11 yıl önce bugün Ankara Garı'nda 103 canımızı yitirdik. Yaşamlarını emeğe, eşitliğe ve demokrasiye adadılar. Biz de o yolda yürümeye devam ediyoruz.
#10EkimiUnutma
2019'da 45 mil. TL bütçeyle ama 74 milyon lira borçla devraldık. Borç, bütçenin neredeyse 1,7 katıydı. 2024'te devrederken borç bütçenin yarısına inmişti. Kredi çekmedik, ihaleye para akıtmadık.
Yani 12,3 milyon dolar borçla aldık, 7,1 milyon dolar borçla devrettik.
#KamuYararı
@c_ahmethoca Bu şehirde, bu ülkede ve bu dünyada sen ve senin gibi haramilerin saltanatı elbette son bulacak.
Elbet Haramilerin saltanatını yıkacağız
Bekle o günler gelsin, gelsin ki geldiğinde o meymenetsiz sıfatını görmek nasip olsun. Âmin!
Tuncer Bakırhan: "İdris-i Bitlis tarihte birisidir. İyiliklerini, kötülüklerini ortadadır. Yavuz Selim de Osmanlı'nın bir sultanıdır, padişahıdır. Yani ikisinin aynı kelime içerisinde geçiyor olması ve Alevi karşıtı bir şey yorumlamayı da ben birbirine bağını kuramıyorum."
Kürtlerden oy alan bir partinin liderliğini üstlenen birinin, Alevilerin İdris-i Bitlisi hassasiyetinin nedenlerini bilmemesi de ayıp ama en azından 53 imzalı bildiriden sonra öğrenmeye çalışmaması daha büyük ayıp!
@tuncerbakirhan Bey, bir gayretle aşağıdaki yazıyı okursanız belki zihninizde bir şimşek çakar.
PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, sistemin Alevileri kendilerine benzetmeye çalıştığını bunun doğru bir yol, doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayarak, ne yaparlarsa yapsınlar Alevileri kendilerine benzetemeyeceklerini ifade etti.
👇
https://t.co/VuKpLE098r
Zonguldak’ta, Düzce’de hedef alınan Kürt işçiler yalnız değildir.
Ekmeğinin peşindeki insanları kimliğinden dolayı taşlayan, tehdit eden bu zihniyetin adı bellidir: ırkçılık.
Bu saldırılar tesadüf değil; yıllardır büyütülen milliyetçi nefretin, cezasızlığın ve halkları birbirine düşman eden siyasetin sonucudur.
Bizim safımız da bellidir.
İşçiden, emekten, halkların kardeşliğinden yana;
ırkçılığın ve faşizmin karşısındayız.
Yaşasın halkların kardeşliği.
Yaşasın sınıf dayanışması.
Devrimci Fenerbahçeliler
@barisyarkadas Sutanbeyli Kars, Ardahan, dernekleri erkek tiyatro topluluğu G.T yönetiminde iyi oyun çıkarmış. Bu arada oyuncu tertipleyen kast ajansı yeterli kadın oyuncu neden getirmemiş. Daha karma figuranlar ile Kadiköy, Beşiktaş, Bakırköy gibi yerlerde yani seyirlik oyunlar bekleriz.
KRALIN KIRBACINI TAŞIYANLAR
Antik Ege’de şöyle bir söz vardı:
"Tiranın en sadık hizmetkarı, tiranın kırbacını taşıyandır."
Çünkü tiran, kırbacı her zaman kendi elinde tutmaz; bazen onu başkalarına taşıtır. Kırbacı devralanlar ise efendilerinin gözüne girebilmek adına, onu sahibinden bile daha acımasızca sallarlar.
Tarih boyunca iktidarlar sadece askerle, polisle ya da mahkemeyle ayakta kalmadı. Bir de gönüllü infaz mangaları türedi:
Henüz mahkeme kararı çıkmadan hüküm verenler,
Savcı cübbesi giyip iddia makamına oturanlar,
Hakim edasıyla ceza kesenler,
Soruşturma dosyalarını ekranlarda açıp insanların itibarlarını lime lime edenler...
Yıllarca televizyon ekranlarında bu tiyatroyu izledik. Henüz ortada bir iddianame dahi yokken dosyaların ayrıntıları servis edildi, soruşturmalar canlı yayınlarda yürütüldü. İnsanlar mahkeme yüzü görmeden suçlu ilan edildi; masumiyet karinesi reyting uğruna kurban edildi. Onlarca insanın hayatı, ailesi ve saygınlığı ekran başında birkaç cümleyle yok edildi.
O günlerde kendilerini hukukun yerine koyanlar, bugün hukukun karşısına çıkıyor.
Burada mesele isimler değil..
İsimler gelir geçer. Önemli olan, tarihin değişmeyen kuralıdır.
Roma’da İmparator Nero’nun da Caligula’nın da en sadık muhafızları vardı. Onlar, efendilerinin sonsuza kadar hüküm süreceğini sandılar. Ancak iktidar değiştiğinde, dün başkalarını sürükledikleri mahkemelerin önüne bu kez kendileri çıkmak zorunda kaldı.
Çünkü iktidarlar, kendi ikbalı için kullandığı aparatlara sadık değildir. Kullanırlar ve işleri bittiğinde kenara bırakırlar.
Bugün yaşananlar da bu tarihsel döngünün yeni bir örneği.
