#biamagkurdî | Diran
Tedî gotinek di nava me de heyî û piranî em bi qerf dibêjin; ez ê diranê te rakim. Îja min got; him ez ê bihêlim ku diranê min rake û him jî ez ê komek pere bidim dixtor.
✍️ Mehmet Erbey nivîsî
https://t.co/XF99lYo3BH
Kürt inadı asimilasyonun önünde hep bir duvar gibi durdu. Şivan Perwer kasetlerini İbrahim Tatlıses kapaklarının ardına saklayan o yaratıcı zekâ, bugün tüm yasakları 'salın gitsin' noktasına getirdi. İnat değil de ne abe heyran? #2026NewrozEki@memerbey yazdı
https://t.co/rDQycc4k6j
İran molla rejiminin yıkılmasına seviniyorum.
Bizdeki Cumhuriyetçilerin ve sol maskeli sosyal şovenistlerin İran molla rejimini savunmasının sebebi anti kürdçülük ve antisemitizmdir.
Ortadoğu da toplumsal barışın önümdeki en büyük engel Kürd ve Yahudi düşmanlığıdır.
Örnek 👇
Dışarıdakiler mektup yazmak yerine mailleştiler, mesajlaştılar kendi aralarında ve içeridekiler, büsbütün unutulmadılarsa da, hayatı kolaylaştıran olanağın ve aslında dostlarıyla hasbıhal etmenin uzağında kaldılar, iki satır mektuba hasret kaldılar. Unutmayalım istedim.
2- Ve sozde demokrasi ve esitlik vs vs mucadelisi veriyoruz diyen taraftan yapimasi basli basina bir trajedi
M.A: Yıllar önce desteğimizle seçimleri kazanan belediyemizden ve başka belediyelerden ve siyasetlerden kaç defa ambargo yedim, bunların haddi hesabı yok !
M.A burda anlatiği durumu yasamiyan yok
Otuz yıllık sanat yaşamımda onlarca defa yasak ve ambargolara maruz kalmış biri olarak diyorum ki, bir yerde yasak ve ambargo varsa, bu durumu yaşıyan mağdur sanatçılar "yanlış anlaşılır" veya "başka yere çekilir" diyerek sessiz kalmasınlar
Derdê ma rê derman ;
Bir dönem aşiretçilik üzerinden kutuplaşan/kutuplaştırılan Dêrsim toplumu, bir dönem sol franksiyonlar üzerinden, şimdi ise kimlik/aidiyet arayışları üzerinden yeni bir iç kavgaya sürükleniyor.
Bu günlerde yapılan 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali'ne "Zaza Women Music Projekt" in programa dahil edilmemesiyle beraber tartışmalar ve karşılıklı hakaretler daha da yoğunlaştı.
Otuz yıllık sanat yaşamımda onlarca defa yasak ve ambargolara maruz kalmış biri olarak diyorum ki, bir yerde yasak ve ambargo varsa, bu durumu yaşıyan mağdur sanatçılar "yanlış anlaşılır" veya "başka yere çekilir" diyerek sessiz kalmasınlar. Yıllar önce desteğimizle seçimleri kazanan belediyemizden ve başka belediyelerden ve siyasetlerden kaç defa ambargo yedim, bunların haddi hesabı yok !
Bu yüzden grubun tavır almasını ve geniş çevrelerce tartışılmasını olumlu buluyorum. Konuyu bir "fırsat"a çevirerek art niyetini, kinini ve öfkesini kusanları da bu toplum görüyor..
Yukardan gelip yeteri kadar "Zaza" değil, yeteri kadar "Kürt" değil, yeteri kadar "Alevi" değil benzeri argümanlarla Dêrsim'e yeni bir biçim vermeye çalışanlara uyup birbirine sataşan, laf eden, hakaret edenlere de diyeceğim şudur; Dêrsim Kirmanc/Zaza, Kurmanc, Kürt, Ermeni hepsinin bir arada, ortak yaşama tutunduğu, bütün bu damarların toplamıdır. Eksik olan biz değiliz, Dêrsim değil, asıl eksiklik "Dêrsim" adının tarif ettiği köklü/dervişane yaşam felsefesini görememektedir.
Hayatta, tarihte, siyasette, inançta bir karşılığı olmayan bir sürü yapay tariflerle, yapay etiketlerle çoluk çocuğumuzu yeni çıkmazlara sürüklüyoruz. Tekrar içimizden bölünüyoruz.
Bir durun, bizi birleştirecek dikili bir taşımız bile yok! İnsanı ve doğası, tarihi ve kültürü paramparça edilmiş bir diyarız. Birbirimizi acı sözcüklerle inşa ettiğimiz zindanlara daha fazla tıkmayalım!
Bu dışlayıcı yaklaşım bizi sürekli şekilde eksiltiyor. Durmadan birbirimizin yarasına vuruyoruz. Birbirimizin canını yakıyoruz.
Artık yorulduk. Diyarımıza, jiyarlarımıza, mezarlarımıza, düğünlerimize, bir mezarı olmayanlarımıza layık olmaktan gittikçe uzaklaşıyoruz. Biliyorum ki bunu hissedip benim gibi gittikçe umutsuzlaşan çok sayıda insan var ve inanıyorum ki bu tür bölünmüşlüklerden yorulan bizler çoğunluğuz!
İzninizle bir tanıklıkla sözlerimi tamamlayayım. Dêrsim merkezde ikinci katta bir yerden dışarıya bakıyordum. Bir anda iki kişi arasında kavga çıktı. Kavgayı ayıran iki kişi geldi, az sonra onlar da kavgaya dahil oldu. On dakika sonra ise nerdeyse bütün çarşı birbirine girdi. Kavgaya girenler, kavganın asıl sebebini unutmuştu, herkesin başka bir öfkesi vardı... Sanki olan, tekrarlayan ve devam eden şey tam bu kavganın kendisidir.
Birayêne, wayêne, büyüklerimizden kalan bir sözü aktarayım ; Diyorlar ki
"Sere pîstikonê xo de danîmê pêro."
Yani "giydiğimiz elbiseyle bile kavgalıyız."
Büyüklerimizden bize kalan Dêrsim bu değildi, küçüklerimize bırakacağımız Dêrsim de bu değildir! Olmamalı!
Derdê ma rê derman.
Duvar kapandı. Bu cümleyi kurmak duygusal olarak çok zor. Ama biliyorum, Duvar'ı var eden kişiler ve fikirler bakidir. Bu nedenle Duvar'a emek verenlere, Duvar okuruna veda etmiyorum. Bir gün yeni bir mecrada buluşmak umuduyla "Hoşça kalın" diyorum.
Bir çok gazete ve tv kanalina röp. yapmişliğim var. Ama benim için senle istanbul da Duvar için yaptiğimiz röp. En kiymetlisiydi diyebilirim. Yolunuz açik olsun🙏👍
GazeteDuvar da 2022'de başladim yazmaya. Yazacak çok şey varken bugün üzücü haberi aldim. Bariş hocayla ve diğer tüm gazete emekçileriyle çalişmak çok heyecan vericiydi. Çok üzücü oldu😞