"Mansur Yava��'a FETÖ Soruşturması / CHP Kimin Elinde?"
Evet, ilk programımız geç de olsa yayınlandı.
"İlk elin günahı olmaz" derler.
Henüz yeni yerimize alışamadık, alışana kadar anlayışınıza sığınıyorum.
Şimdi artık susmadan konuşma zamanı.
Desteklerinizi bekliyorum.
https://t.co/XAeIrogpj1
Zafer Partisi Türk siyasetinde çok önemli bir boşluğu dolduracak potansiyelde fakat genel olarak zafer partililer bu niteliği kaldıracak olgunluğa sahip değiller. Veryansın ile Taraf'ı aynı cümlede geçirebilmek için klinik deli raporlu olmak gerekir.
Bu toprak benim, ben Türküm, bu hayat benim egemenlik hakkıma tabi olarak inşa olundu. Bunu benden almaya çalışanı üzerim. Engellemeye gücüm yeter, yetmez ama kastedeni üzerim. Devlet benim vekilim, ben yoksam kıymetsiz. Bizim için kimseye kul olmama hakkını edineli asırlar oldu.
Yaklaşık 1 senenin sonunda bakla ağızdan çıktığına göre soru şu:
"Tarih gösteriyor ki 61 ve 82 Anayasalarını yapan iradenin meşruiyeti “silah”tan edinilmişti(...) Bir 'Federasyon Anayasası' yapmanın meşruiyeti mevcut Anayasa’dan elde edilemeyeceğine göre(...)?"
4- Geçen on senelerde, geldiğimiz noktada; karşı-devrim mevcut statükoyu yıkmış ve fakat yerine yenisini oluşturamamıştır. Halkı kahpece buhrana sürükleyerek yeni bir kurucu anayasaya ve yeni bir düzene mecbur etmek niyetleri olduğunu zannediyorum. (bkz. 12 Eylül)
1- Uzun senelerdir duygu ve kaygılarımı geri bırakmaya alışmış biçimde haber takibi yapan biri olarak son dönemde, özellikle son bir haftada, psikolojik olarak yılgın ve depresif hissediyorum.
3- Bunun yanı sıra, bu problemlerin dünden bugüne oluşmadığı açık, semptomların da hakeza. Bugün geçen haftadan daha güvensiz hissetmemiz için bir sebep yok iken öyle hissediyorsak, mantığımız veri bombardımanı ile devre dışı kalmış demektir, terörize/travmatize ediliyoruz.
Paris olimpiyatlarında Sodom Gomore kültürünün manşete çekilmesi bir medeniyet olarak Batı uygarlığının çok derin çağlarüstü bir kriz yaşadığını gösteriyor!
Kültürel bir kaos su üstüne çıkmış tüm dünyalılar tarafından teşhis edilmiştir, Avrupa'da fetret dönemi başlamıştır!
Kardeşlerim dersimize iyi çalışmak zorundayız, çünkü bin yılda bir görülen çok büyük dönüşümler değişimler yaşanmaktadır!
Bütün dünyalılara Avrupa, reformlar, bilimsel devrim, felsefi eleştirel kültür, aydınlanma, sanayi devrimi ve insan haklarına dayalı anayasalar gibi büyük anlatılarla öğretildi! Ya da Avrupa merkezli kültür zihinlere işte bu büyük dönemlerle yerleşti!
Paris Olimpiyatlarına damgasını vuran Sodom Gomore görüntüleri bu büyük anlatının sonuna geldiğimizi gösteriyor, olaylar şöyle gelişti:
1980'li yıllara kadar Batı siyasetine ve kültürüne hakim iki büyük görüş vardı, birincisi, muhafazakar kültür, beyaz adam, efendi, aile değerlerine bağlı, kendini uygarlığın sahibi gören, sömürgecilik ve kölelikten hiç utanmayan ve komünizme karşı savaşan, diye özetleyebiliriz!
İkinci büyük siyaset, sendikalar ve sol ve sosyal demokrat partilerle iki yüz yıla yakın kapitalizme karşı savaşan materyalist bir felsefe, emeği, işçiyi, merkezine koyan, altta kalanları savunan ve insan hakları değerlerine bağlı, eşitsizliklere ve imtiyazlara üstünlüklere karşı çıkan!
Kardeşlerim, 1980'li yıllarda neo-liberalizm geldi ve dünya en köklü kurumlarıyla kökünden değişmeye başladı!
