İnstagramı engelleyen aklın içinde olduğumuz büyük iletişim savaşını nasıl yöneteceği konusunda şüpheye düştüm.
Bir sosyal medya kanalının kapanmasının anayasamızdaki ifade özgürlüğü kısmına uyup uymadığını ayrıca tartışalım o ayrı da;
“Arkadaş biz, Türkiye cumhuriyeti vatandaşları olarak instagram üzerinden dünya kamuoyuna ulaşıp fikirlerimizi yaymayı başarıyor, Batı kamu oylarının tek merkezden bilgi almalarına engel olmaya çalışıyorduk. İletişim kanalını kesilmesi sadece reklam potansiyeline zarar verip, ekonomik kayıp yaşamasını sağlayarak sadece o şirkete “ceza”anlamına gelmez.
1) bilginin bize ulaşmasını engeller, temel özgürlüğümüzü elimizden alırsınız
2) bizim dünyaya ulaşmamızı engeller, fikirlerimizi(resmi görüş de olabilir) yaymamızı engellersiniz Çin’in yaptığı gibi Tiktok türü bir mecrayı üretip yaymadan bu irrasyonel bir tercihtir.
3) memleketin demokratik olup olmadığını içeride dışarıda tartıştırır, bir adım ilerleme olmadığını ilan edersiniz
4) konuyu suikastten, Filistin meselesinden, Netanyahu’nun rezilliği üzerinden tartışma imkanını engeller, İsrail’in istediği gibi ifade özgürlüğü, ekonomik özgürlükler, demokrasi/antidemokrasi çizgisinde tartışılır hale getirirsiniz.
Akıl mutfağında birileri yok mu oralarda?
Bir barınak görevlisinin yazdığı mektup;
"Ben bir barınak yöneticisiyim. Sizlere bir barınağın arka planında olan bitenleri anlatmak istiyorum. Umarım bu sesi duyarsınız.
Öncelikle, siz üreticiler ve satıcılar… Hepiniz bir tek gün olsun bir barınakta çalışmalısınız. Belki o gözlerdeki kederli, acı dolu, hüzünlü ifadeyi görürseniz, tanımadığınız ve hiç tanımayacağınız insanlar için köpek üretmekten ve satmaktan vazgeçersiniz.
Az önce sattığınız şu küçük şirin köpek yavrusu var ya… Büyüyüp de artık “küçük şirin köpek yavrusu” olmadığında büyük olasılıkla benim barınağıma düşecek yolu… Peki, bir barınağa bırakılan bir köpeğin % 90 olasılıkla o barınaktan yürüyerek çıkmadığını biliyor musunuz? İster safkan olsun, ister olmasın… İster sahibi tarafından terkedilmiş olsun, ister başıboş olsun.. Barınağıma gelen köpeklerin en az yarısı safkan köpekler…
En çok duyduğum bahane; “Taşınıyoruz ve köpeğimizi (ya da kedimizi) yeni evimize götürmemiz mümkün değil.” Öyle mi gerçekten? Ya da “Büyüdüğünde bu kadar iri olacağını bilmiyorduk, kocaman oldu”. Bir Alman Çoban Köpeğinin ne kadar olmasını bekliyordunuz ki? “Ona fazla zaman ayıramıyoruz” Öyle mi? Ben günde 10-12 saat çalışıyorum ve 6 köpeğime de zaman ayırabiliyorum, isteyince mümkün bu… “Bahçeyi birbirine katıyor”. Onu evinize alıp ailenizin bir parçası yapmayı denediniz mi hiç? Köpeklerini bana bırakırken hep söyledikleri de; “Biz ona yeni bir yuva bulmakla uğraşamıyoruz, ama eminiz ki barınakta birileri onu sahiplenecektir, çünkü o çok iyi bir köpek”
Hayır… Büyük olasılıkla köpeğiniz barınaktayken yeni bir yuva bulamayacak.
Bir barınakta yaşamanın ne kadar zor ve gerilimli olduğunu bilir misiniz?
