Timur Soykan: “AKP’li vekiller Meclise de gitmiyorlar. 79 milletvekili sahte pusula gönderiyor; meclise gelmeden “buradayım, oy veriyorum” diye sahte pusula veriyorlar.
Adamlara dünyanın maaşını ödüyoruz, ömürleri boyunca da bakıyoruz; ve bu kişiler meclise gitmiyorlar.
Ve ne biliyor musunuz hikâye? Suudi Arabistan gelecek, İç Anadolu’da güneş enerji üretim tesisi açacak. Bütün vergilerden muaf olacak, tahkim de Türkiye’ye bağlı olmayacak, yurt dışına bağlı olacak. Sonra bize satacak; bir de garanti verilecek üstüne. Kapitülasyon.
Peki bu yasayı kim geçiriyor? Meclise gelmeyip 79 sahte pusula gönderenler.”
BEN BU KADAR ŞEYİ
HAKEDECEK NE YAPTIM?
Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer savunmasını sesi titreyerek bitirdi:
Toplasan 200 metrekare bile olmayan yerde 60 kişi beraber yaşıyoruz. Bunların içinde eski koğuşumda, 10 ay kaldığım koğuşta, uyuşturucu müptelaları vardı, hırsızlar vardı. Yani hayatımda karşılaşmadığım, karşılaşamayacağım insanlarla karşılaştım. Yani beterlerin beteri her zaman varmış bu koğuşta gördüm. Hayatımda 60 yılda tanışmadığım, 61 yılda tanışmadığım birisiyle daha tanıştım: Tahtakurusu. Vücudum acayip bir reaksiyon verdi, her tarafım sivilceler, lekeler. Bizim bir arkadaşın, aynı koğuşta kaldığımız birisinin evine gitmiş. Evi komple ilaçlatıp, 3 gün eve gelmeyip öyle acayip zor kurtulmuşlar.
Yani düşünüyorum; ben 60 yıl boyunca çalıştım, hep maaşla çalıştım. Tek bir kuruş kimseden para, herhangi bir hediye bile almadım. Ben bu kadar şeyi hak edecek ne yaptım? Ben soruşturma kapsamında ilk aşamada adli kontrol şartıyla serbest bırakıldım. Ardından hakkımda "kaçtı", "firar" gibi haberler gördüm ve avukatımla adliyeye gelerek, tutuklanacağımı bile bile teslim oldum. Benim pasaportum bile yok. Kaçma, delil karartma şüphem yok. Sayın Başkan, ben size her şeyi anlattım. Ben bu süreci yaşayacak hiçbir şey yapmadım. Sayın Başkan, sayın heyet; ben bugün burada yalnızca özgürlüğümü değil, 35 yıla yaklaşan emeğimi, mesleki hayatımı, itibarımı ve çocuklarıma bırakacağım ismimi savunuyorum. Dosyada benim suç işlediğimi gösteren tek bir somut delil yoktur. Tek bir kural aykırı talimatım yoktur. Tek bir haksız kazancım yoktur. Tek bir usulsüz işlemle kendime şahsi menfaat sağladığıma ilişkin delil yoktur. Buna rağmen 453 gündür tutukluyum. Ben adalete güvenmek istiyorum. Sayın mahkemenizden tek talebim; iddiaların somut delillerle değerlendirilmesi ve vicdani kanaatin peşin kabullerle değil, gerçeklerle oluşturulmasıdır. Bir an önce beraatimi ve tahliyemi istiyorum. #İBBDavası
Yok artık, dedim. Telefonu kapar kapamaz araştırdım... Doğruymuş. H.H. adlı kişinin, Özgür Özel’in memleketi Manisa’da belediyeye ait ağaçları keserken yakalandığına dair bir mahkeme kararı varmış. Manisa 5. Asliye Ceza Mahkemesi 26 Şubat’ta verdiği kararla, H.H. adlı o kişiyi yaklaşık üç yıl hapisle cezalandırmış. Ve işte o H.H., şimdi İzmir il başkanlığındaki olaylı anlarda CHP kurmaylarının hemen arkasında “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganı atıyordu...
Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼
https://t.co/BDisuQfH05
ÜNİVDER olarak, mülakat mağduru ögretmenler ve özel sektör öğretmenlerinin direnişini destekliyoruz. Öğretmenlerin meşru talepleri için örgütlü mücadelesine selam olsun
@VakifSendika@ogretmensendika
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali:
“Biz, öğretmen arkadaşlarımıza, gelecek kuşağa insanca çalışma ortamı bırakmak için ölmeye hazırız. Biz burada 28 öğretmen günlerdir açlık grevindeyiz. Siz utanmıyor musunuz?”
Öğretmenler Ankara'da açlık grevinin 9. gününde
Polis müdahaleleri sürerken eğitimciler taleplerinin karşılanmasını istiyor
Hak talepleri neden açlığı göze alacak bir mücadeleye dönüştü?
@pelinunker
https://t.co/KZ5pNOtBx8
🔴"BU DÜZENE ÇOMAK SOKAN CHP'YE OPERASYON YAPIYORLAR"
Özgür Özel: “Namusuma, şerefime söylüyorum; bu mesele Kemal Bey’le aramda değildir. Bu mesele butlancılarla seçilmişler arasında da değildir. Bu mesele, seradaki teyzeyle Tayyip Erdoğan'ın arasındadır.”
Petrol-İş Gebze Şubesi’nde örgütlü Elastron Kimya işçilerinin göndermiş olduğu dayanışma mesajı, mücadelemize güç verdi.
Aynı sömürü düzenine, güvencesizliğe ve hak gasplarına karşı mücadele eden işçi kardeşlerimizin desteği, öğretmenlerin mücadelesinin yalnız olmadığını bir kez daha gösterdi.
Gönderdikleri dayanışma mesajıyla yanımızda olduklarını hissettiren Elastron Kimya işçilerine teşekkür ediyoruz.
İşçilerin ve öğretmenlerin ortak mücadelesi büyüyor. Haklarımızı alana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
#AyşenGürcanKomisyonuTopla
Halkımızın iradesi teslim alınamaz.
Mesai arkadaşlarıyla gece gündüz demeden çalışan Adaların evladı Adalar Belediye Başkanımız Ali Ercan Akpolat’ın ve tutuklanan yol arkadaşlarımızın yanındayız.
@sputnik_TR Yine alt taraf okuduğunu anlamayanlarla dolmuş. Adam “belediye kafelerinin” normal bir kafe kadar pahalı olmaması gerektiğini savunuyor. Bu ister Bodrum’da olsun ister Yozgat’ta farketmez. Orada yaşadığı için de kendi evreninden örnek vermiş. Nesi yanlış bunun?
📌Ünlü modacı Cemil İpekçi isyan etti
📍Bodrum'da yaşayan ünlü modacı Cemil İpekçi, Bodrum Belediyesi tarafından işletilen kafelerin fiyatlarının lüks kafelerle yarıştığını söyledi:
🗨️Bir hamburgerin yaklaşık 500 liraya satılması kabul edilebilir bir durum değil
🗨️Belediye işletmesinde bu fiyatları görmek gerçekten üzücü
"Bir sendika sesini daha nasıl duyuracak"
🗣️Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali:
🔸"Orantısız bir şiddet ve işkence uygulandı. İnsanlar yerlerde sürüklendi, tekme tokat dövüldü. Biber gazı çok orantısız bir şekilde kullanıldı. Öğretmenler olarak dayak ve gözaltıyla karşı karşıya kaldık
🔸"Ülkenin başkentinde herkes görüyor ama yetkililer görmüyor. Milli Eğitim Komisyonu hâlâ toplanmıyor. Bu meclis niye var? Milli Eğitim Komisyonu kaçıyor, patronlar kaçıyor, Milli Eğitim Bakanı kaçıyor. Biz kiminle görüşeceğiz"
@VurucuHasret@ogretmensendika@eren_edebali
https://t.co/aPipf2Uxxm
Yoksulluğun hallerini anlatmak giderek zorlaşıyor. Uzun zamandır gördüklerimi yazmıyorum. Ama şunu söyleyebilirim. Bir zamanlar insanların bir geçim stratejisi vardı makalelere konu olan. Bir şeyden vazgeçip daha önemli olanı tercih edebilmek gibi. Şimdi ise aynı anda birden fazla temel ihtiyaca erişememek.
Birincisi barınma, ikincisi gıda, ulaşım, eğitim…
Mesela farelerin dolaştığı, çatısı akan bir evde, ne onu onarma imkanı ne de başka bir eve taşınma olanağı olmadan, çocuklarla birlikte her gün tükenerek yaşamak zorunda kalmak.
