Hayat artık küsen, alıngan ve sürekli idare edilmek isteyen insanları taşıyacak kadar uzun gelmiyor bana. İletişime açık, yormayan insanlar lazım. Diğer türlüsü, ruhu tüketmekten başka bir şey değil. O yüzden, yormayan insan lükstür.
İlahi adalete inanın.
Çünkü bazı insanların özrünü duymazsınız, pişmanlığını göremezsiniz ama hayatın onlara verdiği cevabı mutlaka izlersiniz. Bugün sizi görmezden gelenin, yarın görülmek için çırpındığını; kıymetinizi bilmeyenin, bir gün yokluğunuzla sınandığını görürsünüz. O yüzden bırakın, herkes yaptığının ağırlığını kendi omzunda taşısın. Bazı hesapları siz sorarsanız eksik kalır; zaman sorarsa herkes payına düşeni alır.
İlahi adalet gecikir, eksik kalmaz.
Terapistim bana baktı ve şöyle dedi:
"Sen aşırı düşünen biri değilsin. Sen, düşünmeyi bırakabilecek kadar hiç güvende hissedememiş birisin." Uzun bir süre hiçbir şey söyleyemedim.
Çünkü bazı cümleler insanı susturur.
Allah uyarır. zarar göreceğin, üzüleceğin, sana zerre fayda sağlayamayan insanlardan uzaklaş diye bir sürü şey gösterir. bazen sen toz konduramazsın, inanmak istemezsin. sen kendin gitmediğin için bu sefer karşı taraftan uzaklaştırılırsın. her şey senin hayrınadır da bilmezsin.
Otobüsü kaçırdıysan, belki de bir kazadan kurtuldun. Reddedildiysen, belki de yanlış bir yerden korunmuş oldun. Birisi hayatından çıktıysa, belki de gelecek kişi için yer açtı. Hayat, ilk başta kötü şans gibi görünen şekillerde seni korur.
Bir insana zekası kadar kızacaksın, ötesine geçmeyeceksin. Empati seviyesi kadar duygularını göstereceksin. Kapasitesi kadar konuşacaksın. Fazlası israftır.
Olgunluk, herkesi anlamak değil; kiminle ne paylaşacağını bilmektir.