Anlatayım size isterseniz…Siz köpeğinizi barınağa bıraktıktan sonra yuva bulmak için en fazla 72 saat zamanı vardır. Eğer barınakta yeterince boş yer varsa ya da köpeğiniz sağlıklı kalmayı başarırsa bu süre belki birkaç gün daha uzayabilir. Eğer üşütür ve nezle olursa oracıkta ölüverir.
Köpeğiniz, havlayan ve ağlayan 25 diğer hayvanla birlikte daracık bir bölmeye tıkıştırılacaktır. Son derece depresif olacak ve kendisini terkeden aileyi düşünerek durmadan ağlayacaktır.
Eğer köpeğiniz şanslıysa, o gün barınağa köpekleri gezdirmek için yeteri kadar gönüllü insan gelir. Eğer yeteri kadar gönüllü gelmezse, köpeğiniz hiç kimsenin ilgisini ve dikkatini çekecek şansı bulamaz, kimse onun için bir şey yapamaz. Kapısının altından uzatılan bir kap yiyeceği ya da kocaman bir vakumlu hortumla atıklarının temizlenmesini saymazsak tabii…
Eğer köpeğiniz iri ve sert ırklardansa (Pitbull, Rottweiller, Mastiff vb), neredeyse barınaktan içeri girdiği anda ölmüştür zaten… Bu cins köpekler asla yeni bir yuva bulamazlar.. Ne kadar “şirin”, “akıllı” ya da “iyi huylu” olurlarsa olsunlar, farketmez.
Eğer barınak doluysa ve köpeğiniz ilk 72 saatte yuvalandırılamadıysa, yeni geleceklere yer açmak için köpeğiniz imha edilir. Eğer barınakta yeteri kadar boş yer varsa ve köpeğiniz talep gören ırklardan birindense, imha süresi birkaç gün daha ertelenir.
Çoğu köpek birkaç gün içinde yaşadığı bölmeyi aşırı koruyucu tavır geliştirir ve takındığı saldırgan tutum nedeniyle imha edilir. En masum, uysal ve sakin köpekler bile bu tavrı geliştirirler.
Köpeğinizin bu engelleri aştığını varsaysak bile, kulübesinden dışarı çıkmadığı için birkaç günde öksürmeye başlayacak ya da üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanacaktır. Barınakların her köpek için tedavi sağlayacak bir bütçeleri yoktur, bu nedenle hastalanan köpeğinizin imha edilmesi kaçınılmazdır.
Size köpeğinizin barınakta nasıl uyutulacağını da anlatmamı ister misiniz?
Önce, köpeğiniz kafesinden tasmayla alınacak. Sevinerek kuyruğunu sallamaya başlayacak, çünkü gezmeye götürüldüğünü sanacak. O “oda”nın kapısına geldiğinde içeri girmek istemeyecek ve deliye dönecek. ⬇️⤵️
Seni mutsuz eden, aşağı çeken şeyleri, yerleri bırakmaya cesaretin olduğunda hayatında yeni alanlara yer açılıyor ve yerine mutlu olacağın durumlar koyabiliyorsun. Yani seçimlerin belirliyor yaşantını ve gidişatı, kader değil. Bu yüzden seçimin senin elinde olduğunu hatırla.
Farkhunda, 27 yaşında bir Afgan kadınıydı.
İlahiyat Fakultesi mezunuydu..Öğretmen olmaya hazırlanıyordu..
19 Mart 2015 tarihinde bir caminin önünde muska satan bir molla ile tartışmasının bedelini bir grup öfkeli erkek tarafından linç edilerek ödedi.
Taşlar ve sopalarla feci şekilde dövüldü, yerlerde sürüklendi, bir çatıdan aşağı atıldı, arabayla çiğnendi ve benzinle yakılarak can verdi!
Üstelik o insansıların arasında bütün bu vahşetin her saniyesini videoya çekenler vardı, ibreti âlem için bütün dünya görsün ve korksun diye.
İslam’a yönelik her eleştirinin yakıp kavurucu bir öfke ile karşılık bulacağını, buna cüret edenlerin sonunun ne olacağını herkes bilsin diye…
Yüreği yetenler internette bulup izleyebilir.. Peki, ne yapmıştı Farkhunda?
O, bir molladan kötülükleri kovmak için muska satın alan kadınları bunlara para vermeyin, bunların İslam’da yeri yoktur diye uyarmıştı sadece.
