"Türkler Anadolu'ya 1071'de geldi" sözü doğru değil.
Bu, Batı'nın stratejik bir yalanıdır.
"Siz buranın yerlisi değilsiniz, sonradan geldiniz, işgalcisiniz" propagandası...
1071'den önce vardık.
Küçük ve dağınık boylar halindeydik.
Hristiyan Türkler zaten Anadolu'daydı.
1071'de Sultan Alparslan geldiğinde, Hristiyan Türkler de Alparslan'ın yanında yer aldı.
1071 Türklerin ilk kez gelişi değil, Anadolu'ya EGEMEN olduğu tarihtir.
1071'den binlerce yıl önceye uzanan; Hakkari'den Denizli'ye kadar tüm Anadolu, binlerce yıllık Türk kalıntılarıyla mühürlüdür.
Siyonizmin ve emperyalizmin sinsi çarpıtmalarına izin vermeyelim.
Bu vesileyle; bu toprakların TAPUSUNU ALAN Sultan Alparslan'ı
ve 1922'de o tapuyu yırtıp bizi bu topraklardan atmak isteyen emperyalistlere karşı Büyük taaruzu başlatıp zafer kazanan Mustafa Kemal Atatürk'ü ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.
Türk'ün zaferi kutlu olsun!
İstanbul'da 158'i tarihi olmak üzere 219 aktif kilise var.
Atina'da 250 bin Müslüman var ama cami sayısı 0 (sıfır).
Kim medeni, kim barbar?
"Camilerinizi yok ettik" diye gurur duyarak paylaşım yapanlar da bunlar. 🤡
Bu kişilerin derdi Kilise ya da Hristiyanlık değil.
Dertleri, saldırgan Yunan milliyetçiliğini meşru zemine oturtmak için "Hristiyanlığı" bir mağduriyet kalkanı olarak kullanmak ve Turkofobi yaymaktır.
Bu ülkenin adı Yugoslavya ve halkına da Yugoslav halkı denirdi.
Yugoslav halkı ülkenin bir ucundan diğer ucuna rahatlıkla gidebiliyordu.
Sonra birisi ben Hırvatım, Sırpım, Bosnalıyım vs vs diyerek eşitlik adı altında ayrımcılık ve ayrıcalık istediler.
Halk olamadıkları şimdi dedelerinin mezarına pasaport ile gidebiliyorlar.
Bu olaya Türkiye gözü ile de bakabilirsiniz. Kürtüz, Lazız, Çerkesiz vs vs ama biz Türk halkıyız. Yarın eşitlik adı altında ayrımcılık isterseniz, İstanbul'daki evimizi bırakıp Mardin'e göç etmek, Diyarbakır'daki dedemizin mezarını pasaport ile ziyaret etmek zorunda kalırız. İşte bunu isteyenlere terörist de derim, ölüsüne rahmet de okumam.
Elektrikli otomobilinin manyetik alanını ölçüm cihazıyla test eden bir sürücü, aracın hareket halindeyken yaydığı radyasyon değerlerini ve cihazın kırmızı uyarı verdiği anları paylaştı.
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Galatasaray'ı sürekli hile hurda ile suçlayan Fenerbahçe, bugün bir kez daha transfer hilesi yüzünden UEFA'dan para cezası aldı. Geçmişe dönüp baktığımızda 2000 yılından bu yana Fenerbahçe UEFA'dan,
- 2005, 2008, 2010, 2013(4 defa), 2022, 2023, 2024(3 defa), 2025(2 defa), 2026 yıllarında tribün olayları cezası
- 2007 Anderlecht cezası
- 2010 - 2011 Avrupa kupalarından men
- 2016 FFP cezası (7,5M)
- 2026 uygunsuz transfer cezası (7,5M)
ceza aldı. Aynı tarihe baktığımızda Galatasaray'ın UEFA'dan aldığı tek şey kupa (2 adet)
Görüyoruz ki ligimizde iyi ve kötü birbirine karışsa da UEFA'nın adaleti kimin doğru kimin yanlış olduğunu ortaya koyuyor. Geriye ise ev sahibini bastırmak için canhıraş saldıran yavuz hırsızın beyhude çabaları kalıyor.
Danimarka’da çocuklara doğada hayatta kalma eğitimi verildi.
Avcılığın nasıl yapılacağı, avlanan hayvanın nasıl yüzüleceği, nasıl kesileceği ve pişirileceği eğitimde anlatıldı.
