Bugün, Srebrenitsa Soykırımı’nda yaşamını yitiren binlerce masum insanı saygı, rahmet ve hüzünle anıyoruz.
İnsanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan bu acının unutulmaması, benzer trajedilerin bir daha yaşanmaması için ortak hafızamızı canlı tutmak hepimizin sorumluluğudur.
#Srebrenitsa #Unutmayacağız
Türk edebiyatının ve şiirimizin önemli isimlerinden, “Zulme direnmektir hayat.” diyen; yaşamıyla da kalemiyle de zulmün karşısında, umudun yanında duran Ahmet Telli’nin vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.
Kalemiyle kuşaklara umut, vicdan ve direnme duygusu aşılayan; dizeleriyle hafızalarımızda iz bırakan değerli bir edebiyatçıyı kaybettik.
Ahmet Telli’ye Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve edebiyat camiasına başsağlığı diliyorum.
Kabinede iki Yusuf Tekin daha olsa AK PARTİ’den “kurtuluş” çok yakınlaşır…
AK PARTİ’li Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, kafayı bu kez de “Kurtuluş Savaşı’na takmış…
Tekin, AK PARTİ’li vekillere “Müfredattan Kurtuluş Savaşı’nı çıkarıp Milli Mücadele’yi koyacağız. Neyden kurtuluyoruz?” demiş.
Beyefendi bu yaşa kadar “neyden kurtulduğumuzu” anlamamış ise vay çocuklarımızın haline…
“Kurtuluş Savaşı” bizzat Gazi’nin tanımıdır.
Bu savaş yıkılmış bir monarşiden ve emperyalist işgalden kurtulmanın mücadelesinin adıdır. Kimi kesimler bu savaşı “Milli Mücadele” olarak da tanımlar. Bu tanımları karşı karşıya getirmek de yanlıştır; Kurtuluş Savaşı kavramını tarihten silmeye çalışmak da…
Kurtuluş Savaşı kavramına karşı çıkmanın bir sonraki adımı; “Keşke Yunan galip gelse” sözüne sığınmaktır.
Yusuf Tekin bireysel olarak bu düşünceyi sahiplenebilir ama Milli Eğitim Bakanı olarak bunu yapmaya hakkı yoktur.
Türk tiyatrosunun ve sanat dünyamızın değerli isimlerinden Zihni Göktay'ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.
Sanata adanmış ömrü, sahneye kattığı eşsiz emek ve geride bıraktığı unutulmaz eserlerle daima saygı ve minnetle anılacaktır.
Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, sanat camiasına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
Sivas katliamı anmasını siyasi şova çevirmenin sonucu..
Vatandaşlar, CHP Manisa Milletvekili Özgür Öze’e tepki gösterdi: “Burası siyaset yapma yeri değil, istemiyoruz.”
Vatandaş haklı…
DÜN HELALLEŞMİŞ OLANDAN BUGÜN HAİN ÇIKARAMAZSIN
Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı parti içi mücadelede istediklerini söyleyebilirler.
Seçim yenilgisini sebep gösterip onu istemeyebilirler.
Yolsuzluğa karşı aldığı tavırdan dolayı işlerine gelmeyebilir ve tavır alabilirler.
Kılıçdaroğlu’na bireysel kinleri olabilir ve ondan nefret edebilirler.
Ama ona “Hain” diye slogan attırıp, “Sokağa çıkamaz ki” derseniz karşınıza
Adalet Yürüyüşü çıkar,
taşeron işçiler çıkar,
“CHP gelirse bize eskisi gibi davranmayacak galiba” demeyi öğrenen başörtülü kadınlar çıkar,
helalleşme çıkar,
Kudüs mitingi çıkar
ve belki de en önemlisi CHP içinde yapmaya çalıştığı dönüşüm çıkar.
