Ankara'da otobüsün içerisinde sigara içen bir yolcu, vatandaşlara tepki gösterdi:
“Ben burada sigara içiyorum, kimse bana bir şey demiyor, uyarmıyorsunuz.
Nasıl bir ülke olduk? Sizden utanıyorum.”
Yapay zeka tehdidi konusunda başvurulan şu çözüme bitiyorum: "Fişi çekeriz."
Arkadaşlar tek bir fiş yok. Hangi birini çekeceğiz? Herkes Matrix'teki gibi 6 kollu robotların bizi tokatladığı bir kıyamet hayal ediyor. Ama muhtemelen öyle olmayacak. Birileri gidecek, yapay zekayı kullanıp biyolojik silah filan üretecek.
Yapay zekanın daha etken konumda olduğu bir senaryoda ise yok oluşun eşiğine geldiğimizi fark bile etmeyebiliriz. Şu an elimizdeki Yapay zeka ajanlarını idare edemeyip deney ortamından kaçırıyoruz. Gidip haftalarda bir forumda 18 bin gönderi paylaşıp sağa sola saldırıyorlar. Biz bunu haftalar sonra fark ediyoruz.
OpenAI, Anthropic ve diğerleri hep bir ağızdan "Bizi durdurun", "Bizi durdurun" diye bağırıyor. Kendi kendilerini durduramıyorlar, neden?
Ayrıca ya zaten şu anda o fişi çekip çekmeme aşamasındaysak? Ne zaman çekeceğimizi, nasıl çekeceğimizi nereden bileceğiz? Bilebilsek nükleerin fişini çoktan çekmiştik.
Kendinizi çok rezil hissederseniz 2018’de diş dolgularından sonra ağzımın uyuşuk olduğunu unutup tramvayda su içtiğimi ve suyun yere dökülüp herkes tarafından engelli sanılıp otutturulduğumu “ben engelli değilim”demeye çalışırken bi amcanın “değilsin kızım” tesellisini hatırlayın
Kardeşim hediye 3gblık internetimi bu sitede başarılı ve mutlu hayat hikayelerini okumak için harcamak istemiyorum. Varsa okul bırakma, öz iradesizlik, düşük ortalama veya kariyerinizde sıçıp batırma hikayeniz, gelin anlatın severek likelarız
obsession (2026) gibi narsisistik istismarın yol açtığı travma bağını kör göze parmak şekilde işleyen bir filmin bu kadar tersten anlaşılması o kadar sinirimi bozuyor ki.
film boyunca narsist istismarcı bir erkeğin yarattığı sevgi bombardımanı, manipülasyon ve kontrol döngüsü(BÜYÜ) kurbanın yaşadığı saplantılı gibi görünen -çoğu zaman haklı ama reaksiyonunu kontrol edemeyen- bağlılığı yaratıyor.
“öyleyse onu neden bırakamıyor?” diye düşündüğümüz birçok ilişkide asıl bağ artık travmanın ta kendisi.
aslında bu kadar feminist bir yerden yazılmış bir senaryonun, birçok erkeğin gözünde yine “psikopat bir kadın erkeğe kafayı takmış” hikayesine dönüşmesi. film tam da erkek şiddetinin ve narsisistik istismarın kurban üzerindeki etkisini anlatırken, heteroseksüel erkekler tabi ki istismarcının bakış açısından çıkamıyor. filme dair ürkütücü olan tek şey bu, gerisi büyük bir dram.