Nasıl iyileşeceğiz?
Hayatımızdaki çalkantıların bir gün durulacağını, her şeyin yerli yerine oturacağını bekleyerek yaşıyoruz. Oysa bizi yoran tam da bu bekleyiş. Sarsıntılar hayatın arızası değil, doğası. Bir gün gelen fırtına, başarısız olduğumuzun değil, değişmeye çağrıldığımızın işareti. Direnmeyi bıraktığımız an, dönüşüm başlıyor.
Acıdan kaçış yok; kayıp da, belirsizlik de, kırılma da er geç kapımızı çalıyor. Ama acı çekmekle o acının içinde hapsolmak aynı şey değil. Acı, garip bir biçimde, kendi çıkış yolunu da içinde taşıyor. Mesele onu yok etmeye çalışmak değil; onunla ne yapacağımızı, onu nereye taşıyacağımızı bilmek.
Her birimiz kendimize sessizce bir hikâye anlatıyoruz, kim olduğumuza, başımıza gelenlerin ne anlama geldiğine dair. Çoğu zaman bu hikâyenin farkında bile olmayız ama o bizi yönetir. Aynı olay, “hayat beni hep yıkıp geçiyor” cümlesiyle de anlatılabilir, “her seferinde yeniden doğruldum” cümlesiyle de. Hikâye değişince, geçmiş değişmez belki; ama geçmişin üzerimizdeki ağırlığı değişir.
Bir şeyi anlamak başka, onu yaşamak başka. İçgörü zihinde kalır; onu hayata taşıyan şey ise küçük, tekrarlanan, anlam yüklü eylemlerdir. Sabah edilen bir dua, her hafta yazılan bir mektup, bir topluluğun paylaştığı bir tören… Ritüeller, bildiklerimizi bedenimize işler. Kayıptan sonra hayata yeniden karışmamızı sağlayan köprü, çoğu zaman işte bu sessiz tekrarlar.
En ağır yükleri taşıyabilenlere bakınca şaşırtıcı bir şey görüyoruz: Onları ayakta tutan ne iyimserlik ne de çelik gibi bir irade. Var olmalarının bir karşılığı olduğunu, yaptıklarının bir yere dokunduğunu hissetmeleri. Amaç, acıyı ortadan kaldırmaz; ama ona bir yön verir. Ve yönü olan acı, insanı ezmek yerine büyütür.
İyileşmeyi hep içsel bir yolculuk sanıyoruz. İyileşme iki insan arasında, bir sofrada, bir toplulukta gerçekleşir. Yalnızlık yarayı derinleştirir; bağ kurmak sarar. Birlikte anlatılan hikâyeler, birlikte yapılan ritüeller, birlikte bulunan anlamlar.
İnsan insana şifadır, sığınaktır.
Dün akşamki görüntüler için dünyayı ayağa kaldırdı İsrail.
Bu zalimlerin Filistinli ilk yardım ekiplerini canlı yayın sırasında nasıl katlettiğini asla unutmayın.
Serdar Hoca’nın şu anlattığı gerçeği hayatıma oturduktan sonra fevriliklerim azaldı. Gerçekten tepemize her pisleyen düşmanımız değil, üstümüzdeki pisliği her temizleyen dostumuz değil. Değişkenler değişir, geriye kimin neyi, hangi şartlarda yaptığı kalır. Fevrilik yersizdir.
* Bebek öldürdüler.
* Çocuk öldürdüler.
* Çocuk kaçırıp dağa götürdüler.
* Öğretmen öldürdüler.
* Alışverişe giden masum insanları yaktılar.
* Öğrenci öldürdüler.
* Doktor öldürdüler.
* Köy basıp köyü öldürdüler.
Bunlara terörist diyemeyen yumuşaklara yazıklar olsun.
Gencecik Atlas’ın şokunu üzerimizden atamadan bugün de Samsun’da meydana gelen bu benzer olayda 17 yaşındaki biri kendi gibi çocuk yaştaki beraber oturdukları diğer genci canice bıçakladı.
Çocuklar arasında zorbalık ve şiddet artık normal bir kendini ifade tarzına döndü.
Bu gidişatı artık durdurmamız lazım
Harvard Üniversitesi mezunu psikolog Beyza Kazan Sümbül örnekleriyle o kadar güzel anlatmış ki, gönülden tebrik ederim.
Televizyonlara saçma salak programlara saçma sapan insanları çıkartmak yerine, bilinçli insanları çıkartmamızın ne kadar önemli olduğu gerçeği..
İstanbul'un tarihte ilk kez alınmış film kaydı 3 Nisan 1897 tarihine ait. Alexandre Promio isimli kameramanın yaptığı çekimler Lumière Kataloğu'nda bulunuyor.
Hava inek osurduğu için kirlenmez, zenginin fabrikası ve lüksü için kirlenir.
Su sen 10 dk fazla çımdın diye bitmez, zenginin fabrikası ve lüksü için biter.
Sen uyanırsan zenginin uykusu kaçar...
"Ne yaşadınız"? sorusuna cevap vermeyi ar ediyoruz diyen Emine Güneş🇵🇸
Yaşadıklarını şova çevirmeden, kahkahalarla anlatmadan; samimi, vakarlı ve izzetli bir duruş sergileyen aktivistimiz…
Allah senden razı olsun 🤲🏻
Ekibimizin en sert ablasıydı.
Yahudi bir anne ve babadan olup i*s*rail toplumunu çok iyi tanıyordu.
İlk önce bir kaza geçirdi ve ayağını kaybetti.
Filistin'de yaşananlara karşı sessiz kalmadı ve müslüman oldu.
Bugüne kadar Gazze'ye hareket eden birçok seferde bulundu ve i*s*railin tehditlerine karşı hiç geri adım atmadı.
Ne zaman Gazze haberlerini izlesek bize gözyaşı döker ve ben bunlardan değilim derdi.
Şimdi Vicdan Gemisinde Gazze'deki ablukanın kalkması ve ilaçların yetim çocuklara ulaşması için Akdeniz'de ilerliyor.
Sen islamın izzetini ve şerefini bizden daha çok yaşadın, Her zaman dualarımızdasın 🤲
Gazze’ye gıda taşıyan Sumud filosu’na İsrail’in saldırısında 9 Türk’ün gözaltına alındığı gün, İtalya’nın en büyük sendikası grev kararı aldı, filoda 2 vatandaşı bulunan Kolombiya İsrailli diplomatları sınırdışı etti, bizimkiler de Mustafa Keser konseri eşliğinde yemek yiyordu…
Kadina siddetin arttığı şu dönemde kızlarımızı şu şekilde yetiştirmeliyiz bence ( sesini açarak, bu fıstığin ruhunu hissederek seyretmenizi oneririm) 😃♥️
Miyazaki filmlerinin meditatif etkileri çok fazla. Günlük yaşamdaki rutinler, sessizlik anları, doğadaki sesler, kaygısızlık, yavaşlık, akışta olmak, zengin hayal gücü ve yargısız gözlem.