Mesela banka hesabı borç nedeniyle blokeli olmak, Mesela, yoğun bakımda yatan bebeğine gidecek yol parasına bile güçlükle ulaşan bir anne olmak,
Mesela okul devamsızlığı yapan çocukların bir süre sonra eğitimden kopması ve bunu sorgulamayan bir sistem,
Mesela sürekli ev değiştiren, faturalarla ve geçimle boğuşmaktan çocuğunun eğitimiyle ilgilenemeyecek noktaya gelen anne babalar.
Mesela eşinden şiddet gördükten sonra çocuklarıyla birlikte hayata tutunmak için günlük çalışan yalnız bir annenin, her ay kira ve faturaları ödeme günü yaklaştıkça büyüyen kaygısı.
Ekonomik büyüme rakamlarına odaklanan sistem, derin yoksulluğun içinde büyüyemeyen, eğitimden kopan çocukları görmezden geliyor. Dahası, kamu harcamalarını kısan politikalarıyla bu yoksulluğu bile, isteye daha da derinleştiriyorlar. @memetsimsek@tcailesosyal@tcmeb@csgbakanligi
Bu nedenlerle dayanışmaktan ve umutlu olmaktan vazgeçmeyin... Ne demiş Yaşar Kemal "Bugünkü dünyada bile yoksulluk varsa, bu en aşağılık şeydir. İnsanlar yoksul olmamalı. Çünkü insanların yoksul olmasını engelleyecek her şey bu dünyada var."
🔴Özel sektör öğretmenlerini açlığa ve yoksulluğa sürükleyenler ve açlık grevi
📌Özellikle öğretmenlerin çalışma koşulları, eğitimde yaşanan sorunlar veya grevler gibi konularda kamuoyu duyarlılığı geliştirmek için meseleyi yalnızca “öğretmenlerin sorunu” olarak değil, “çocukların eğitim hakkı”, “nitelikli eğitim” ve “toplumun geleceği”, “demokrasinin geleceği”, “hep birlikte bize ne olacağı” meselesi olarak anlatmak daha geniş bir karşılık yaratır
✍️ Nejla Kurul'un yazısı...
https://t.co/rng8MEdxVP
Ak Parti verdiği sözleri tutmadığı için mağdur olan öğretmenler, günlerdir Ankara’da en demokratik şekilde seslerini duyurmaya çalışıyor.
Özel sektör öğretmenleri taban maaş istiyor; mülakat mağduru öğretmenler ise adalet talep ediyor.
Ama Ak Parti’nin çürümüş ve yozlaşmış kara düzeni, devletin polisini kendi beceriksizliğine kalkan yapmaya çalışıyor.
O öğretmenlerin polisle de devletle de bir derdi yok. Onlar, kul hakkı yiyen Ak Parti’nin kara düzenine itiraz ediyor.
Bu ülkenin öğretmenlerine, “Hak arayamazsın, adalet isteyemezsin, sus, yerinde otur” diyenlere karşı biz öğretmenlerin yanındayız.
Öğretmenlerle masaya oturmak, dertlerini dinlemek yerine onları günlerdir abluka altında tutan bu zalimliğe itiraz ediyoruz.
İktidarımızda özel sektör öğretmenleri için taban maaş uygulamasını hayata geçireceğiz; kamuda mülakatı amasız, fakatsız kaldıracağız.
Öğretmenlerin hakkını yiyen bu kara düzeni, bugün biber gazıyla terbiye edilmek istenen öğretmenlerle birlikte değiştireceğiz.
Bakın bu Eren, EREN ÖĞRETMEN!
Sözde Eğitim Bakanının mülakat müsameresiyle gasp ettiği kadroları için,
özel okul patronları daha çok kar etsin diye gasp edilen taban ücret hakları için Ankara’da 7 gündür açlık grevinde olan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının başkanı!
Valiliğinden polisine bakanından sarayına var gücüyle patronlara çalışan bir devlette hakkını arayan bir öğretmen!
@eren_edebali
#ÖğretmenlerGözaltında
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Hakları için günlerdir nöbet tutan ve açlık grevini sürdüren öğretmenler bir kez daha gözaltına alındı.
Polis, yaşanan müdahalenin görüntülenmesini engellemek için basının önüne kalkanlarla set çekti.