Okul Tıraşı filminde bir sahne vardı hep aklımdadır: Dışarıda kar yağıyor. Revirin girişi kaygan, kapıdan her giren kişi önce düşecek gibi oluyor, ardından içeri giriyor. Ardından bir başkası, ardından bir başkası daha. Biri düşecek o belli ama önlem alan yok. Beklenen oluyor +
Kadınların, bilimsel olarak kanıtlanmış hormonal dalgalanmalarına rağmen duygu durumlarını regüle edebildiği, hatta hayatta kalma mücadelesi verdiği bir dünyada, "duygusal" diye iş hayatında kadınları yetersiz gören erkeklerin; tuttukları futbol takımının mağlubiyetiyle bile histeri krizine girerek kendisiyle birlikte etrafındakilerin günlerini mahvetmeleri en konforlu mağduriyetleridir.
Şubat ayında | İlber Ortaylı: “Pazar gecesi aniden fenalaştım; hemşireler hemen beni kurtarmak için seferber oldular.
Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa’ya telgraf çekeceğim; ‘Paşam, dört Türk kadını ihtiyar moruk profesörü kurtardı. İnkılaplar hedefine varmıştır.’”
İki çift arasında dağlar kadar fark var.
Hatırla Sevgili evvela kadının bakışıyla başlıyor. Bunun da ötesinde Ahmet ve Yasemin arasında ciddi bir sermaye uçurumu yok ve Yasemin'in şahsiyeti var. Aralarındaki güç dengesi her zaman gel gitli. Hatta çoğunlukla Yasemin'in iktidarında.
Füsun Kemal'in hayat müzesinde kelebekli küpeden farkı olmayan bir süs. Kemal Füsun'un başına gelen bir felaket.
Masumiyet Müzesi'nin altyazısı için Fowles'un Koleksiyoncu'sunu okumak lazım bence.