
22 Haziran 2026’da oğlum Alper Yusuf Polat aşırı hızlı araç kullanan Kızılcahamam Meclis Üyesi Fatih Oral tarafından öldürüldü.
Allah için gündem yapalım lütfen yardım edin #AlperYusufPolataAdalet
ismail sayıklarken beyni terlemiş. oligark parayı kamyonla getirip helvadan yayınevi yapıyor, doları basıp bütün telifleri alıyor, hazırdaki kültür yayıncılığı camiasının paraya muhtaçlarını toplayıp diktiriyor, biçtiriyor ama bu resimden çıkan ne: müslümanlar kültür roketliyor.
Sultan Vahdettin Milli Mücadele sırasında ya da hemen sonrasında ölmedi.
1926’ya kadar yaşadı.
Gayet sağlıklıydı. Yazışmalarını, görüşmelerini, mülakatlarını sürdürdü.
Ölümüne kadar tek bir gün Milli Mücadele’ye destek verdiğini iddia etmedi.
Tek bir gün “ben aslında Anadolu’da bir Kurtuluş Mücadelesi örgütlemek istedim ama bunu gizli yaptım. Mustafa Kemal’e gizli görev verdim vs” demedi.
Adamın görüşü şuydu:
“Devletin kurtuluşunun yolu İngilizler ile iş birliği yapmaktan geçiyor. Savaşarak değil uzlaşıp anlaşarak devleti ayakta tutabiliriz”
Nitekim bu görüş o yıllarda Osmanlı entelijansiyasının görüşüydü. Marjinal bir görüş değildi.
Sadece Vahdettin değil İstanbul’da tüm Saray çevresi, hürriyet ve itilaf partisi, aydınlar grubu böyle düşünüyorlardı.
Marjinal olan Milli Mücadelecilerdi.
Hal böyleyken, Vahdettin bile Kurtuluş Savaşı’nı (zaferden sonra bile) sahiplenmezken günümüzde ortaya çıkıp boş boş konuşanlar iddialarını neye dayandırıyorlar?
Vahdettin silikti, inançsızdı, liyakatsızdı, zayıftı, ümitsizdi, kötümserdi, teslimiyetçiydi ama hiç değilse yalancı değildi.
Bugün onu “kahraman” diye sunanlar bir de üstüne yalancı!
mehmet akif'in cuma selamlığına çıkan sultan abdülhamid'i bir lahza görünce beti benzi solarak midesinin bulanması geliyor bazen aklıma. öfkenin bu kadar hızlı ve somut tezahürünü pek az şahsiyetli isimde görürüz.