✍️CELAL ŞENGÖR HOCA'DAN DEĞERLENDİRME
Türkiye halkı kravat takar, lüks otomobillerde dolaşır, bikinili hatunları sosyetik plajları doldurur, plansız şehirlere şekilsiz gökdelenler inşaa ederek yaşanmaz hale getirir, ama tüm bu halk zenginiyle fakiriyle, şehirlisiyle köylüsüyle zır cahildir.
Kendi tarihinden habersizdir. Aslında ne dilini, ne dinini bilir, ne geleneklerini tanır, ne de toplumsal değerlerinin evriminden haberdardır.
Muhteşem Yüzyıl diye televizyonlarda alkışladığı dönemde, devletinde Amerika'dan gelen gümüşün ilk enflâsyonu başlattığını bilmez (çünkü Avrupalı dünyayı keşfederken, muhteşem(!) padişahları hareminde gönül eğlendirmekte, dünyayı öğrenelim diyen Pirî Reis'in kafasını vurdurmaktadır...
O, muhteşem(!) yüzyılda Anadolu'da medrese o kadar ayağa düşmüştür ki, öğrenci haydutluğa başlamıştır (buna softa şekâveti denir). Avrupa'da ilk yenilgimizi Muhteşem(!) Süleyman devrinde aldığımız gibi (1.Viyana bozgunu 1529), Hint Okyanusuna her çıkışımızda mini mini Portekiz'den sopayı yiyip Kızıldeniz'e veya Basra Körfezi'ne tıkılışımız da bu büyük(!) padişah efendimizin devrindedir..
Yine onun zamanında dünya keşfedilirken, Hint Okyanusu'na kadırga denen sandallarla açılan ve 1554'te Hindistan'da karaya oturan büyük(!) bir amiralimiz, yürüyerek üç senede Hindistan'dan Edirne'ye gelmiş ve meşhur bir kitap (Mirât-ül Memâlik) yazmıştı. El alemin dünyayı öğrendiği bu dönemde Seydî Ali Reis gazel söyleyip, eğlence partilerini anlatmaktan başka tek bir detaylı coğrafya bilgisi toplamayı gerekli bulmamıştı...
Büyük(!) Sultanımız Süleyman'ın Fransa kralı 1.François'i hapisten bir mektupla kurtardığını okurduk mektepte. O François'nın kurduğu Collège de France bugün dünyanın en önemli araştırma kurumlarından biridir. Bizimkinin hangi kurumu ayakta kaldı?
Hangi kurumunun insanlığa beş paralık bir faydası oldu?
Tek becerdiği kalıcı şey, aklı başında öz oğlu Şehzade Mustafa'yı Hürrem uğruna katlettirip, devleti bir ayyaşa teslim ederek halkının geleceğini karartmak oldu..
Artık yeter!.
Bu ve benzeri rezillikleri yalanlarla bezeyip yücelten, buna karşılık bize bütün dünyada saygınlık kazandıran, aklımızı kullanıp onurlu insanlar olmamızı sağlayan Atatürk'ü aşağılayan âlim pozlu, ukala tavırlı zır cahilleri her gün halkın karşısına diken televizyon kanallarından ve gazetelerden gına geldi. Yükselen ahlaksızlık grafiğimiz kimin eseridir sanıyorsunuz? Cehalet tüm fenalıkların anasıdır. Biz de o anayı besleyip büyütüyor, onun tosuncuklarına oylar veriyoruz...
Artık yeter! Memleketimde her elimi attığım yerde cehalet çirkefine bulaşmaktan bıktım...
Prof. Dr. Celal Şengör
Evet yobazcım, sen haklısın kuzum... Biz Atatürkçüler olarak putperestiz!
Öyle ki Anıtkabir bizim kutsal mekanımızdır. Her gittiğimizde Misak-ı Milli Kulesi'ne mutlaka çaput bağlarız.
Binlerce kişi -birbirimize kıç kıça yapışık halde- mozole yapısını tavaf etmek Anıtkabir ziyaretlerimizin olmazsa olmazıdır.
Hele Kurtuluş Savaşı Müzesi koridorlarında, Ata'nın kişisel eşyalarının sergilendiği bölümlerin önünde ağlama krizlerine girip bayılmalarımız yok mu!
Mesela en putperest olduğumuz anlardan biri de Ata'nın temsili lahdine yüzümüzü sürebilmek için birbirimizi linç edişimizdir.
Tüm bunları yaparken zavallı muhafızların biz kudurmuşları güçlükle zaptettiğine tanık olabilirsin.
Hani utanmasak Kurtuluş Savaşı ve sonrasında bize ihanet edenlerin heykellerini ana avluya dikip taşlayacağız o derece putperestiz, hani aramızda kalsın.
Çok fenayız çoook, öyle böyle putperest değiliz kuzum...
Neyse ki sizde bu tür putperest ritüeller yok hadi gözün aydın, alemlerin rabbine bin şükür!
Bonus: Bir de Nutuk'u bez torbaya koyup duvara asmak gibi tuhaf huylarımız vardır. O bez torbanın içinde öylece durur, bir kez bile 'Yahu toz kondurmuyoruz ama bir öğrensekya, ne yazıyor bu şeyin içinde?' diye merak edip de bir kez bile açıp okumayız. Evet evet, öyle de şuursuz ve bağnazızdır.
Bak unuttum, Anıtkabir'in taşlarını ve kapılarını yemek gibi ekstra putperestliklerimiz de vardır bizim. :)
... ... 😒
Demet Ergin
Daenerys Stormborn of House Targaryen, the First of Her Name, Queen of the Andals and the First Men, Protector of the Seven Kingdoms, the Mother of Dragons, the Khaleesi of the Great Grass Sea, the Unburnt, the Breaker of Chains.