Çocuğu olmayan, hastalıklarından kurtulmak isteyen zavallı insanların kâğıt parçalarından medet ummasını doğru bulmuyordu. Bunu gidip o caminin önünde o din satıcısıyla tartışma cesaretini göstermişti Farkhunda.
Bedelini canıyla ödeyeceği o karşı duruşu sergilemişti.
Kesesini doldurmak için küçük kâğıt parçalarına dua yazıp insanlara hap gibi din satan o mollanın bir kadının cüreti karşısında afallayıp “Kuran yaktı bu kadın” iftirasıyla ortalığı velveleye vereceğini ve bunun sonucunda oraya toplanan bir grup hayvansı tarafından vahşice linç edileceğini bilebilir miydi?
“Ben bir Müslüman’ım ve Müslümanlar Kuran yakmaz” diye feryat etti ama dinletemedi. Vahşeti durdurmak için çevredeki polislerden yardım isteyen birkaç doğru düzgün insanın aldığı cevap ise, boş verin bu da İslam düşmanlarında ibret olsun şeklindeydi.
O öldürülürken, bedeni paramparça edilirken öylece bekledi polisler.
Sonra babasını aradılar. Gel, kızın bir ‘günah’ işledi al götür dediler. Öyle ya, bir din satıcısın sahtekârlığını yüzüne vurmaktan daha büyük bir ‘günah’ olabilir miydi?
Hakkında bir sürü palavra uydurdular. Akli dengesi bozuk bir kadın Kuran yaktı dediler.
Alttaki görüntüler beynime kazıldı ve çıkmıyor.
6 ay geçmesine rağmen ..
1. Hatay’da su yok .
2. Hatay’da enkaz kaldırma yavaş ilerliyor.
3. Hatay’da yemek dağıtımı azaldı .
4. Hatay’da istihdam kalmadı .
5. Hatay’da giderler arttı,gelir kalmadı.
6. Hatay’da hastalıklar çoğaldı .
7. Hatay’da nüfusun çoğu Suriyeli .
8. Hatay’da sokak hayvanları aç ve susuz
9. Hatay’da esnaf mağdur .
10. Hatay’da psikolojik destek yok.
11. Hatay’da insanlar sıcaktan sabahlıyor.
12. Hatay’da halen barınma problemi var.
#hatayözelafetbölgesiilanedilsin
Havalar sıcak …
Elektrikler kesik …
Sularımız kesik …
Şebeke problemi var …
Sevdiklerimizi kaybettik …
Hayatta olanlar başka şehirlerde …
Gelirimiz yok …
Giderimiz arttı …
Haşerelerden duramıyoruz …
Su almak bile lüks oldu …
Havalimanlarımız kapalı …
Evlerimiz yıkık …
Asbest soluyoruz …
Ulaşım sıkıntısı var …
Gıda sıkıntısı var …
Hijyen sıkıntısı var …
Hırsızlık var …
Her aileye fatura göndermeyi bilenler,her haneye bir konteynırı çok gördü ..Torpili olanlar stok yapmaya devam ediyor.. aylar geçmesine rağmen koordine yok. Yardımlar ihtiyaç sahiplerine gitmek yerine,fotoğraf çekilebilecek alan görüldüğü an ihtiyaç sahibi olup olmadıkları belli olmayan kişilere gitmeye devam etmektedir.
Yardımlar aynı noktalarda sürekli dönmeye devam ediyor. Vasıtası,imkanı olmayan bize 2 koli su için günlerce mesaj atıyor.
Allahım sen ihtiyacı olan Gerçek mağdurların yardımcısı ol …
Biz kime nasıl yetişeceğiz ?
Kimden destek alacağız …
Neyse Allahımıza duamızı eksik etmeyelim,nasıl olsa bizi duyan yok ..
Allahım kimseyi bu sıcaklarla sınamasın,serinlemek için çocuklarına leğenlerde su dolduran ailelere sabır ver ..
Bize nasılsınız diye sormaktan çekinmeyin!!
Biz bu haldeyiz !
Sizler nasılsınız ?
#HatayÖzelAfetBölgesiİlanEdilsin
#HataydaSuYok