Kılıçdaroğlu belki hiçbir zaman muhalif kitle için ve partisi için eskisi kadar güçlü ve tercih edilebilir olmayacak ama
sokakta her zaman
yolsuzluğa bulaşmamış,
milletin başörtüsü ile inancıyla uğraşmamış,
partisinin içindeki bu işlerle uğraşan irinleri temizlemek için hep mücadele vermiş adam olarak dolaşacak.
@AKDOGANumut Bu özgürün pirana takımı iyice şaşırmış ahlaki değer falan kalmamış. Cümlelerinde ki terbiyesizlik seviyesi her geçen gün artıyor. Bunu da ciddiye alıp peşinden gidenlere de akıl erdiremiyorum.
@cumhuriyetgzt1 Bak sen özgürün üzerindeki suçlamaları halkın gözünde temizleme çabaları için bu seferde kılıçdaroğlunun resmini alakasız bir habere koyarak karalama yapma çabası cumhuriyet gazetesi tam bir kanalizasyon çukuruna dönmüş. Sizin bu sözde habercilik anlayışına lanet olsun..
Garipdede Dergahı'nda "Hain Kemal" provokasyonu yapanlara yanıtımızdır.
Kimse Alevilerin kutsal mekanlarını kendi siyasi emelleri uğruna propaganda malzemesi yapamaz! Hadlerini bilecekler!
Ufuk Emre Bektaş
Bahçelievler Cemevi Başkanı
Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Sekreteri
ÖZGÜR ÖZEL, ALEVİ İNANCINI NASIL İSTİSMAR ETTİ?
İŞTE KİRLİ TEZGAHIN PERDE ARKASI
GARİP DEDE DERGAHI BAŞKANI CELAL FIRAT İLE KONUŞTUM…
Dün gece İstanbul Küçükçekmece’deki Garip Dede Dergahı Vakfı’nın bahçesi, büyük bir siyasi skandala sahne oldu.
70 - 80 civarındaki kişi, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’i karşılarken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine çirkin sloganlar attı. Kılıçdaroğlu’na LİNÇ çağrısı yaptı.
Olayın yaşandığı Garip Dede Cemevi Başkanı Celal Fırat’ı aradım. Ortaya çıkan tablodan üzüntü duyduğunu ve üzüntüsünü Kılıçdaroğlu ile paylaştığını da söyleyen Fırat, Türk siyasi tarihine “ibretlik” olarak geçen o gecenin perde arkasını anlattı.
@tv100 için konuştuğum Celal Fırat şunları söyledi:
“Barış Bey, bizim dergahımıza daha önce Sn. Davutoğlu, Sn. Kurtulmuş, Sn. Kılıçdaroğlu da geldi. Keza; HDP ve DEM partimizin eş başkanları da… Bize her kesimden binlerce insan gelir.
Beni pazar ya da pazartesi gecesi Tolga Sağ aradı. Özgür Özel’i kastederek “Özgür Başkan size gelmek istiyor” dedi. Ben de “Buyursun gelsin” dedim. Sonra Özgür Çelik aradı. “Özgür Başkan size geliyormuş” ifadesini kullandı. Bir gün sonra yine aradı ve “Biz geliyoruz” dedi.
Beni arayan Özgür Çelik’e “Lütfen duyuru yapmayın. Günün anlamına uygun bir ziyaret olsun” diye rica ettim.”
Fırat, skandala giden gelişmeleri anlatmaya şöyle devam etti:
“Fakat o gece dergahın duvarlarının dışına CHP pankartları asıldığını gördüm. Bunları hemen kaldırttım. Bugüne kadar hiçbir partinin amblemi asılmadı bu duvarlara. Tavrımız, ilkemiz bellidir. Bu sırada 70-80 kişilik bir grubun dışarıdan getirildiğini gördüm. Onlar Özgür Özel’i karşıladılar. Dışarıdan getirilen kişiler Özgür Özel lehine slogan attılar.”
