@seral_95 İlk paragrafta mübalağa göremedim, bence yok. İlk kez mi karşılaşıyorsunuz sorusu altında hafiften bir saldırganlık sezdim. Bu kitaba sevginizden gerek görmediniz, diğerlerinde neden görüyorsunuz, sevmediğinizden ötürü mü? Onu anlamaya çalışıyorum.
Dediği şey artan işsizlik ve enflasyonla, iktidar tarafından yansıyan baskı ile alakalı bir durum. İstanbul’un önde gitmesi de en yüksek nüfuslu şehir olmasıyla alakalı.
Çıktılarla değil girdilerle konuşalım bence.
Engin Günaydın:
"İstanbul gittikçe kötüye doğru giden, kavgacı ve birbirinden hoşlanmayan insanlar yaratan bir şehir haline geldi.
Bana artık o eski huzuru vermiyor."
5 km uzunluğundaki avrasya tünelinde yangın musluğuna çarpıp tünelin su basmasına sebep olan...
Haftanın ilk iş gününde trafiği anası sken BYD şoförünün cinsiyeti nedir?
A-) Kadın Şoför
B-) Kadın Şoför
C-) Kadın Şoför
Sizce??
Hasibe Eren, eski dizilerin yeniden çekilmesine yönelik talepler hakkında konuştu:
♦ Avrupa Yakası tekrar başlasa, Sıdıka tekrar çekilse, işte Yalan Dünya tekrar yapılsa izlenmeyeceğini biliyoruz.
♦ Sen onu eski olduğu için, sana eski seni hatırlattığı için zaten böyle keyifle söz ediyorsun ondan.
♦ Nostaljiye var ama yenisine yok bir tayfa var.
Oyuncu Şebnem Sönmez, Kemal Kılıçdaroğlu'nun BirGün gazetesini sık takip ettiğinin ortaya çıkmasının ardından Kılıçdaroğlu'na hitaben açık bir mektup yayımladı:
"BirGün Gazetesi'ni okuduğunuz için size buradan seslenmek istedim.
Siyaset sahnesine ilk çıktığınız günden beri sizi neden sevmediğimin kanıtlarını bu ülkeye mütemadiyen nasıl sunduğunuzu duyun diye.
Siz ne istiyorsunuz?
Siz bu ülke için ne istiyorsunuz?
Bu halktan ne istiyorsunuz?
CHP'den ne, devletten ne istiyorsunuz?
78 yaşındasınız, kalan yaşamınız nasıl olsun istiyorsunuz?
Siz 'Anayasa'ya aykırı ama evet!' dediğinizde ne istiyordunuz?
'Adalet Yürüyüşü'nüzde Ankara'dan İstanbul'a yürürken ne istemiştiniz?
Geçmişinize dair sorularım sayısız, cevaplarını merak etmiyorum.
Bugün ülkemin canını neye feda ettiğinizi merak ediyorum.
Bugün bir milletvekili bile değilken Genel Başkanlığını yıllarca üstlendiğiniz CHP'nin devlet tarafından 'atanmış' başkanı olmayı kendinize yakıştırıyor musunuz?
Devletin kolluk gücüyle zorla, zorbalıkla sözümona ele geçirdiğiniz CHP Genel Merkezi'ne adım atamamanızı nasıl açıklıyorsunuz?
Seçilmiş Genel Başkan Milli Egemenlik Parkı'na yağmurdan sırılsıklam yürürken, genel merkez binanızda servis edilen çikolatalar afiyet olmasın. Olamaz zaten.
Siz siyasete selam verdiğiniz ilk günden bugüne arınmak istediğim, istediğimiz her şeyin sembolüsünüz.
Ben sizden arınmış bir ülke istiyorum.
Cumhuriyeti, halkı ve partiyi sizin zihniyet ve edimlerinizden arıtmak boynumuzun borcudur.
Hiçbir zaman hiçbir partinin ne üyesi ne de sempatizanı oldum.
Sade bir vatandaş, kendi mesleğinin örgütünü kurmuş bir oyuncuyum.
Vatandaş olarak haklarımı biliyor ve sizden bile korumak için var gücümle yaşıyorum.
Devlet baba'ya güvenmiyor, muhalefet anaya inanıyorum.
İnandıklarımın, güvendiklerimden kat be kat üstün olduğunu bilin.
Sizin güvendiklerinizin de size asla yoldaş olmadığına, olamayacağına inancım hayat tecrübemle binlerce kez ortadadır.
Sizin inancınız ne?
Son soruma da cevap vermeyin, bunu da hiç merak etmiyorum.
Not: Söyleyeceğim daha çok şey var ama ben işgalci değilim.
Görüşmemek üzere."
(Birgün)
Şiiri karakterine yenik düşmüş, ne olduğu tam anlaşılmayan davasına kurban gitmiş bir şair olan NFK’ya dair Semih Gümüş’ten anlaşılır ve makul bir değerlendirme.
Bugünlerde sürdürülen bir Necip Fazıl gürültüsü var.
Burada edebi yargılar böyle yüksek sesle konuşup atıp tutarak veriliyor.
Okuma kültürümüz nicedir hiçbir şairi ya da yazarı doğru dürüst yerli yerine koymaya uygun olmuyor. Mina Urgan vaktiyle, Dinci olmasaydı Necip Fazıl bizim Baudelaire'imiz olurdu gibi yazmış. Can Ağbi de onu yere göğe koymamış.
Edebiyat ve okuma kültürü yerinde durmaz. Zaman içinde yeniden, yeniden değerlendirir, konumlar, yerler, değerler, ölçütler yer değiştirir. Başka türlü olur mu.
Necip Fazıl da erken dönem şairlerden. Fransız şiirinden etkilenmiş, dönemi içinde şiirde yeterince anlatılmamış olanı dile getirmiş, yenilikçi bir şair. Pek çok iyi şiiri de hemen paylaşılabilir.
Bu arada aynı yıllarda Nâzım Hikmet şiirin kalıplarını yıkarak getirdiği yeniliklerle yeni bir şiir yaratırken, serbest nazım etkisini gösterirken Necip Fazıl durduğu hececi şiir anlayışından hiç ayrılmamış.
Onu ya da bazı şiirlerini, üstüne derinlemesine çalışmadan, "daha iyisi yok", "aşılmamış" gibi ölçüsüz sözlerle dayatmak nitelikli okumadan çok uzak bir tutum olur. Üstelik –ideolojik nedenleri bir yana koyuyorum– Necip Fazıl döneminin iyi şairlerinden biriyken neden sonra sürekli ve heyecanla okunan bir şair olmadı. Serin düşünmek, yavaş okumak gerekir.
Çağdaş Türk şiirinin kimileri büyük, öyle çok sayıda iyi şairi var ki... Bugünlerde her fırsatta bir Oktay Rifat, Turgut Uyar, Behçet Necatigil –en az bir on şair daha gelir– okurum, Necip Fazıl'a bende sıra gelmez. Öznellik diyelim, öznellik olmadan nitelikli okuma da olmaz.
Bilal Erdoğan:
"Okullara gidiyorum, çocuklara 'Büyüyünce şöyle uzanarak çalışacağınız bir işiniz olsa ne dersiniz' diyorum.
Yani inanın, çocukların yarısı bunu istedikleri için el kaldırıyorlar."