Neo-liberalizm önce sol partiler ve sendikaların işini bitirdi, sonra, arkasına Nato ve Dünya Bankasını alıp milli devletlerin yıkımına başladı, her şeyi özelleştirmeliyiz deyip devletin ve halkın elindeki şirketleri kooperatifleri ortadan kaldırdılar, sonra küreselleşme-globalleşme-tarihin sonu deyip çok uluslu şirketlerin önünü açtılar!
Neo-liberalizm Orta-Doğu ve ülkemizi felaketlere sürükledi, büyük göç dalgaları ortaya çıktı, tüm dünyanın zenginlikleri sayıları iki yüz-üç yüz büyük şirketlerin eline geçti ve halklar ve milli devletler acımasız serbest piyasa ve büyük şirketlerin siyasi dayatmaları karşısında savunmasız kaldı!
Ancak neo-liberalizm Orta-Doğu'dan daha büyük felaketleri İngiltere, Fransa, Amerika, Almanya gibi büyük devletlerine getirdi, şöyle, devletlerin müdahaleci korumacı milli güçlerini ve sınırlarını yıkınca Nato ve Amerika karşısında büyük devletlerin eli kolu bağlandı, mesela siyonizm soykırımı karşıs��nda dahi halkları ayağa kalkmasına rağmen kendileri pasif ve soykırım iş birlikçisi oldular! Amerika büyük devletleri savaş makinesinin emrine soktu, Orta-Doğu ve Ukrayna savaşı?
Edebiyatta, bilimde, sanatta, felsefede Batı uygarlığının taşıyıcısı büyük Batılı devletlerinin elini kolunu iradesini büyük finans kurumları ve sıcak parayla bağlamakla kalmadılar, bir de?
Ve milli devletleri yıkmak için etnik, dini, mezhebi bölünme ve çatışmalar için 'kimlik' savaşları başlattılar!
Sonra her örgütlü yapıyı, kooperatif gibi sendika gibi 'terörize' etmeye başladılar ve örgütlü yapıların karşısına 'birey' kültürü ikame ettiler, bu örgütlü yapıları da çok kurnazca çözüverdiler, şöyle, örgütlü yapıların karşısına 'sivil' örgütleri koydular, çevreci sivil örgütler, feminist sivil örgütler, vb.
Ve örgütlü yapıların karşısında olan her birey odaklı yapıyı ellerindeki büyük sermayeyle fonlayıp besleyip büyüttüler ve manşete çıkartıp dünyanın en büyük sorunları bunlarmış algısına başladılar!
Ve sonunda iyice azıttılar ve Batılı muhafazakar beyaz adamın 'aile' kültürüne de saldırmaya başladılar!
Öyle ki, bugün (ele geçirdikleri ya da dönüştürdükleri) dünyanın bütün üniversitelerinde ve medyasında hocalara ve öğrencilere insan hakları dediğinizde hepsinin aklına ilk önce ehlileştirilmiş çevrecilik, feminizm ve LGBT gelir, yani insan hakları, yoksulluk, sömürü, eşitsizlikler vb. kavramlarının muhteviyatını kökünden değiştirdiler!
İnsanlar işsiz, konuşamıyorsun, milletler açlıktan ölüyor, konuşamazsın, vergi ve gelir adaletsizliği tarihlerin en çılgın düzeyinde, sesini çıkartamazsın ve hiçbirini 'insan hakları' ya da 'eşitsizlik' başlığına sokamıyorsun, hatta savaşlara karşı çıktığında bile ne o özgürlük gelmesine karşı mısın ne o diktatörden yana mısın diye ağzınızı açtırmıyorlar!
İyice azıttılar ve gay bar kültürünü sanatın edebiyatın modanın ve hatta felsefenin hatta rönesansı dünyaya öğreten Avrupa uygarlığının en üstüne koyuverdiler!
Hatta feminist ve eşcinsel değilsen ödül dahi alamazsın medyada adını dahi geçirmezler!
Kardeşlerim bu bir LGBT terörü! Bir azınlık kültür tarihin en köklü kurumu aile'ye saldırıyor, çocuklar üç beş yaşında cinsiyetlerine kendileri karar verecekmiş hatta okullarda öğretmenler nezaretinde bağımsızca karar vereceklermiş!