Aynı zamanda DEM Milletvekili de olan Fırat sözlerine şöyle devam etti:
“Kılıçdaroğlu’na ‘Hain’ denilen sloganları videoda izledim ve çok üzüldüm. Hemen kendisini aradım ve üzüntümü bildirdim. Bu ayrıştırıcı dili doğru bulmadığımı ifade ettim. Çok rahatsızlık duyduğumu kendisine aktardım. Beni dinledi ve teşekkür etti.”
@tv100 için konuştuğum Celal Fırat, “Böyle bir tablonun ortaya çıkmasından ötürü çok üzgünüm. Bu ayrıştırıcı ve hedef gösteren dil bizim dilimiz olamaz. Bunu pazar günü Aşura’da da ifade edeceğim.”
@cafermahiroglu Sen boyun eğeceklerini iyi bilirsin zaten. Bağımsız habercilik anlayışının kıyısında bile dolanmıyorsunuz sizin haber anlayışınız Ekrem’le özgür ü parlatma toplumsal gerilim yaratma CHP kitlesini de aptal yerine koyma.
KAMUOYUNA VE YOL BÜYÜKLERİMİZE ZORUNLU AÇIKLAMA: KINIYORUZ!
Alevi-Bektaşi inancının kutsal mekânları olan Cemevleri; birliğin, beraberliğin, rızalığın, edep ve erkânın merkezidir. Son dönemlerde bu mukaddes mekânların asli kimliğinden uzaklaştırılarak siyasi hesaplaşmaların, hizip kavgalarının ve ideolojik sloganların meydanı haline getirilmeye çalışılmasını derin bir kaygı ve öfkeyle takip etmekteyiz. Genç Aleviler Birliği (GAB) olarak, inancımızın kalbine saplanmak istenen bu hançere ve sergilenen bu hürmetsizliğe karşı sessiz kalmayacağımızı ilan ediyoruz.
Alevi dedelerine, pirlerine, mürşitlerine ve yol büyüklerine açık çağrımızdır: Cemevleri slogan meydanı değildir. Bu mekânlar; kinin, öfkenin ve gündelik siyasetin kirli hesaplarının görüleceği yerler hiç değildir. Cemevi; cemdir, lokmadır, duadır, rızalıktır ve en nihayetinde edep erkândır. Özellikle Muharrem ayında, Kerbela’nın acısının ve kutsal mateminin tutulduğu en hassas dönemlerde, nefret dilinin inanç merkezlerimizde yükselmesine ilk ve en güçlü itirazı yapması gerekenler, bu yolun rehberleri ve büyükleridir. Bu kutsal sorumluluktan kaçınmak, sessiz kalmak suretiyle bu yozlaşmaya ortak olmaktır.
Hz. Hüseyin’i anmak, yalnızca onun adını zikretmekten ibaret değildir. Hz. Hüseyin’i doğru anlamak; haksızlık, adaletsizlik ve zulüm karşısında edebi ve vakarı bozmadan, her şart altında hakikat tarafında dimdik durabilmektir. Kerbela, bugüne nefret üretmek için değil; zulme karşı onurlu bir duruşu ve ahlaki erdemi hatırlatmak için vardır. İnanç alanlarımızın parti kavgalarına meze yapılmasına, matem meydanlarımızın öfke nöbetlerine çevrilmesine göz yuman herkes tarih ve inanç karşısında mesuldür.
▪️Genç Aleviler Birliği olarak kırmızı çizgimizi net bir dille ifade ediyoruz:
Alevilik hırsızlığa, yolsuzluğa ve her türlü ahlaki çürümeye karşı yüzyıllardır eline, beline, diline sadık kalmayı emretmiştir. Bu doğrultuda; adları hırsızlığa, yolsuzluğa, şaibeye bulaşmış, kul hakkına ve harama el uzatmış, ahlaki düşüklük göstererek uçkur çözmüş kişi ve kişileri her ne unvanla olursa olsun inanç merkezlerimize sokamazsınız, kabul edemezsiniz!