Bir gazetecinin görevi mahkeme kurmak değildir. Gazetecinin işi delil toplamak, soru sormak ve gerçeğin peşinden gitmektir. Gazeteci savcı rolüne soyunduğu gün gazeteciliği bırakır; hakim kürsüsüne oturduğu gün ise kamuoyunu değil, sadece gücü temsil etmeye başlar.
Tarihe bakın: Kral adına infaz yapanlar, gün gelir kralın değiştiğini görürler. Fakat geriye sadece yıktıkları hayatlar ve kaybettikleri itibarları kalır.
Bu yüzden mesele şahısların başına gelenler değil, hepimizin çıkarması gereken ortak derslerdir.
Hiçbir gazeteci, hiçbir yorumcu, hiçbir ekran yüzü hukukun yerine geçemez.
Çünkü ekranlar mahkeme salonu değildir ve itibar suikastının zamanaşımı yoktur.
Her şeye rağmen; Rasim Ozan Kütahyalı, Cem Küçük ve onlarcası ne kadar haksızlık yapmış, ne kadar büyük günahlara imza atmış olurlarla olsunlar, biz onların düştüğü hataya düşmeyelim. Kimseyi mahkeme kararı olmadan suçlu ilan etmeyelim. Masumiyet karinesine saygı duyalım ve adil yargılanmalarını dileyelim.
Çünkü hukuk; sadece dostlarımız için değil, rakiplerimiz ve hatta hiç sevmediklerimiz için de savunduğumuzda gerçekten hukuk olur.
LOGOSU BENDEN HEDİYE
Yeni Parti, uzun süredir sessizliğe gömülmüş bir toplumun üzerine çöken karamsarlığı yırtan bir umut dalgası olarak doğdu. AKP iktidarı karşında yıllardır ardı arkası kesilmeyen hayal kırıklıkları, kaybedilen seçimler ve halkın derdine derman olamayan, ufuksuz politikalar toplumu geleceğe dair derin bir ilgisizliğe sürüklemişti.
Özgür Özel ve arkadaşları, ortaya koydukları iddia ile bu gidişata güçlü bir fren koymayı başardılar.
Ancak asıl sınav şimdi başlıyor.
CHP’nin ilçe ve il örgütlerinde, belediye binalarında, genel merkez koridorlarında, meclis sıralarında yıllarca "var olan ama tek bir fikir üretmeyen" koltuk sevdalıları; tüzüğün, makamın ve rozetin zırhına sığınarak siyasal ikbal devşirenler birer birer Yeni Parti’nin kapısına kapılanıyor.
Yıllardır biriken başarısızlığın, hezimetin ve sinmişliğin bizzat mimarı olanlar; o yanlışlara göz yuman, sesini çıkarmayıp konfor alanını koruyanlar, şimdi de rüzgarın estiği yöne doğru pişkince savruluyor.
Herkes biliyor ki, bu bir siyasi arayış değil, açıkça bir "ikbal fırsatçılığı."
İşte tehlikenin tam kalbi burası.
Şarap değişiyor ama kadeh aynı kalıyorsa, o değişim halka nasıl inandırıcı gelebilir? İsmiyle, vizyonuyla, ürettiği değerle değil; sadece göğsündeki rozetin meşruiyetiyle ayakta kalmış çıkarcı kadrolar yarın parti örgütüne ve karar mekanizmalarına sızarsa, biz hangi "Yeni"den bahsedeceğiz?
"Yeni", sadece tabelayı değiştirmek değil; o tabelayı taşıyan zihniyeti ve aktörleri de tazeleyebilmektir.
Aksi takdirde, umut olarak başlayan bir hareket, eskinin bagajlarını taşıyan bir yük vagonuna dönüşme riskiyle karşı karşıya kalır.
Levent Arkan dün çok yerinde bir teşhis koymuş.
"80 yaşına geldikleri halde hâlâ parti değiştirip koltuk kovalayanlar için 'Eski Parti' adında bir parti kurulmalı, ömürlerini orada tamamlamalılar."
Katılıyorum, ama halkayı biraz daha büyütmek şart.
Çünkü mesele sadece yaşla ilgili değil; yaşça genç ama zihnen fosilleşmiş, koltuğa yapışmayı siyaset sanan, sadece kendi menfaatini düşünen, hatta siyaseti gelir kapısı yapan bir kitle de var.
İster 80’inde olsun ister 30’unda... Zihniyeti eskimiş tüm bu çıkarcı koltuk sevdalılarına tek bir "Eski Parti" çatısı şart!
O parti kurulsa logosu da benden hazır.
Hayırlı olsun.
YALANLAYAN YALANLAYANA
Tutuklu bulunan İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, gazeteci Barış Yarkadaş'ın kendisi hakkında dile getirdiği iddiayı sert sözlerle yalanladı.
Barış Yarkadaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Hürriyet'in gözaltında bulunduğu süreçte CHP yönetimine mesaj gönderdiğini ve "Ben CHP'liyim ve CHP'de kalacağım" dediğini öne sürmüştü. Bu iddia kısa sürede siyaset gündeminde geniş yankı bulmuştu.
Hürriyet'in avukatları aracılığıyla yapılan açıklamada ise Yarkadaş'ın iddialarının gerçeği yansıtmadığı belirtildi. Açıklamada, söz konusu paylaşımın doğru olmadığı vurgulanırken, "Barış Yarkadaş'ın açıklamaları gerçeği yansıtmamaktadır. Amacı ortalığı karıştırmaktan başka bir şey değildir." ifadelerine yer verildi.