🚨Fenerbahçenin Futbolculara ödediği maaş skalası sızdı !
🚨Ödedikleri maaşlar yaklaşık 150 milyon euro limitleri yok!
🚨Büyük Galatasaray taraftarı bunu günndeme taşıyalılm!
#SonDakika
Şansal Büyüka, “İlk kez açıklıyorum” diyerek anlattı:
• 3 Temmuz’dan birkaç gün sonra evdeydim. İş insanı Yüksel Çağlar aradı.
• Yüksel Çağlar, Fenerbahçe’de sözü, sohbeti ve ağırlığı olan Divan Kurulu üyelerindendir.
• Beni aradı. ‘Mehmet Ali Aydınlar çağırdı, ona gideceğim. Beraber gidelim’ dedi.
• Mehmet Ali Aydınlar da yeni federasyon başkanı olmuştu.
• ‘Benim ne işim var?’ dedim. Çok ısrar etti. ‘Gelmeyeyim’ dedim, yine ısrar etti.
• Sonra kendi kendime, ‘Niye gitmiyorum ki? Ben gazeteciyim. Evet, gideyim. Federasyon başkanıyla görüşürüm’ dedim.
• Maslak Acıbadem’de patron odasına gittik. Yüksel Çağlar’la buluştuk. Mehmet Ali Aydınlar oradaydı.
• Yanında da Fenerbahçeli, orta yaşlı bir avukat vardı. Muhtemelen Fenerbahçe Kongre Üyesiydi ama ismini hatırlayamıyorum.
• Mehmet Ali Aydınlar aynen şu ifadeyi kullandı. Size yemin billah, gereken kutsal değerler üzerine söylüyorum:
• ‘Ben tarihe Fenerbahçe’yi küme düşüren federasyon başkanı olarak geçmek istemiyorum’ dedi.
• Bakın, bir kelime eksik söylemiyorum. Tanığım var: Yüksel Çağlar. Tanığım var: O avukat.
Suyun karşı yakasında seçim öncesi İTİRAFNAMELER.
Bir tarafta TFF limitlerinin TFF'nin onayıyla nasıl içinden geçtiğini anlatan, seçimi kazandığında ise kuralsızlığı kanunsuzluğu daha da ileri götüreceğinin vaadini veren Safi Rüzgar, diğer tarafta tüm dünyanın yakından tanıdığı UEFA'dan tescilli şike hükümlüsünün itirafları.
Bir tarafta "bir yapı varsa yapıyı da biz kuracağız", “usülsüz transferler yapacağız” vaatlerinde bulunan Safi Rüzgar, diğer tarafta kendinden emin bir şekilde Şampiyonluk vaadinde bulunan bir şikeci.
Yalnızca 1 yıl başkanlık yapacağını, bunun için aday olduğunu ve şampiyon yaptıktan sonra görevi bırakacağını açıklayan bu şahsın kendine olan özgüveninin sebebi tüm spor kamuoyunun malumudur.
Başkanlığı döneminde toplam 10 şampiyonluğumuzu, 2 Avrupa Kupamızı gören bu şahsı 5 sene üst üste şampiyonluk rekor denemesi yapacağımız bu sezonda bir kez daha tarihe yakından tanıklık etmesi için heyecanla bekliyoruz.
Galatasaray Kulübü Üyesi Deniz İsmail Aras: "Yapı masalına sarılanların başkanlık koltuklarında Cumhuriyet kurulana kadar hanedan mensuplarını görüyoruz.
Tek parti döneminde 16 yıl kulüp başkanlığı yaparken aynı süreçte bakanlık, başbakanlık ve meclis başkanlığı yapan başkanlar var! Başbakanken, başkanı olduğu kulübe örtülü ödenekten para aktaran bir yapı!
50-60 yıllarında Demokrat Partilileri, 70'li yıllarda Adalet Partili, 80-90'lı yıllarda ise darbeci paşalar öne çıkıyor. Yeri geliyor transferleri için jetler kaldırıyorlar.
2000'li yıllarda, ordu tasviye edilirken o sürecin aktörleriyle birlikte, halı sahalarda ve kebapçı açılışlarında görüyoruz yapı diyenleri!
İş öyle noktaya geliyor ki; kupa finalinden kaçmak için stadyumun adını 'Atatürk' yapacağız diye genel kurul toplayıp, hava durumu değişince stadyumunun ismini de havaya göre seçen bir yapıya dönüşüyorlar. İşte bize yapı diyenlerin kısa tarihi bu."