Haramı ilke edinenlerin, şaibeli yaşamlarıyla toplum vicdanını yaralayanların cem meydanında yeri yoktur. İnancımızın kutsiyetini bu kirli figürlerle lekelemeye kalkanlara karşı yol büyüklerimizin tavizsiz bir duruş sergilemesi inançsal bir zorunluluktur.
Cemevlerimizi şahsi ikbal kapısı, siyasi hesap alanı ve ahlaki yozlaşmanın perdesi yapmaya çalışan tüm odakları şiddetle kınıyoruz. Dedesinden talibine kadar bu yola gönül vermiş her bir canımız yüksek sesle haykırmalıdır ki; Cemevi ibadethanedir, Cemevi edep yeridir, Cemevi siyasi şovların değil, Hakk'a yürüyen nurani yolun merkezidir.
Yolun saflığını, ahlakını ve vakarlarını korumak adına tüm yol büyüklerimizi sorumluluk almaya davet ediyor, inancımıza uzanan kirli ellere ve dillere karşı duracağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
Edep ya Hu.
GENÇ ALEVİLER BİRLİĞİ (GAB)
Gazeteci Şaban Sevinç’in Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki mesnetsiz ve asılsız iddiası hakkında:
Genel Başkanımız tarafından 2017 yılında Konya’da yapılan Belediye Başkanları Toplantısında CHP’li belediye başkanlarına ‘bize yakın kanalları finanse edelim’ diyerek bütün belediye başkanlarına bir genel başkan yardımcısının danışmanının hesabına para yatırılması talimatı verildiği yönündeki iddiası tamamen gerçek dışıdır.
Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatları tarafından, Şaban Sevinç hakkında “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma”, “Hakaret” ve “İftira” suçlaması ile suç duyurusunda bulunulmuş ve ayrıca tazminat davası açılmıştır.
Hiçbir inancı, hayatımın hiçbir döneminde siyasetin ve propagandanın malzemesi yapmayı doğru görmedim. İslam inancının en müstesna zamanlarından olan Muharrem ayının ve Aşura gününün de siyasi polemiklere, gerilimlere, kavgalara, propaganda hesaplarına ve istismara konu edilmesine müsaade etmeyecek; en azından bu utancın ve bu vebalin bir parçası olmayacağız.
Bizim nazarımızda toplumsal ve manevi değerler; siyasi ikbal hesaplarından ve günlük siyasi kazanımlardan çok daha kıymetlidir. Bu değerlere karşı gösterilmesi gereken özen, her türlü siyasi hesap ve beklentinin üzerindedir.
Bu anlayışla, programımızda yer almasına rağmen, içinde oluşan atmosfer nedeniyle Aşura etkinliğine fiziken katılmamanın daha doğru, daha anlamlı ve daha isabetli olacağı kanaatine vardık. Çünkü bazı zamanlarda en doğru duruş, kalabalıkların içinde görünmek değil; inancın siyasete malzeme edilmesine ortak olmamaktır.
Aşura etkinliğine yönelik mesajımı, gönül birlikteliğimizin ve muhabbetimizin bir nişanesi olarak sizlerle paylaşıyor; bizi en doğru anlayacağına inandığım bütün canlarımızı en kalbi duygularımla selamlıyor, Muharrem ayının ve Aşura’nın birlik, kardeşlik ve hakikat ikliminin hepimize hayırlar getirmesini diliyorum.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu:
“Bana diyorsunuz ki ‘Erdoğan mı sizi destekliyor?’
Bu kadar büyük mücadele yapmış bir kişiye bu soru sorulur mu? Benim söylemediğim, konuşmadığım şeyleri yazıyorlar.
Ahlaki yapım belli, ailem belli, partiye bağlılığım belli.
Yolsuzluklarla, haksızlıklarla mücadele ettim, geldim buraya kadar.”