Tarihte ve bugün bütün toplumlarda sayısal oranları yüzde bir, sıfır buçuk olan eşcinsel kültürünü bu denli başat ve merkez haline neden getirdiklerini konuşmalı ve anlamalıyız!
Avrupa Birliği bir cennet kardeşlik diye sol'u kafaladılar ve sonunda AB'yi Amerikan savaş makinesinin emrine verdiler! Böylelikle tarihi ve sayısal gücü olan sol partileri işlevsiz hale getirdiler ve solcular da neo-liberallerin kimlik politikalarına balıklama atladı ve hızla liberalleştiler ve siyasi tabanlarını aşırı sağ ve Trump gibilere kaptırıp siyasi güçlerini kaybettiler!
Sadece elit seçkin buyurgan bilmiş bir kimlik sol liberallerin gururlarını tatmin için kafi geldi, bu seçkin bilmiş ağbilerin entellikleri boş kalmasın romantik devrimcilikleri tatmin olsun diye de LGBT gibi siyasi alanlar açtılar!
Yani neo-liberaller Batı'nın tarihi siyasi güçlerinin enerjisini kökünden söküp alıp piyasa ve sömürü karşısında alternatiflerin önünü tıkadılar!
Bugün insan hakları deyince aklına köleleştirilen sömürülen soyulan hakkı yenen milyonları evsiz yurtsuz sığınmacı yapan yok sayılan aç işsiz soyulmuş kitleler değil eşcinsel, ehlileştirilmiş şirin çevreciler ve feminist kültür geliyor!
Derdimiz açlık yokluk eşitsizlik ve sömürü ama sermaye sınıfı yolları tıkamış bizi konuşturmuyor, konuşmasına müsaade ettiği tek şey: LGBT!
Bizim kuşak milli devleti yıktırdığımız ve vatanımızı işgal karşısında koruyamadığımız için çok hayıflanıyor ve kahrediyoruz, ama sanırım bizden sonraki kuşak değil vatanı, .ötünü kurtarmanın savaşı içinde bir hayatları olacak...
Yani liberaller önce bağımsızlığınızı aldılar meclisinizi ortadan kaldırdılar sizi etnik mezhebi tartışmaların içine soktular ve Gazze'de Bosna'da soykırımlara giriştiler ve milli servetler ve kamu şirketlerinizi yağmadılar ve vatan toprağınıza hukuksuzca maden şirketlerini soktular ve sonunda insanlığın en köklü kurumu aileyi çözmeye başladılar ve yani, dünyalıların kardeşlik barış diye ortaklaşa en büyük değeri spor organizasyonunu fırsat bilip, sübyancılığı, sapıklığı, şovla süsleyip, .ötümüze dayadılar!
Ya da şunu mu söylemek istiyorlar: Gazze'de çocuklarınızın soykırımdan geçirilmesini istemiyorsanız, kaşlarına gözlerine eşcinseller gibi makyaj yapın!
Yeni Şafak yazarı AKP’li Aydın Ünal:
“Ateist Türk değil, müslüman Suriyeli çok daha fazla bizdendir.
Türk ama ateist, Tengrici, kalbi kararmış, zır cahil biriyle; dürüst ve Müslüman bir Suriyeliyi yan yana koysanız hangisini seçerdiniz?”
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti, toprak bakımından büyümüş bir Neo-Osmanlı değil; bölgesel nüfuz alanı genişlemiş bir laik-ulus devlet olacaktır. Bağımsız kalmak istiyorsa, çağın emrettiği gerçeklik budur."
@selamadostlar Ama zannediyorum, niyetleri gerçekleşebilirse, kumpasın merkezine Özdağ'ı ve partisini yerleştirmeyi tercih ederler. Halk algısında marjinalize etmesi daha kolay.
Yine daha evvel gözlemlendiği üzere; Bölgesel/Küresel Elektrik Kesintileri travması, Great Reset'te yeni bir enstrüman. "Güneş patlaması" haberlerini arşivlemekten zarar gelmez.
https://t.co/CbiT73VDNl
🔴#ÖNEMLİ | İngiltere Başbakan Yardımcısı Oliver Dowden, elektriğin ve internetin uzun süre kesimle ihtimaline karşı vatandaşlarına:
Pil ve pille çalışan araçları evde stoklaması gerektiğini söyledi. Ayrıca mum da almaları önerisinde bulundu.
İsveç de benzer bir uyarı verdi.